Pazartesi, 22 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Oyuncak müzesi


Sunay Akın müthiş bir görevi yerine getirmiş, İstanbul’da baba yadigârı konağını oyuncak müzesine dönüştürmüştü. Şimdi de o müzenin bir benzeri Antalya Yat Limanında Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından oluşturuldu. 23 Nisan günü yapılan törende Sunay Akın’ın davet edildiği, Fikret Otyam gibi sanatın kadim değerlerinin bulunduğu sanatçılarla çocukların ve hala çocuk ruhunu taşıyan büyüklerin hizmetine açıldı. Sergilenen oyuncakların tümünün antika olduğunu belirtmekte yarar var. Ve müzedeki yaklaşık oyuncak sayısı üç bin adet. 1860 yılından günümüze kadar toplanan bu oyuncaklar özenle korunmuş.

Oyuncak olgusu hepimizin hayatında derin izler bırakmıştır.

Bezden bebekler… Bir ağaç parçasına çakılmış teneke yuvarlaklardan yapılmış yürüteçler… Basit bir kâğıt parçasında şekillenip rüzgârgülüne dönüştürülmüş fırıldaklar… Söğüt dalından yapılmış düdükler, kamıştan oyulmuş dilli kavallar... Çemberler... Zıpzıplar... Hepsi birbirinden güzel oyuncaklardı…

Çocuk gelişim uzmanları der ki:

“Oyuncaklarla büyümüş insanlar hayatı sever, kavgacı olmazlar!”

Ve bu söz aklıma; zalimleri, diktatörleri, kıyıcıları, öfkesi burnundan eksik olamayan liderleri getirir:

—Mutlaka onların oyuncakları yoktu! Diye düşündürür.

Öğretmenliğimin ilk yıllarında; henüz yeni atandığım bir gecekondu mahallesindeki okulun öğretmenler odasında, teneffüste içeri giren bir öğretmen arkadaşımız, beyaz balona benzeyen bir cismi masanın üzerine koymuş:

“Bilin bakalım bu ne?”Diye sormuştu.

Balona benzeyen cismi incelediğimizde prezervatif olduğunu anlamıştık.

Evde hiçbir oyuncağı olmayan yoksul bir öğrenci nereden eline geçirmişse geçirmiş, kullanılmış prezervatifi balon gibi şişirip sınıfa getirmiş, oynamaya çalışmıştı.

O çocuk daha sonra okulda en çok balon aldığımız, oyuncağa boğduğumuz çocuk olmuştu.

Ne zaman bir balon görsem aklıma uzak bir kentin varoşundaki okulda öğretmenler odasındaki masaya konan o cismi anımsar, üzülürüm

Acaba hala oyuncaksız çocuklar var mı?

Dev bir oyuncak sektörünün yaratıldığı günümüzde:

“Benim hiç oyuncağım olmadı.”Diyen çocuk sayısı ne kadardır?

Çocukların ruh dünyasını yakından tanıyan uzmanlar, şiddet öğesi oyuncakların olumsuzluklarından söz ederken, boyasında asbest ve benzeri zarar verici maddelerden yapılmış oyuncakların alınması halinde vereceği zararın boyutunun telafi edilmeyecek ölçüde olduğunu anlatıyorlar.

Belki birkaç yazımda çocuklarının oyuncaklarıyla kendi oyuncağıymışçasına gizliden gizliye oynayan büyüklerden söz etmişimdir.



Bir çocuk grubunu; biri yiyecek, biri de oyuncak dolu masaların önüne getirdiğinizde ve hangisi diye sorduğunuzda seçeneklerinin oyuncak dolu masa olacağını bilmem söyleme gerek var mıdır?



Anne ve babaların almakta direnç gösteremedikleri tek şey oyuncaktır.



Ancak oyuncak pazarlarının bir hayli geniş olduğu günümüzde oyuncak alırken üç şeye dikkat etmeliyiz.



Birincisi, önceden de belirttiğim gibi kalitesi ve yapımında kullanılan maddelerin sağlığa uygun olup olmamasına dikkat edilmesi. İkincisi, Çocuğun gelişimine ve yaşına uygun olması... Üçüncüsü de şiddet eğilimine yol açacak içerik taşımamasıdır.



Bilindiği gibi bizde erkek çocuklara babayiğit (!) babalarından en çok armağan edilen oyuncak türü tabanca veya tüfektir! İnanıyorum ki bu ilkel dürtü bir gün yasalarca da önlenecek ve silah türevli oyuncakların üretimine izin verilmeyecektir.



Bazı büyüklerimiz kitap ve oyuncak kavramlarını armağan kategorisi içinde değerlendirirler. Ancak ikisi aynı şey değildir. Çocuklara aynı şey gibi sunmak kavram kargaşasına yol açar. Ciddi bir armağan olan kitabın işlevini farklılaştırır.



Sunay Akın’ın adı ve Antalya Büyükşehir Belediyesinin oyuncak müzesi eylemi bakınız bize ne güzel şeyler düşündürdü. Oyuncak! Adı güzel, düşü güzel, kendi güzel!



İnanmayacaksınız ama oyuncak sözcüğünün geçtiği her yerde aklıma Cahit Sıtkı Tarancı gelir. Ve onun o güzel “Çocukluk” adlı şiirini anımsarım.



Alkışlarımız sevgili Sunay Akın’a ülkemizde bir ilki gerçekleştirdiği ve Antalya Büyükşehir Belediyesine Antalyalı çocukları unutmadığı için!



Tüm Antalyalı çocukları, Yat Limanındaki oyuncak müzesini gezip görmeye davet ederken, yazımıza noktayı sözünü ettiğim şiirle koyalım...



ÇOCUKLUK
Affan dedeye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var ne de adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiç bir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim!
CAHİT SITKI TARANCI

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...