Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Yaşananlara sanatçı isyanı!


Bir zamanlar:

“Sınıfsız imtiyazsız toplum!” Yerine:

“Sınıflı, sömürülü toplum!”Dediğinizde hapı yutardınız. Geleceğinizin üzerine koca 141.142. maddeleri koyulur, mimlenirdiniz.

“Ne demek sınıf?”

“Ne demek imtiyaz?”

“Ne demek artı değer?”

“Ne demek emeğin kurtuluşu!”

“Özgürlük de neyin nesi?”Sorgulamasından geçirilir, doğduğunuza pişman edilirdiniz.

Oysa bütün bilimsel kitaplarda, dini kitaplarda yazılı olan en önemli somut değer:

“Emek, alın teri, hak ve özgürlüklerdir.”

“Bana hangi suçla gelirsen gel kul hakkıyla gelme.”Diyen de İslami öğretinin temel ilkelerinden biri değil midir? Bakmayın siz şimdi İslamcı geçinen ancak asıl amacı cukkacılık olanlara. Hazreti Ömer adaletinden şaşmayan binlerce sade vatandaş hakkın ve hukukun şaşmaması için olanca özverisini gösterir.

Ancak bütün iyi niyetlere rağmen bu somut gerçekler ve değerler ters yüz edilmiş, bir avuç sermayenin sığ felsefesine uydurularak sömürüye çanak tutulmuştur.

Vicdanı olan, toplumsal sorunları yakından izleyen, ak ve karayı ayrıştırabilen sanatçılar şehit haberlerine karşı tepki vermeye devam ediyorlar.

Sinema oyuncusu ve hatta Türkan Şoray’ın tahtına değer görülen Nurgül Yeşilçay:

“Yukarıdaki tabaka rahat... Alt tabakadakiler ezilip, şehit oluyor!”Diye isyan ediyor.

Sadece o mu?

Olup biten duyarsızlığa karşı isyan eden daha çok sanatçı var.

Ama önemli bir gerçeğin altını bu genç sanatçı gözyaşlarıyla çiziyor:

“Yukarıdakiler, aşağıdakiler!” Olgusuna dikkat çekiyor.

Yeşilçay bilmelidir ki sadece bugünün sorunu değil bu... Dün de vardı. Ancak zengin kimliklerin de farklı biçime dönüştüğünü hep beraber görüp, tanık oluyoruz.

Elbette evlatlarımızı sosyal ve ekonomik durumlarına göre ayrıştırmak, ötekileştirmek yanlıştır! Ne yazık ki Türkiye gerçeğinde zenginin çocuğu ile yoksulun çocuğu arasında büyük farklar ve hata sosyal, ekonomik, kültürel uçurumlar vardır. Bugün şehit düşen çocukların yüzde doksan dokuzu yoksul, gariban çocuklarıdır. Tıpkı eğitimde olduğu gibi... Varlığına göre eğitim alanlar, alamayanlar diye kolayca belirleme yapabiliriz.

Oğlunu askere göndermemek için geçmişte çürük raporu alanlar ve raporu verenler medyaya yansımıştı.

“Aman! Benim oğluma askerlik görevinde bir şey olmasın!”Diyen ve bedelli askerliğe parasını bastırıp oğluna askerlik yaptıranların sayısı da hiç de azımsanmayacak sayıdadır. Yurt dışına transfer olup askerlik görevini bedelli olarak yapanları da unutmayalım.

Ya bugün?

Bugün de bütün bu haksızlıklar var mıdır?

Yanıtı şehit cenazesi kalkan evlatlarımızın geride kalan ailelerinin medyaya ve bizlere yansıyan görüntüleridir.

“Seni vatana helal etmiyorum, Allah’a emanet ediyorum!” Diyen Van’da şehit düşmüş Astsubay Erkan Durukan’ın eşi Emine Durukan’ın haykırışı aslında sözün bittiği yerdir.

Peki, toplum bu ağır manevi olumsuzluğu taşımaya devam edebilecek mi?

Bence etmeyecek! Zira şehit cenazelerinde evlatlarının ardından ağlayan ana ve babaların önemli bir bölümü:

“Vatan sağ olsun!”Demiyor. Açıkça ve öfkeyle:

“Neden bu terör yok edilemiyor? Niçin kan akmaya devam ediyor? Ben evladımı dağlarda yok edilsin diye mi size emanet etim?”Diye haykırıyor.

Yavaş yavaş yediğini sindirirken gözyaşı akıtan timsaha dönüşüyoruz.

Her şehit cenazesinde kanlı yaşlar döküp, ağıtlar yakıyor ancak saatler sonra bu acı tabloyu unutuyoruz. Ta ki yeni bir terör saldırısına kadar!

Tepedeki söylemler boş kubbede nahoş bir sedaya dönüşüyor. Halkımız vatan görevi yaparken düşen şehitlerin sosyal yapısına tanık oldukça daha bir kahırlanıyor. Ve bu kahır hızla birikiyor.

Kısacası Nurgül Yeşilçay yerden göğe haklıdır...

—Sahi, savaşlarda neden hep yoksul ve gariban çocukları ölür, hiç düşündünüz mü?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...