Salı, 10 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Çipleşmeye yüz tutmuş bir dünya!


Kimlik bilgileriniz herhangi bir kamu kitle örgütündeyse, bankadaysa veya alışveriş yaptığınız bir ticarethanenin bilgisayarına girmişse, aldığınız cep telefonu şirketinde kayıta altına alınmışsa artık kaçacak hiçbir yeriniz kalmamış demektir.



Çağdaş hayat insanı kolayca fişliyor. Siz isteseniz de, istemeseniz de kurulu teknoloji yedi sülalenizi kayıt altında tutabiliyor. Nerede olursanız olun kapsama alanındasınız.



Bayramlar, kandiller, anneler, babalar, sevgililer gününde GSM cihazınıza, e postanıza yağan tanımadık iletiler bütün bu anlattıklarımın somut kanıtı değil midir?



Telefon veya e posta adresinizi nereden ve nasıl ele geçirdiğini bilmediğiniz esrarengiz bir telefon size duygusal baskı yaparak, kontör isteyebiliyor, yanıltıcı bilgi sunabiliyor, kafanızı darmadağın edecek kirli haberler yayabiliyorsa eğer; demek ki artık kurtuluş yolunuz kalmamıştır.



Kaçış yolunuz var mı? Var! Peki nedir? Tüm elektronik haber araçlarından uzak durmak!



Diyelim ki bunu başardınız. Peki, aile bireyleriniz, yakın dost ve arkadaşlarınızı da iletişin haberlerinden uzakta tutabilir misiniz?



İşte bireyin haberleşme, iletişim sağlama özgürlüğünü düşünen hukuk, olabilecek olumsuzluklara karşı ciddi tedbirler alma gereği duymuş.



İletişim suçları bütün dünyada yüz kızartıcı suçlar arasında başköşede!



Birini telefonuyla bilinçli olarak rahatsız ettiğiniz kanıtlandığı an, en az iki yıl hapis cezası alıyorsunuz. Haberleşme mahremiyetinize zarar verildiğinde de suç affedilmez oranlarda cezaya çarptırılıyor.



Elbette iletişim suçları içinde basit ve adi suçlar sınıflandırılması düşünülebilir. Ancak davacı:



“Özgürlüğüme tecavüz edilmiştir!”Dediği an; suç adi ve basit olmaktan çıkar, toplumsal ve ahlak değerleri içinde yer alır ve de hukuk affetmeyen yaptırımları devreye koyar.



Şimdi; dünyayı korkutan ve ürküten gelişmenin en önemlisi bireyin siyasal olarak çipleştirilmesi kaygısı!



İnsan doğasına en büyük saldırı rejimi olan faşizmin, siyasi görüşleri kendileriyle örtüşmeyenleri İkinci Dünya Savaşındaki Yahudilere yapılan kimlik damgalanması benzeri bir uygulamaya girişerek çipleştirmesi halinde olacakları hiç düşündünüz mü?



Bireyin, toplumun ve hukukun işte bu noktada çok duyarlı olması gerekiyor. Çipleşme yöntemini art niyetle düşünen siyasi liderler veya organizasyonlar çok iyi bilmelidirler ki; baskı altında tutulan bireylerin oluşturduğu toplumun ne zaman patlayacağı hiç ama hiç belli olmaz. Siz istediğiniz kadar çipleyin… Ve delikleri kapatılmış bir düdüklü tencerenin kaynayan suyun basıncına dayanabilme gücünün olmayacağı hesabını da yapmayı sakın ama sakın ola unutmayın!

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...