Cuma, 19 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

“Hoşgörü, en iyi dindir, uygarlığın biricik sınavıdır...”


Ramazan ayını yaşıyoruz. Doğrusu kasıp kavuran, nemiyle insanın iflahını kesen Ağustos ayında oruç ibadetini yerine getirenlerin dikkatli olması; sağlık sorunu olanın da, olmayanın da özen göstermesi gerekiyor.

Bizim çocukluğumuz; oruçların tutulduğu, aile büyükleriyle teravih namazlarına gidildiği, sırayla iftar davetlerinin verildiği ramazanlarla geçti.

Çocuklara alışsınlar diye önce tabak oruçları tutturulurdu. Tabak orucu sabahtan öğlene kadar bir şey yemeden ve içmeden geçen sürenin adıydı. Başarılı olan çocuklar; babaların, annelerin, dedelerin, ninelerin ödülleriyle onurlandırılırdı.

Teravih namazına küçük çocuklar da götürülürdü. Daha özenli olsunlar, sorumluluk alsınlar diye dolaylı olarak gözlem yapmaları sağlanılırdı.

Sahur bir başka özveri üzerine şekillendirilirdi. Uykuya dur deyip, inanca açılan gün kapısıydı.

Bütün bu olanların temelinde hoşgörü vardı.

Cafcaflı iftar yemekleri yerine içten, mütevazı ama inanılmaz duygu tadında sofralar kurulurdu.

İçinde misket köftelerin olduğu şehriye çorbası, mis gibi kokan çörek otu serpilmiş ramazan pidesi, çörekler, meyve tadını gerçekten veren kompostolar, sütlaçlar ve ardından bütün gün sabır ve özlemle içilmesi umut edilen çay.

Rahmetli babam ramazan ayında sofrasını konuksuz bırakmaz, konuk olmadığında da sevdiği, yüz bulduğu akrabaların sofrasına konuk olmaktan çekinmezdi. Ve her akşam bir başka camide teravih kılmayı gelenek sayardı.

Birden bütün bu güzellikler yok olup gitti.

Eli tespihli, yüzü sakallı, tepeden bakan garip insanlar türedi. Mütevazı ramazan sofralarını hava atan reklâm sofraları aldı. Oruç tutamayan veya tutmayanları nişangâhlarına aldılar. Falan cemaat, filan cemaat denilerek inançlı insanları bölüşme yarışına girdiler. Sahura kalkmayan, oruç tutmayanlara gâvur gözüyle bakılmaya başlandı. Dinin gerçek yüzü olan sevimliliğini yok ettiler. İnanan, inanmayan diye insanlar arasına uçurum koydular.

Sandılar ki en iyi din Hıristiyanlıktır.

Sandılar ki en iyi din Museviliktir...

Sandılar ki en iyi din İslam’dır.

Oysa en iyi ve akılcı din hoşgörüdür! Hoşgörü olmasa bütün bu dinler olur muydu?

Ramazan ayı elbette nefsin ve yüreğin arınması, yoksul ve varsıl arasındaki uçurumun görülmesi için bulunmaz bir ay.
Ancak o bilinen fırsatçılık daha Ramazan ayına günler kala devreye giriyor. Yiyecek ve içecekler üzerindeki fiyatlar yükselmeye başlıyor. Serbest piyasa koşullarını fırsat bilen yamyamlar zaten geçim sıkıntısıyla boğuşan halkı bir kez daha acımasızca vuruyor. Bu konuda yetkili olanların piyasayı izlemeleri ve fırsatçı vurguncuları enselerinden suçüstünde yakalamaları gerekiyor.

Ramazan ayında televizyon kanallarındaki reklâmların yüzde seksen beşini gıda ürünleri işgal ediyor. O ürünlerin ballandıra ballandıra anlatılması sizinde yüreğinizi burkuyordu. Zira onları alan almayanın da olduğunu düşünmeli RTÜK! İşsizin ve yoksulun diz boyu olduğu bir ülkede sizce de o tür reklâmlar ucube olmuyor mu?

Ramazan ayı hoşgörünün sınav ayı!

Bakalım bu sınavdan kimler geçecek, kimler çakacak!

Dilerim bu anlamlı inanç ayında ülkemizde barış için ciddi adımlar atılır, özgürlüğü varsayım ve iddiaların altına kalanların yargılanmaları hızlandırılır ak ve kara gün ışığına çıkarılır.

Nefsin ve iradenin sınandığı bu süreçte, düşüncelerin de aklın ve mantığın süzgecinden bir kez daha geçirilmesi gerekir.

Ramazan mübarek olsun!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorumlar

  • hasan artan yorumu:

    03 Ağustos 2011 Çarşamba 01:06

    hocam çok güzel konulara değ,nmişsiniz teşekkürler elinize dilinize sağlık

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...