Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Uçsuz bucaksız sarı ve yeşilin koynunda...


Çukurca’da sıcak temasa doğru yaklaşan güvenlik güçlerinin sarı ve yeşilin uçsuz bucaksız koynundaki fotoğrafları düştüğünde internete gayri ihtiyari ürperiyoruz.

Dağın taşın Temmuz sıcağında kavrulduğu, yılanın çıyanın yazıya savrulduğu bir sırada üç ülkeye sınır olan Çukurca kırsalında ilerleyen askerlerin tam teçhizatlı görüntülerinde durup düşünüyoruz.

O görüntüler haber ajanslarından tüm dünyaya geçerken; Antalya, Marmaris, Bodrum, Fethiye, Datça’da tatilde olanlar da aynı şeyi hissettiler mi, bilmiyoruz. Ya da masa başında karar veren yöneticiler, bilgisayarının başında kahvesini yudumlayarak yorum yazan gazeteciler de heyecanlandı mı diye kendi kendimize soruyoruz.

Kartal yuvası dağlar, bir tek kuş uçuşuna izin veren vadiler, kırılan bir dal parçasının yankısının bile dört bir yana yayıldığı o coğrafyada hala silahın ve pusatın, korkuyla sarsılan yüreklerin yer alması sizi de korkutmuyor mu?

Sizde hala mecliste yemin edilmeli mi, edilmemeli mi, edilse ne olur edilmese ne olur kısır döngüsü içinde yuvarlanıp gidiyor musunuz?

Çukurca’nın bir yanı Irak, bir yanı İran, diğer yanı Suriye, bizden tarafı Türkiye’dir. Tam tamına dört ülkenin topraklarının sınırı Çukurca’nın vahşi doğasında birleşir.

Haziran 1980’inde Iraklı askerlerin otuza yakın Türkiye pasaportu taşıyan yoksul köylüyü kurşuna dizdiklerine dünyada bir tek Demokrat Gazetesi’nin birinci sayfasında yayınlanan haberini yapmıştım. O haberle dönemin Başbakanı Süleyman Demirel hükümeti Irak hükümetine rest çekmiş ve Saddam hükümeti de kıyıcı askerlerini sorgulayıp, mahkûm ettikten sonra katledilen yoksul köylülerimizin ailelerine, geride kalan çocuklarına hatırı sayılır tazminat ödemişti. Bu olayı geçmiş yazılarımda okurlarımla paylaşmıştım.

Aradan geçen zamanı, bugünün tarihinden çıkardığımızda tam otuz bir yıl ediyor. Ve değişen hiçbir şey yok. Yine korku dağları bekliyor, yine namlunun ucunda geziyor vatan evlatları.

Sadece asker mi? Yöre halkı da aynı korku ve huzursuzluğun pençesinde...

Çözümler söylemlerin içinde paramparça!

Ve o söylemler boş kubbede anlamsız bir sedaya dönüşüp gidiyor.

Patlayan mayınlar, keskin nişancıların namlusundan fırlayan acımasız kurşunlarla hayatını yitirenler, cenaze törenleri, geride kanlı gözyaşıyla kalan eşler, çocuklar, anne ve babalar...

Ardından o bilindik timsah gözyaşları, baş sağlığı dilekleri ve kara yazılarıyla yalnız kalan acılı, matemli aileler.

Ve varsa yoksa mecliste sürüp giden o acımasız gerilim.

Halelleşmek demiştik bir yazımızda.

Halelleşmek gencecik ama paramparça olmuş bedenlerin sahipleriyle mi, yakınlarıyla mı olacak? Helalleşmek dünle mi bugünle yapılacak.

Ve hala kulaklarımızı tıkayacak mıyız şehit eşlerin sıkılı yumruklarıyla:

“Seni vatana helal etmiyorum, Allah’a emanet ediyorum!” Haykırışlarına?

16 Devletin geçmişini sırtında taşıyan Türkiye Cumhuriyeti barışı ve kardeşliği kuramayacak mı?

Bugünü yönetenler dünü yönetenler gibi çözümsüzlüğe mi teslim olacak?

Uçsuz bucaksız sarının ve yeşilin koynunda yürüyorlar... Ellerinde silah, sırtlarına teçhizatla gencecik çocuklar... Dağların göğsüne saklanmış diğerleri... Ve sürüp giden, kana dönüşen vahşet dolu bir serüven. O çocuklardan, gençlerden birisi de bizim ocağımızdan çıkmış olabilir. Bugün olmasa da yarın! Oğlumuz, yeğenimiz, damadımız olabilir.

Sıcak temas ha oldu ha olacak diyorlar... Sabaha kimin salası okunacak bilinmez! Ve o uçsuz bucaksız sarı ve yeşilin koynunda cenneti cehennem edecek çatışmaların eli kulağında!

Anadolu kanamaya devam ediyor...

Analar, bacılar, yavuklular, bıyığı henüz terlemiş delikanlılar tedirgin bir ürkek güvercin yüreğiyle sarsılıyor.

Türkülere yarenlik edecek dağları silah seslerine teslim ediyoruz! Kahpe tuzaklarda, gez, göz, arpacığın ölümcül hedefinde gençler yürüyor.

Ey bu ülkeyi yönetenler! Yönetenlere muhalif olanlar, ben yöneteceğime soyunanlar ey! Hala korkuya mı teslim edeceksiniz sabahlarımızı? Nerede kaldı barış ve kardeşlik için çözüm yöntemleriniz?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...