Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Tuhaf bir toplum refleksi!


İbrahim Tatlıses olayı günlerdir Türkiye’nin gündemine çakılıp kaldı.



Her saat, vurulmasıyla ilgili ilginç yorumlu haberler düşüyor internet sitelerine.



Saat başı haberlerinde O!



Yorumlarda O!



“Sen neymişsin be İbo!” dedirtecek kadar onun üzerinden kamuoyu fena halde meşgul ediliyor.



Doğrudur… Bir sanatçıya kurşun sıkılmasına elbette tepki duyulmalı! Nefretle kınanmalı! Hatta lanetlenmeli!



Ama bu kadar da sulandırıp, zıvanadan çıkılmamalı…



Türkiye kendi hayati gündemine geri dönmeli.



Olası deprem riski bir kenara bırakılmamalı.



Mersin’e yapılacak olan nükleer santral için bilim adamlarımız ve çevrecilerimiz, akil adamlarımız zirve toplantısı yapmalı.



Yargılanmayı bekleyen gazetecilerle ilgili soruşturma hızlandırılmalı. Düşüncesi ne olursa olsun hiç kimse gereksiz yere ve öç alma güdülerinin cenderesi altına alınarak özgürlüğünden edilmemeli.



Farkındaysanız Tatlıses olayını getirim olarak değerlendiren o kadar çok insan var ki.



Siyasiler, sanatçılar, medyanın abartılı haberlere odaklanmayı seven kanadı İbrahim Tatlıses olayını insafsızca sömürdüler ve sömürmeye devam ediyorlar.



Oysa böyle bir vahim olayda habercilerin kameraları güvenlik birimlerine dönmeli, mikrofonlar olayı aydınlatacak yetkili ağızlara uzatılmalıydı. Tersi yapıldı. Olay magazinleştirildi, kameralar ve mikrofonlar İbrahim Tatlıses’in evlenip ayrıldığı eşlerine yönelecek kadar bayağılaştırıldı.



Neyse ki İstanbul Valisi ve Emniyet Müdürlüğü soruşturmayı ve araştırmayı yüz akıyla tamamladı, öldürmeye teşebbüs edenler enselendi, ölüm silahının Ömerli Barajında bulunduğu açıklandı.



Bütün bunlar olup biterken; terörün hayâsızca ve insafsızca yok ettiği; Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Hrant Dink’i ve dolayısıyla onların geride kalan yüreği yaralı ailelerini düşündüm. İbrahim Tatlıses’e gösterilen ilgi; o olaylara da gösterilseydi karanlık için bir dakika eylemlerine gerek kalır mıydı? Terörün gücü ülkemizin gözbebeği evlatlarını almaya yeter miydi?



Burası Türkiye!

Tuhaf toplum reflekslerin ülkesi!



Olmaz denilenlerin kolayca olduğu ülke…



Dileğimiz, İbrahim Tatlıses’e gösterilen bu olağanüstü devlet baba şefkati bütün vatandaşlarımıza da aynı oranda ve eşitlilikte; ne bir eksik, ne de bir fazla olarak gösterilir.



Dilerim medya biraz insaf eder de, İbrahim Tatlıses’in artık nakarata dönüşen haberleri ülkemizin ve dünyanın can alıcı gündemlerinin üstündeki yükünü alır da önümüzü görmeye başlarız.



“Ayağında Kundura” türküsüyle yaratanın “Yürü kulum!” dediği ve doymak bilmeyen hırs ve ihtiraslarıyla zirveye çıkmayı başardığı, Azrail’e davetiyeye dönüşen keleş kurşununa bile pabucunu ters giydirdiği Tatlıses’e, kendi türküsünün sözleriyle geçmiş olsun diyorum:



“Bu da geçer… Bu da geçer…

Alışmalıyız, dayanmalıyız.”

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...