Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

“Emeğin” karşılığı HİÇLİK midir?


Tam otuz beş yıl ülkem için çalıştım. Dile kolay otuz beş yıl!



Harran Ovasında bir sınır köyünde ilkokulu açan, çiçeği burnundaki o ilk öğretmen bendim.



Ahır bozması yeri kara çamurla sıvatıp, kireçleyip sınıfa dönüştürendim. Arapçadan başka dil bilmeyen çocukların ilk göz ağrısıydım. Yazgılarına ortak olandım. Yağmur suyu dolu sarnıçlarından boz bulanık sularından içendim. Çoban çocukları toplayıp öğrenim hakları olduklarını anımsatandım. Gönül dilimizi ortak dil yaparak ülkemizin resmi dili Türkçe ile buluşturandım.



Gün oldu başka uzak bir sınır kentin zor köylerinin öğretmenliğine görevlendirildim. Ve Nazım’ın o şiirini bir besmele gibi hep zihnimde ve gönlümde yineledim. Yürekten ve sabırla:



“Bu cennet bu cehennem bizim!”Diye haykırdım!



Güneydoğu’dan, Doğu Anadolu’ya; Doğu Anadolu’dan, Akdeniz’e koştum!



Bütün aydınlık savaşçıları gibi kapkara karanlık düşüncelerle kıyasıya dövüştüm. Dövüşürken, kökleri Anadolu olan insanların cesur türküsünü yol arkadaşı yaptım:



“Teke tek dövüşte yenilmedi bura uşağı!”Dedim.

* * *

Yüreğim ve belleğim hala diri olsa da… Ancak bedenim yorgun!



“Emekli olmalıyım!”Diye düşündüm.



Düşüncenin ilk adımı araştırmaktır ya… İşin maddi boyutunu inceledim. Emekli olan arkadaşlarımla görüştüm.



“Tamam yoruldun. Ama bil ki emekli olunca maaşın şu kadar eksilecek. Ona göre tedbir al.” Nasihati aldım.



Bizim ülkemizde emeğiyle çalışıp geçinmek ve kazancıyla yüksek eğitimde çoluk çocuk okutmak zor. Dededen, babadan kalma çıkınlarınız da yoksa durum vahim. Alacağınız emekli ikramiyesiyle; evinizi onarıp, yıllanan eşyaları yenilediniz mi, geriye kalan da elde var kuru kupkuru, budanmış bir maaş!



Görevden emekli oluyorsunuz ama hayatın zor koşullarından emekli olma olasılığınız sıfır!



“Sık dişini biraz daha gayret!”



“Emekli olup da ne olacak?”Diyenlerle.



“Yeter gayri! Dinlenme zamanın!”



“Biraz da kendini düşün!”Diyenlerin çelişkili önermeleri arasına düşüp kalıyorsunuz.



Yani dostlar! İçinde emeklilerin geçtiği o yazımda da yazdığım gibi değilmiş her şey!



Hani Almanya’dan, Fransa’dan, İngiltere’den, Rusya’dan, emekli olup dünya turlarına çıkanlar gibi olamıyor bizim ülkemizde emekli olmak…



Ayağınızı uzatıp keyif çatamıyorsunuz! Oh ne rahat diyemiyorsunuz!



Alıp başınızı bir tatil köşesine çekip gitme lüksünüz hiç yok!



Ancak…



Kırpılmış emekli maaşıyla inzivaya çekilebiliyorsunuz.



Üç aylığınızı onlarca kaleme bölüp pay edebiliyorsunuz.



Sıkıştığınızda; o banka senin, bu banka benim diyerek gözünüzü karartıp kredi borçlanmaları girdabına dalabiliyorsunuz.



Yani!



Emekli olmak bizde işte böyle ucube bir şey!



Ve canınız yanıyor! Haykırarak soruyorsunuz:



“Orada, bir yerlerde birileri var mı?”



“Hani biz sahipsizlerin sahibiyiz deyip; ücretliyi, emekliyi yâdına getirmeyenler?”



Beyniniz yanıyor… Sorgulamanız sürüyor… Emekliler için:



“Ne yerler?”



“Ne içerler?”



“Nasıl yaşarlar?”Araştırmanızı sürdürüyorsunuz… Sonra da öfke ve hesap sorma sarıyor her yanınızı! İsyanınız büyüdükçe öfkeye dönüşüyor! Aldatılmak duygusuyla kahırlanıyorsunuz!



“Siz komşusu aç iken tok yatanlar bizden değil lafazanlığıyla kurum kurum kurulanlardan mısınız?



“Siz kul hakkı felsefesiyle mührü kapıp, kul hakkının heder olmasına göz yumanlardan mısınız?”Diye bol keseden atanlara haykırıyorsunuz…



Yanıt yoksa suallerinize:



“Peki, nedir bu emeklilerin; garibanlığı, perişanlığı, sahipsizliği?”Diye soruyorsunuz.



Şifresiz soruyorum ey bizi yönetenler! Şifresiz! Emeklilerin emeğinin karşılığı sizce “hiçlik midir?”Emekliler sizin indinizde rakamların solundaki “sıfır” mıdır? Biliyorum… Susuyorsunuz! Susmanın kabul etmek olduğunu biliyor musunuz?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...