Salı, 18 Haziran 2019
Şahin AKÇAP

İz bırakan dizi


Adam iblis.
Güzel bir aileyi tarumar edecek kadar maço, dediğim dedik.
Bir kendi dediği doğru, cümle âlemin ki yalan.
Önce helalini boynuzluyor. Sonra bir cümlede çoluk çocuğunu kapı dışarı koyup, ecnebi karıyla al külah ver külah...

Ecnebi karı desen fetbaz mı fetbaz!
Bulunca kulağı kesik İranlı eski adamı o saat satıyor bizim denizler fatihini. Entrikalar çevirirken nikâh da bastırtıyor saf Anadolu erkeğine Carolina yenge.

Bütün bu namussuzluklara karşı aile direniyor.
Hayat bu ya akıp giderken; oğlu, kızı gönül maceralarına yelken açıyor.
Daha okul önlüğü üzerindeyken ortanca kız Aylin zengin Soner’e sevdalanıp bir acayip planın mutsuz kadını oluyor.

Üniversite okuyan Berrin zamanın afili devrimcilerinden Ahmet’e sevdalanıyor. O Ahmet ki söz konusu Berrin olunca davayı da mavayı da bırakıp aşkın mecnunu oluyor.
Mete derseniz tam bir melodram... Müziğe bayılıyor ve en çok da müzik öğretmeni İnci’ye. Ama Allah’ı var babası Kaptan Ali gibi yanardöner değil. Sevdiği öğretmenini son nefesine kadar terk etmiyor.

Ve müzik öğretmeni İnci yazdığı mektupta öyle bir ders anlatıyor ki ekran başındakilere; anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az:

“İçindeki çoban yıldızını hiç bırakma. Çobanyıldızı aslında senin onurun ve cesaretindir. Bu dünyada iyilerin sayısı kötülerin sayısına gör çok az. Ama sen o az sayılardakilerden ol.” Diyor geride bıraktığı mektubunda öğrencisi Mete’ye.

Farklı hayat öykülerini “Öyle bir geçer zaman ki” dizi filminde izledik. Ama sezon finali çok daha etkileyiciydi ve yoğun mesajlarla örülmüştü.

Dizinin lokomotif oyuncularından Cemile’nin her şeye rağmen Balıkçı ile dünya evine girdiği o muhteşem ev düğününde çözülecek sanılan düğümlere dizinin usta yönetmeni ve senaristi öyle düğümler atıyordu ki çözene aşk olsun!

Devrimci Ahmet’in saklandığı odunlukta bıraktığı tabancası, Kaptan Ali’nin düğünü silahla basıp Balıkçıyı yere serdiği an hiç beklenmedik bir anda büyükanne Hasefe’nin elinde oğlu Kaptan Ali’yi yere seren silah oluyordu.

Acaba Kaptan Ali’nin alçaklılığını, annesi Hasefe’nin tetiğini çektiği tabanca sona erdirecek miydi? Bütün iblisliklerini ana sinesine çektiği Ali’si elindeki tabancanın namlusundan fırlayan kurşunla can verecek miydi?

Bir yaz gecesine sığdırılan mütevazı ama görkemli düğünde; müziğin ve coşkusunun göklere eriştiği bir anda, mutluluğu her zaman olduğu gibi mutsuzluğa dönüştüren bir deli adam Kaptan Ali yine yapacağını yapmış, evlenme yasağı koyduğu eski eşi Cemile ile Balıkçıyı hayatı pahasına engelleyebilmiş miydi?

İtiraz etsek de etmesek de, Öyle bir geçer zaman ki dizisinde o bildiğimiz Türkiye hikâyeleri iç içe geçirilerek anlatılıp, koca bir yıl ve her hafta ekrana getirilmiş, dizideki muhteşem oyunculuklarıyla sanatçılarını ödülden ödüle uçurmuştu.

“Bütün bunlar ülkemizde yaşanmış mı?” Diye soranlara da derim ki:

—Lütfen açın gazete sayfalarını veya televizyonlarınızı. Haberlere bir göz atın. Ya da yaz günlerine açılmış pencerelerinizden, balkonunuzdan arada bir yükselen komşu seslerine kulak verin. Çok daha dramatiklerine tanık olacağınız hayatları görmekte gecikmeyeceksiniz.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-05-14

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-06-17

E-bülten Gurubu

bize katılın ...