Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Can Dündar’ın “Mustafa” filmi gösterimde

Can Dündar şiirsel anlatımlı yarı belgesel Mustafa filmiyle gündemde…
O’nu TV de gösterilen, CD ve DVD leri yok satan Sarı Zeybek belgeselinden ,naif üsluplu köşe yazılarından tanıyoruz.
Can Dündar bu kez hepimizin içinden geçen ancak söyleme dönüştürmekten korktuğumuz bir yeni yapıtıyla sinemaseverlerle buluşuyoruz.
Neydi bizim içimizden geçen?Atatürk’ün çatık kaşlı fotoğraflarının,sert bakışlı posterlerinin,cansız heykellerinin ve büstlerinin ötesindeki dünyasının anlatılması isteği.
İçimizden geçen,Can Dündar’ın yüreğinden de geçmiş olmalı ki yüzyıllara damgasını
vuran Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi,en büyük yurtsever Mustafa Kemal’i ;duygusal,etten kemikten,korkulardan,sevinçlerden,zaferlerden mağrurlaşmayan,mağrurlaşıp da höt hötlerin arkasında sevimsizleşmeyen,annesini yitirdiğinde bir an tüm dünyasının yıkıldığını sanan, sarı,kavruk leblebiyle akşam yarenliklerinde yudumladığı rakısında çocuklaşabilen ve devlet işlerinde ise tam tersi kararlı,kılı kırk yaran,ülkesinin tek bir karışını riske sokmayan,yabancı sermayeye karşı müthiş titiz ve ulusal değerlerden sapmadan yaklaşan,bağımsızlığı can damarı sayan yanlarıyla şirin bir sinema diliyle anlatıyor.
Ve filmin müziği...Filmin müziğini yapan Goran Bregoviç harikalar yaratmış.
Siz bir kemanın çıkardığı ezgilerle ağladığına tanık oldunuz mu?
Kemanın tınısındaki hüznün yer yer Mustafa’nın yüreğiyle buluşturulması filmin müziğini yapan sanatçının ustalığı karşısında da Can Dündar için çıkardığınız şapkayı bir daha çıkarmak zorunda kalacaksınız.
İslamcı gazeteci ve yazar Emine Şenlikoğlu’nun:
-Atatürk’ü hiç araştırmadım.diyen bir röportajını aylar önce siz okurlarıma taşımıştım.Şimdi de bu yazara öneriyorum:
-Lütfen Mustafa filmine gidiniz...Her yıl asrın lideri seçilen Mustafa Kemal Atatürk’ü önce bu filmdeki yanıyla tanıyın.Sonrada tarihin onu nasıl yazdığını, yaşadığı yıllara bir göz atarak inceleyiniz.Şimdiye kadar onu tanımadığınız için derin bir yürek sancısıyla sarsılacağınızı söyleyebilirim.
Dilerim bu film, entelektüel ukalalığın polemiklerinden uzak durularak ,yediden yetmişe bu ülkenin havasını soluyan her kesin izlemesine sunulur.İnanın, Atatürk’ü sevenlerin sevgisi ikiye katlanmakla kalmayacak,ona karşı tuhaf değer yargılarda olanların da düşüncesini değiştirecektir.
Teşekkürler Can Dündar..Atatürk’ün büyük bir lider olma dışında insan olduğunu bizlere anımsattığın ..
Hamasetten uzak bir yapıtı bize sunduğun,Atatürk’ü Atatürk yapan değerlerin Mustafa’nın can suyunda büyüyüp serpildiğini anlattığın için...

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorumlar

  • duygulu yorumu:

    15 Kasım 2008 Cumartesi 13:40

    can dündar iyi oku,bugünkü benliğini ATAM sayesinde yaşıyorsun...
    AŞAĞIDAKİ YAZIYI BİR ORTAOKUL ÖĞRENCİSİ, OKULUNUN DUVAR GAZETESİNE YAZMIŞ. İNANILMAZ GUZEL VE FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI İYİ DE YAPMIŞ. BOL MİKTARDA İLETELİM LÜTFEN... Bu ülkede yasayan her insanin bağımsızlığını ve demokrasisini borçlu olduğu insan: ATATÜRK... Gençliğinde kot pantolon giyememiş. Sevgilisinin elinden tutup hasılat rekorları kiran bir sinema filmine gidememiş... Padişah ona Trablusgarp Cephesi'nde görev verdiğinde, lüks uçak şirketinin, first class koltuğunda viskisini yudumlayarak görev yerine gidememiş... Halkına bağımsızlık fikrini anlatabilmek için kortej esliğinde Mercedes'lerle gezememiş Anadolu'yu... Kurtuluş hareketini başlatmak için 19 Mayıs'ta Samsun'a ayak basan ayağında spor ayakkabısı ya da kovboy çizmesi yokmuş... Kazandığı her savaştan sonra savaş sahasına fırlayıp moral veren mini etekli ponpon kızlar da yokmuş... Tarih kitaplarına bakılırsa, Yunanlıları İzmir'den denize döktükten sonra timsah yürüyüşü de yapmamışlar... Ülkesinde yapacağı devrimleri, unutmamak için not alacağı bir cep bilgisayarı olmadığı gibi, kendisine suikast girişiminde bulunacakları da cep telefonundan öğrenememiş! Atatürk için üzülüyorum. Dağ gibi adam, bir radyo programına faks çekemeden, İsmet Pasa için Safiye Ayla'dan bir istek parçası isteyemeden gitti .. Lozan Zaferi'nden sonra veya Cumhuriyet'in ilanından sonra arabaya atlayıp sabahlara kadar korna çalıp, elinde bayraklarla sokaklarda tur atamadı. Evinin balkonuna çıkıp, bir şarjör mermiyi havaya sıkamadı. Atatürk'e acıyorum... Sen kalk, dört kadınla evlenebileceğin bir dönemde dünyaya gel, sonra değerini bilmeyip tek kadınla evlilik sistemini getir. Aaaah ah... Çılgın diskolara gitmek, sabahlara kadar içip, içip rock yapmak, babasının mersedesini alıp söyle bir Emirgan turu çekmek dururken... Bunları yapmadı Atatürk... Keyif çatmadı... Tüm hayatini ülkesinin kurtuluşuna ve uygarlaşmasına harcadı... ISTE ONUN IÇIN BÜYÜK ADAMDI ATATÜRK HER FIRSAT ELINDE VARDI. O ISE SADECE BU MILLETIN BAGIMSIZLIGINI ISTEDI. BÜTÜN SUÇU 2 KADEH RAKI IÇMEKTI O KADAR.....

  • eda arıtürk yorumu:

    07 Kasım 2008 Cuma 14:12

    mantiğinizi anlamıyorum
    ilkokul çocukları bu belgeselden ne anlayacak benim aklımda kalanlar Ata yı yüceltti diyenler size sesleniyorum bir çocuk ilkokuldaki bir çocuk Atatürk diyince aşk mektupları yalnızlık buhran dikta sigara içki gibi şeyleri alacak okadar bunun yorumunu o yaştaki çocukların yapacağını düşünenler ya sizde bir hata var ya da sizler hakkaten eğitimi laf olsun torba dolsun sanıyorsunuz...

  • gulkan yorumu:

    07 Kasım 2008 Cuma 08:56

    demirci
    YAZIKLAR OLSUN SANA CAN DÜNDAR.ARTIK SEN BENİM İÇİN BİR HİÇ,GERİCİ BİR YOBAZSIN..SEN BİZİM MANEVİ KUVVETİMİZ ATATÜRKE SAYGISIZLIK ETTİN.ARTIK SENDEN MİĞDEM BULANIYOR.

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...