Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Mustafa Akaydın Hocanın çorbası


Kentleri, kasabaları, köyleri, dağları, ovaları, vadileri beyaz örtü sarıp sarmaladığında ve hatta Antalya’ya 08.03.2011 günü sabah saat 07.30’da kısa süreli olsa da lapa lapa kar yağdığında; yollardaki yolcuları, yazılardaki köylüleri, okula koşmak için hazırlık yapan öğrencileri, soğuğa, kara, kışa direnmekte naçar kalmış insanları, yuvasından uçmaya cesaret edememiş kuşları düşündüm..



Bilirisiniz… Antalya gibi cehennem yazı yaşayan kentlerde hal hatır, yol yordam bilen esnaflar kapısının önüne gelen geçen bir yudum olsa da serinlesin diye buzlu sular koyardı. Bu jest paylaşmayı seven bir ulusun insanlarında gülümseyen yüzler yaratırdı.



Poyraz, beyaz karın buzdan kırbacına dönüştüğünde, nefesler buhar olup kirpikleri, kaşları kristalleştirdiğinde insanın canı bir tas mis gibi sıcak çorbayı ne çok özler değil mi?



Anadolu’da odun sobalarının üzerinde kekik demlikleri ve uzaktan bir konuk geldiğinde ocağa sürülecek tarhana tencereleri hep tetikte bekler.



Geçen gün Akdeniz Üniversitesi öğrencileriyle ilgili güzel bir haber bir tas sıcak çorba gibi içimi ısıttı.



Akaydın Hoca övülecek bir girişimde bulunmuş, sabahları öğrencilere ücretsiz çorba ikramında bulunulmasını sağlamış.



Kuru bir simit, tıkıştırmaktan başka işe yaramayan ayaküstü beslenme ürünü sandviç ve tostlardan çok daha yararlı olan çorbanın bu kentin belediye reisi tarafından gençlere sunulmasına duygulandım. İnanıyorum ki o sıcacık çorbalar gençlerimizde bir fincan kahvenin kırk yıllık hatırı kadar etki yaratacaktır.



Ben yaştakiler anımsayacaktır. İlkokula gittiğimiz sıralarda Amerika yardımı süt tozundan yapılmış süt ve balık yağı verilirdi. Sarı ineğin sütünün lezzetinden öte kekremsi, ucube bir tat verirdi Amerikan yardımı süt. O sütü içmemek için çoğumuz çaktırmadan tahtadan döşenmiş sınıf zemininin çatlaklarından boca ederdik. Balık yağı haplarını da dilimizin altında ustaca saklar, sonra kaşla göz arası çıkarırdık. Garip bir dürtüydü... Amerikan filmlerine bayılırken, bize az gelişmiş ülke muamelesi yaptığı yardımlarına karşı gardımızı alırdık.



Bakınız çorba dedik de, Akaydın Hoca dedik de nerelerden nereye geldik…



Uşak da üretilen ve besin değeri yüksek olan tarhana için bugün bu güzel kentimizde Tarhana Evleri kurulmuş, üretimi artırılarak; iç pazarlarımıza ve dünya gıda pazarlarına gururla sunulmuştur. Sağdıcım Sevgili Mehmet Tosun bir gün şu tarhananın serüvenini bir anlatsa da okusak.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...