Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

İğde ağacı



Sabah balkondan içeri giren evin her tarafını dolaşan poyraz kanatlarında iğde kokusunu getirmişti.



Serin yeli ve iğde koksunu içime çektim, istedim ki damarlarımda dolaşan kanıma karışsın.



Doğduğum mahallenin dört bir yanı iğde ağaçlarıyla kuşatılmıştı. İğde ağacı iki türdür. Birisi kuş iğdesi diğeri bildiğimiz iri meyveleri olan iğde ağacı. Dalları yumuşacık, yaprakları zeytin ağacının yaprakları gibi küçük ve ince ama renk olarak griye dönük yeşildir.



Akdeniz’de Mayıs ayı yarılandı mı, yaz sıcakları kendini hissettirdi mi; ince dallı, yumuşak bedenli iğde ağaçlarının sapsarı tomurcukları patlar ve o müthiş kokusunu dört yana saçar. Yüksek deniz Van Gölü çevresinde bu süreç yaklaşık bir ay sonra, Haziran ortalarında yaşanır.



Ne zaman bahar gelse ve dağlar, ovalar yeşili kuşansa özgürlüğü daha bir derinliğine düşünürüm. Tutsak olanlar geçip gider gözlerimin önünden. Yüreğim daralır, hüzün basar her yanımı.



Bir avuç göz yüzüne hasret olmak ne acıdır.



Geçen gün “sehven” tutuklanan ve üç yıllık hükümlülükten sonra yanlış kararı anlaşılıp özgürlüğüne kavuşturulan genç teğmeni düşündüm.



Üç yıl... Yani içinde 36 ay veya 1080 gün ya da 25920 saat olan tutsaklık...



Geriye gelmez koca bir zaman...



O teğmen tutuklu iken üç kez bahar geldi ülkemize... Ve üç kez iğde ağaçlarının dalları sapsarıya kesti. Milyonlarca iğde ağacının milyarlarca çiçeği doğaya o ilahi parfümünü yaydı.



Hayat hafife almaya gelmiyor.



Yargı, eğitim, sağlık ve insani ilişkilerde en küçük bir zaaf ilk anda fark edemediğimiz ama sonra büyük tahribatlarına tanık olduğumuz acı sonuçları doğuruyor.



Düşünüyorum da o genç teğmenin heba edilen yıllarını kim geri verecek?



İğde ağaçları acımasız değil. Onca kara, kışa, doluya, yağmura, rüzgâr ve fırtınaya rağmen direncini yitirmeden tomurcuğa durabiliyor ve ılık bir rüzgârda çiçeklenip var olduğunu canlılara duyurabiliyor.



Biraz daha hayata, hayatlara saygılı olmak, ihtiraslardan ve hırslardan arınmak, öç alma ilkelliğinden uzak durmak ömürlerimizden kayıplara yol açmayacak.



Zor olmayan bu yolda yürümek aslında hiç de zor olmasa gerek...

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...