Salı, 22 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Bugün 6 Mart…


Hoş geldin Antalya’ya Atatürk’üm!

Bugün 6 Mart…

Dışarıda incecikten bir bahar yağmuru… Sessiz ve tertemiz…

Yağmur selamlıyor seni Atatürk’üm… Hani rahmet derler ya yağmura… Rahmet tüm doğayı sarıyor sessiz ve incecikten.

Balkonlara bakıyorum.

Balkonlar ıssız.

Hâlbuki çoktandır bağıramadıklarımızı, içimizde tutmak istediğimiz sözleri onunla söylediğimiz büyük değeri arıyorum… Bayrağımızı!

Ve çocuk seslerini arıyorum Atatürk’üm… Seni en çok sevenleri… Şiir şiir… Resim resim!

Bu kent senin kurduğun partinin bugünkü genel başkanından sarı kart gördü Atatürk’üm…

Hani yazmıştım ya, dillendirmiştim ya aymazlıklardan, korkaklıktan, günü kurtarmak dışında hiçbir çabanın olmadığından.

Sonunda anlaşıldı.

O melun ve sinsi hizipçilik, benden büyük yok saplantıların yiyip bitirdiği hastalık. Ta Ankara’lardan ses geldi:

“Ey uyanın! Eriyorsunuz kardan adam gibi. Farkında değil misiniz?” Demeye getirildi.

Bugün 6 Mart Atatürk’üm… Ayak seslerin karışıyor ince ve rahmet kokan Antalya’ya.

O kaldırım söküntülerini mi merak ettiniz?

Hani seçim var ya 12 Haziran’da… Yine yapboz teranesinde belediyeler. Yapbozun adı gayri;

“Yeni düzenleme” oldu.

Sen gittikten sonra âdeti oldu bu ülkenin, seçim öncesi köhneliklere cila atıp, yaldızlamayı.

Örnek mi?

Örneğin iyi bir planlama yapamıyoruz. İleriyi göremiyoruz. Cukkacılar akıl pencerelerimize kara örtüler örtmüş.

Metro yerine çağdaş ve gelişmiş ülkelerin terk etmeye çalıştığı hafif raylıyı tercih ediyoruz. Doğal gaz ayrı, enerji hattını toprağın altına çekmek için ayrı çalışmalar yapıyoruz. Birden büyükşehir unvanlı kentimiz sökülen kaldırım taşları, açılan alt yapı çalışmalarının mezarlığına dönüşüyor. Yani koordinasyon yok! Kısacası görüş mesafemiz kayıp!

Hay Allah!

Oysa 6 Mart sabahında tören alanına koşmadan, seninle bir güzel söyleşecektim. Bey Dağlarını anlatacaktım sana, uzayıp giden mavi kıyılardan söz edecektim.

Sen hiç korktun mu Atatürk’üm?

Sesinden…

Düşüncelerinden…

Yazacaklarından…

Yaratacaklarından korktun mu?

Neden mi sordum bunları?

Hay Allah! Oysa ben sana sevdiğin şeylerden söz edecektim.

Çocukları anlatacaktım sana.

Çocuklar o bildiğin…

Korkusuz…

Yüreklerinden sevgin hiç eksilmedi biliyor musun? Ve sen hala onların hiç yok olmayacak kahramanısın!

Evet… Evet haklısınız Atatürk’üm… Hala güzel günler umudu yemyeşil!

Bugün 6 Mart…6 Mart 1930’da şeref bahşetmiştin bu kente ve göğsünü gere gere ve de övünçle:

“Şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeri.”Demiştin.

Aradan 81 yıl geçti… Dile kolay 81 yıl… Ve aynı dirilikte belleğimizde, yüreğimizdesin.

Hoş geldin Atatürk’üm!

Başımız, gözümüz üstüne…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...