Cuma, 15 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Düşerken köklerinden tek tek çınarlar!


(Zap Suyu)

Bir çınar daha devrilip gitti zamanın keskin baltasının ağzından. Mihri Belli de karıştı bir varmış bir yokmuşlara.

Malatya Erguvan’lıdır koca yazar, şair, solun uslanmaz ve yılmaz savaşçısı. Can suyunda Arguvan türküleri vardır.

“Kadan alım, etme eyleme; devletle, ağayla, beyle, şeyhle savaş edilmez.”Dese de büyükleri, Mihri Belli çoktan çizmiştir halkının yanındaki ışıklı yolunu.

O sıralar bir şiir dolanır halkın dilinde. Bir şiir ki destanlaşır. İçinde; söz edildiğinde korkulan, salâvat getirilen Doğu vardır. Doğu denince ağa zulmü, devlet denince hayırsızlık, umursamazlık, üveylik vardır. Kısacası Doğu ve Güneydoğu aynı zamanda sakıncalı (!) herkes için sürgün yeridir. Bin bir renkli Anadolu’nun Sibirya’sıdır.

O şiir sadece Doğu ve Güneydoğu’da dilden dile dolaşmaz. Metropol kentlerde, halk gecelerinde, devrimci dayanışma etkinliklerinde baş sıradadır.

Ve o şiirdir ilk kez Doğu ve Güneydoğu insanınım umarsız beter yalnızlığını çığlıklayan. Öyle ki Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını o şiirin coşkusu getirir Çölemelik’e (Hakkâri’ye)... Zap üstüne devrimci köprüsü yaparlar unutmuşların, inadına.

Doğulu vatandaşını kıro, kuyruklu olarak gören gözler farklılaşır. Düşünceler üzerindeki kalın ve siyah örtüler kalkar. Yaşar Kemal, Bekir Yıldız gibi yazarlar Çukurova’yı Harran’ı yazarlar. Bedrana, Kaçakçı Şahan, Dünyadan Bir Atlı Geçti gibi kitaplarında öykülerken Urfalıyı, anlarız ki; sömürü ve zulüm alın yazısı değil, bal gibi kul işidir.





Gazeteci yazar Hasan Pulur araştırır kim yazmıştır diye Anayasso şiirini. Ve yazanını bulur, yazdığı gazete köşesinde Mihri Belli diye duyurur.

Çocukluğum ve ilk gençliğim sırasında destanlaşan Anayasso şiirinin şairi bana kalırsa koca çınar rahmetli Mihri Belli değildir. Anayasso şiirini o dönemin etkin isimlerinden olduğu söylenen sol içindeki devrimcilerden Necmettin Yazıcı’ya aittir. Öykü ve şiirlerle yakınlığı olan biz yeni yetme gençler olarak kulaktan kulağa öyle duyup, bellemiştik.

Ve sanırım ki:

“Bu şiir senin midir?”Diye soranlara Mihri Belli’nin uzun bir süre suskun kalması o yüzdendir. Kim bilir belki de bir diğer adı yani mahlasıdır Mihri Belli’nin Necmettin Yazıcı adı.

Dilerim o dönemi yaşayanlar ve yaşananlara tanık olanlar bu konudaki bilgilerini bizimle paylaşırlar.
Anayasso
Gul, gurban olduğum Hökümet Baba!
Baa bir alfabe veremez miydin?

Gara dağlar gar altında galanda
Ben gülmezem
Dil bilmezem
Şavata'dan Hakkâri’ye yol bilmezem
Gurban olam, çaresi ne, hoooyyy Babooov?

Bebek yaiir, bebek hasda, bebek ataş içinde
Ben fakiro
Ben hakiro
Dohdor, ilaç, çarşı, bazar, tam-takiro
Gurban olam, bu ne işdir, hoooyy Babooov?

Çonciğ ağliir, çonciğ öliir, geçüt vermiy Zap Suyi
Parasizo
Çaresizo
Ben halsizo, ben dilsizo, şeher uzah, yolsizo
Bu ne haldır, bu ne işdir, hoooyy Babooov?

Gara dağda gar altında ufağ ufağ mezerler
Yeddi ceset hetim hetim Zap Suyinde yüzerler
Hökumata arzeylesem azarlar
Ben ketumo
Ben hetimo
Ben ne biçim votandaşim, hoooyyyy Baboooovvv?

Şavata'dan Angara'ya ses getmiir
Biz getmeğe guvvatımız heç yetmiir
Malımız yoh
Yolumuz yoh
Angara'ya ses verecek dilimiz yoh
Ganadımız, golumuz yoh
Bu ne biçim memlekettir, hoooyyy Babooovvv?

Yerin, yurdun, adresesin bilmirem.
Angara'da: Anayasso!
Ellerinden öpiy Hasso
Yap bize de iltimaso.
Bu işin mümkini yoh mi hoooyyy Babooovvv?

Anayasso şiiri tıpkı Tevfik Fikret’in Balıkçılar şiiri gibi sapına kadar sosyal içeriklidir. Ancak Anayasso şiirinin konusu farklı ve acılı bir coğrafyanın dilidir.

Bizim liseyi bitirip üniversite sınavına büyük kentlere gittiğimiz yıllarda bir İstanbul serüvenim olmuştu.

Cağaloğlu ve onun o meşhur yokuşundan Milli Eğitim Müdürlüğüne tırmanıp, Divan Yolu ile Sultanahmet’e açılan cadde üzerine kitapçılar vardı. En çok da sol yayınları sergilerdi o kitapçılar.Bir ili kitap almak için girdiğimiz sol kitapçı dükkanında Zeki ağabey diye biri bizi karşılamış,çaylar ısmarlayıp,yaz sıcağına direnelim diye buzlu sular sunmuştu.

“Doğulular merttir, yiğittir. Devrim Doğu’dan başlamalı, öncüleri sizler olmalısınız.”Demişti.

Bizi saf, okumayan gençler sanmış olmalı ki paldır küldür bu ara gazına yanıtımızı okkalı vermiş:

“İşçi sınıfının en yoğun kentleri Batı’da... İşçi sınıfının öncülüğünü bir kenara bırakıp gariban, ağa ve az bırakılmışlığın cenderesindeki gariban kırsal insanına mı bırakıyorsunuz.”Demiştik

Sonrada Anayasso şiirini Selda Bağcan’ın sesinden şaplorens marka teybinden bize dinletip uğurlamıştı.

Mihri Belli’yi sonsuzluğa uğurlarken gördük ki arkasından güzel şeyler yazılmış tıpkı okuduğunuz bu yazı gibi.

Kimse hırsız dememiş.

Kimse vatan haini dememiş.

Bizim gibi koca bir çınar daha devrilip gitti yakıştırması yaparak saygıyla yâd etmiş. Güzel olan da bu değil mi?

Selam olsun ışık olup aydınlık saçanlara!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...