Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

İnsanlık onuru büyük korkuları yenmeye devam ediyor…


William Shakespare korkuyu şöyle ifade etmiştir;



“Korkmak..


İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.


Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.


Düşünmekten korkuyor sorumluluk getireceği için.


Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.


Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.


Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.


Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.


Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için… “





***



Hayatın dizginlerini sıkı sıkıya kavrayamadığınızda, zaaflarınıza yenildiğinizde, başkalarına boyun eğer olduğunuzda korku sinsi bir düşman gibi her yanınızı kuşatır.



Eve ekmek götürememek, çocuklarına yetememek, işsiz kalma riskiyle yüz yüze yaşamak da korkuyu üretir.



Eşine, dostuna ve kendine güvenememek de korkuyu büyütür.



Bilim dışı hurafeler de korkuya zemin hazırlar.



Ve en önemlisi de; onur, erdemlilik, özgürlük yitirme kaygısının yaratıp korkuya dönüştüğü süreçtir.



Bütün bu süreçler çekilen acılarla mutlaka son bulur. Ve yerini akıllara, hayallere sığmayan öç duygusuna bırakır?Bakın şöyle yaşadığımız hayatın üstünde ve altına olanların öç duygularını tetikleyen nedenlerin geçmiş kaynaklı olduğunu hemen anlayacaksınız.



Roma İmparatorluğu insanların en acı çektiği, suçun ve acı çektirmenin sanat gibi algılandığı bir tarih süreciydi. Ancak insan onuru bu baskı ve zulmün da sonunu getirmesini bildi. Tıpkı Babil krallığının yerle yeksan edildiği gibi.



Totaliter tüm yönetimler; yani krallıklar, şahlıklar, padişahlıklar onca korku hükümranlığını egemen kılsalar da silinip gittiler. Taçları, tahtları anılarda, sararmış tarih yapraklarında kaldı, müzelerde ibretle sergilenir oldu.



12 Eylül darbesinde gözaltına düşenler, işkencelerden geçirilenler fiziki cefaya layık görülürken dışarıda kalanlara da korkunun hapsini yaşadı.



Düşüncelerinden ve ilkelerinden ödül vermeyenler ayak seslerinden, ansızın çalacak kapının sesinden korkar edildiler. Canım kitaplarını, kasetlerini banyo sobalarında tutuşturmak zorunda kaldılar.



Ama gün geldi zindan kapıları, işkence haneler ve tüm zulüm haneler yükselen insanlık onurunun sesinde yerle bir oldu. Yaratıcıları lanetle anıldı. Sokaklara, mahallelere, caddelere, okullara verilen adlarının yazılı olduğu tabelalar, levhalar çürük bir diş gibi sökülüp atıldı. Bir varmış bir yokmuş oldular. Yarın öldüklerinde halklarının gönülleri yerine lanetliler mezarlığına gömülecekler.

Ne yazık ki insanoğlunun soyu yeni kaygı ve korkularla sarsılmaya devam edecek.



Zam haberleri…



İşsiz kalma…



Terör…



Trafik cinneti…



Salgın hastalıklar…



Yalan ve iftiraya uğrama endişesi…



Doğal felaketler onu kokutmaya devam edecek.



Yangına, afete, hastalığa, işsizliğe, teröre eyvallah diyen insanoğlu; özgürlüğünden edilmeye asla tahammül edemez.



Özgürlüğünün, tutsaklığa dönüşmesi korkusunu içine sindiremez.



Örnek derseniz işte Kuzey Afrika ülkeleri…



Ne Tunus’un, ne Mısır’ın, ne de Libya’nın cellâtları halklarına korkuyu egemen kılamadı…



Sırasıyla devrilmeye, tarihin karanlığına doğru yok olup gitmeye başladılar.



Tıpkı İkinci Dünya Savaşının; soysuz, alçak ve şerefsiz faşist diktatörleri Hitler, Musolloni, Franco gibi… Silinip gidecekler!



İnsanlık onuru büyük korkuları korkusuzluğa dönüştürmeyi her zaman başardı, başarmaya da devam edecek!



Yazın bir kenara!



Zulmeden korkaklar; ta ki tarihin sahnesinden silinip gidene dek, bu devinim sürüp gidecek…



Ve yürek… Ve cesaret… Mutlaka yine galip gelecek!



Türküleri yazanlar tarihe geçip, hayatı ellerinde tutmaya devam edecek.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...