Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

İki bayramdan duygusal notlar


Bugün 30 Ağustos’tu… İki bayram bugüne denk gelmişti… Bundan önceki yazımda bunun bir mesaj ve şans olduğunu yazmıştım. Bir büyük milli bayram ve müslümanların en kutsal dini bayramı Ramazan Bayramı…Birlik ve beraberlik,kardeşlik adına müthiş iki olgu yanyanaydı.
Akşamdan yağmur bulutları birikmeye başlamıştı.
Sabah ezanı ile kalkıp bayram namazına hazırlık yaptığımda esen seher rüzgarı yağmur kokuyordu.Evimizin iki yüz metre ilerisindeki Bilali Habeşi Camiine doğru yürürken başımı gökyüzüne kaldırıp bulutlara baktım. Bayram namazından sonra Antalya Cumhuriyet Meydanındaki tören yağmur altında kalabilir miydi diye düşündüm.
Çocuklar, gençler büyükleriyle birlikte çoktan camiinin yolunu tutmuştular bile. Camiide zar zor bulduğumuz bir saf bulup oturduğumuzda namazı kıldıracak imam şöyle bir cemaata baktı sonra bayram namazının nasıl kılınacağını özetledi.
İçimden:
-Ah keşke cep telefonlarınızı kapatmayı unutmayın deseydi.Dedim.
Çünkü Bayram ve Cuma namazlarında telaştan mı, umursamazlıktan mı olsa cep telefonunu açık unutan ve tam secdeye giderken çalan cep telefonu yüzünden kafa üstü çakılan çok mümin olmuştur.
Cep telefonu kazalarını bilen cami imamları artık camilerin uygun noktalarına cep telefonunu kapatınız uyarıları asmak zorunda kalmıştır.
Yurdun bir köşesinde Bayram namazı kıldırmakla görevli bir imam cemaati uyarır:
“Allah rızası için cep telefonlarınızı kapatın.”Der.
Üzerinde cep telefonu olanlar bu uyarı üzerine cep telefonlarını kapatırlar.
İmam niyetini eyleyip tam Allahuekber diye tekbir getirirken hain bir cep telefonu acı acı çalmaya başlar.
Cemaat şaşkındır. Çünkü çalan cep telefonu imam efendinindir. Allah’tan cep telefonunun zil sesi Mastika ya da oynama şıkıdım şıkıdım değildir.
Bayram namazı sonrası cami bahçesinde el sıkıştığımız mahalleliye, konu komşuya hayırlı bayramlar dileğinde bulunup Caumhuriyet Meydanının yolunu tutuyorum.
Hafif raylı eskisinden daha sık çalışıyor. Beş altı dakika sonra İsmet Paşa durağında tramvaydan inip, Çarşı Postahanesine oradan da Cumhuriyet meydanına yürürken kendini sıkan bulutlar artık gevşiyor bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Yeni Vali Konağının yanına ulaştığımda bayramlık giysilerim, akşamdan çift kat boya çektiğim kunduralarım içine kadar su doluyor. Vallilk yanındaki iş hanlarından birinin giriş avlusuna sığınıyorum.
Etraf kalabalık değil. Benden başka okullardan görevlendirilmiş idareciler ve bayraktar öğrenciler var.Onlar da benim gibi ıpıslak.
Saat sabahın 08.15’i…
Tören saat 08.30’da başlayacak…Ancak yağmur öylesine yağıyor ki sanki gök delinmiş gibi!
Askeri araçlar, polis araçları ve içlerinde görevliler.
Kalabalık yok.
Elinde bayraklarıyla, çocuklarıyla, torunlarıyla hiç kimse yok. Kim bilir yağmuru hissetmişler diye geçiriyorum içimden. Bayraktar öğrencilerin ellerindeki tören bayrakları ıslanmış.
“Bayrağımız ıslanmış hocam!” Diyor. Öğretmen sabırlı, olgun bir tavır ve tok bir sesle hepimizin duyacağı tonda:
“Sen öyle san. O bayrak Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da bile ıslanmadı.” Diyor. Koşup o öğretmeni yüreğime basmak istiyorum.
Umutla bakıyorum kentin Cumhuriyet Meydanına açılan sokaklarına.
Birazdan yağmur dinecek, bulutla dağılacak ve 30 Ağusos Zafer Bayramı törenine elinde bayraklarla koşacaklar diyorum.
Yağmur yağıyor.
Gri bulutlar sağılmaya devam ediyor.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...