Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Kumru yuvası


Serin bir köşeydi durduğum yer. Kurşuni rengiyle bir kumru uçup geçti omzumun üzerinden. Etrafta birkaç çam ağacı vardı. Birde akasya. Çam ağacından dökülen incecik iğneli yapraklar üzerinde gezindi. Sonra da ürkek mi ürkek sallanan başıyla etrafı yokladı. Minik gözlerine yakalanmamak için daha bir sindim köşeye. Gagasıyla ağaç dibine düşen incecik dalları yokladı ve hızla kanatlanıp göğe yükseldi. Yüz metre ilerideki genç bir çınar ağacının yaprakları arasında kayboldu. Bir dakikalık zaman içinde yeniden yükseldi göğe. Gagasında götürdüğü çam püreni yoktu. Karşıdaki elektrik direğinin teline kondu. Üşümüş müydü, yorulmuş muydu bilinmez. Sonra yeniden kanatlandı ve olduğum yere doğru kanat çırptı.

Sabırla olduğum köşeden kurşuni renkli kumruyu izledim. Yarım saat içinde on sorti yaptı. Uçtu, kondu, gagasıyla yüklendiği incecik, iğnemsi kuru pürenlerle çınar ağacının yaprakları arasındaki yuvasını ördü.

Yanımdan geçip giden öğretmen arkadaşlara sessizce gösterdim bu muhteşem emek savaşını. Sonrada sayısız olayı düşündüm. Depremde malzemesinden çalınıp giden konutların küçük sarsıntılarda nasıl yerle bir oldukları geldi aklıma. Oysa minik bir kumru tek başına ve sabırla canını tüylerine takıp sessizce nasılda hilesiz ve özenle örmüştü yuvasını. Mimarlara, inşaat ustalarına göstermeli kuş yuvalarını. Göstermeli ki anlasınlar gerçek mimarlık şaheserlerinin kuş yuvaları olduğunu.

Bu seyirden sonra bir kez daha anladım ki hayat işte buydu... Hayat güzeldi...


Hile, fesat, hırs karıştırmadan emeğinin hamuruna... Herkes işini yapmalıydı en iyisinden. Keser olmamalıydı hep kendisine yontup, rende gibi bir başkasına... Tam ortasından ve hakça, tıpkı testere gibi; bir sana, bir bana paylaşmasını bilmeliydi.

Hayatı sevimsiz bulanlar onu yakından gözlemlemeli.

Sahi, sizlere soruyorum... Yaramaz ve kıyıcı çocuklara öldürmeyi sevdikleri solucanların toprağın oksijen emekçileri olduğunu... Kuşlar olmasaydı yeryüzünün börtü böcek dünyasına dönüşeceğini... Arıların meyvelere can verdiğini anlatıyor musunuz?

Ya ipekböceğini, tırtılı ve tırtılın kelebeğe dönüştüğünü?

O gün serin bir köşeydi durduğum yer... Ve kurşuni renkli kumru, olağanüstü bir sabır ve sorumluluk içgüdüsüyle gagasında yuvasının harcını taşıyordu...

Yarım yüzyıllık ömrüme de, ana fikri yaşama sonsuz saygı duymak ve önünde eğilmek olan yeni bir sayfa açılıyordu.

* * *

Unutmadan... Şimdilerde telefonlar dinleniyor, bireylerin özel hayatlarına hoyratça saldırılıyor. Acaba diyorum, kumru yuvaları da gözetleniyor mu?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...