Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Yalnızca generallerle savaş kazanılmaz!


Sevgili arkadaşlarım, dostlarım benim de tıpkı Neşe Karel ablamın kadim yol arkadaşı ve eşi gibi, yüreği berk sağdıcım Mehmet Tosun gibi hasta Beşiktaşlı olduğumu bilir.



Yüksek tansiyon hastalığım son altı yılın getirisi ve Beşiktaşlılığım nedenlidir.



Son günlerde Beşiktaş’ın olumsuz halinden olmalı ki; iki İbrahim arasındaki sıkıntının yumruklaşmaya kadar gitmesi ve hatta bu kavgaya dönüşen gerilimin ikinci kez meydana gelmesi, Beşiktaş’ın “deli” lakaplı, bir o kadar da sevilen futbolcusu, takım kaptanı sevimli İbrahim Üzülmezi’nin Beşiktaş sayfasındaki geleceğinin son noktası oldu.



Bu yıl inanılmaz transferler yaptı Beşiktaş…



Türkiye’nin ve dünya futbol kamuoyunun gündemini işgal etti.



Guti, Quaresma, Hugo Almeida'da, Manuel
Fernandes, Alman Hilbert gibi dünya futbolcuları futbol borsasına adlarını Beşiktaş takımının adıyla yazdırdı.



Ne yazık ki; sahadaki şov, ilerleyen günlerde yıldız futbolcuların bireysel yeteneklerini ortaya koyma, kendilerini abartılı biçimde lanse etme ve doğal olarak bencilleşme gayretine girince, Beşiktaş lastiği patlamış ağır tonajlı bir kamyon gibi şarampole yattı.



Düşlerinden, Beşiktaş’ı hiç eksik etmeyen biri olarak; İbrahim Toroman ile İbrahim Üzülmez’in didişmesinde Beşiktaş’taki eksik olan şeyi aklın mihenk taşına vurarak düşündüm ve buldum.



Beşiktaş; başkan, yönetim ve dünyanın en muhteşem taraftarıyla eksiksizdi. Ancak eksik olan Beşiktaşlılık ruhuydu!



Beşiktaş’ın, İngiliz Hoca Gordon Milne ile üç yıl üst üste şampiyon olduğu yıllara bakınız… Orada Beşiktaşlılık ruhunun egemen olduğunu hemen fark edeceksiniz.



Feyyaz, Ali, Metin fırtınasının gol makineleri olduğu yıllarda Beşiktaş ruhu Süleyman Seba Başkanlığında zirve yapmıştı.



Şimdi kadrosundan dev oyuncular var ama Beşiktaş ruhu yok!



Ve açık yüreklilikle şunları yazmak isterim…



Beşiktaş, Anadolu’da yetişen nice yeteneğe, cevhere sırtını çeviren bir spor kulübü kimliğine de bürünemez!



Anadolu’muzda, yukarıdaki isimler kadar beceri sahibi, futbola gönül vermiş binlerce evladımızı var…



Hatta şöyle bir boş arsalarda, okul avlularında hırs ve heyecanla top peşinde koşan çocuklarımıza ve gençlerimize bakın. Onların içinden sizce Gutiler, Quaresmalar, Bobolar çıkmaz mı? Bence Beşiktaş spor okulları biraz daha gözlemci ve özverili olursa; Türkiye’de de en sevilen spor dalı olan futboldan sayısız Guizalar, Almeidalar, Nobreler,Gutiler çıkar…



Beşiktaş bu ülkenin en köklü ve geleneklerine sonsuz bir saygıyla bağlı kulübüdür. Kartalın gözleri yalnızca kupalarla süslü zaferlere çevrilmemelidir. Geleceği taçlandıracak, gurur duyuracak alt yapı çalışmalarına da önem vermelidir.



İbrahim’e gelince…



İlk kavga hataydı diyelim.



Ya ikincisi!



Hata tekrarlanırsa yanlış olmaz mı?



Beşiktaş hoşgörüyü tabi ki elden bırakmayacak. Ama hata yanlışa dönüşmeye başlamışsa, hatayı yapan Beşiktaş’ın Başkan’ı bile olsa affedilmeyecektir. Sporun ruhundaki etik değerlerde bunu işaret eder.



Beşiktaş, Atatürk’ün:



“Ben sporcunun zeki, çevik ama en çok da ahlaklısını severim.”Sözünü hiçbir süreçte yabana atmayacak kadar cesur, ilkeli bir kulüptür.



İbrahim hakkındaki kararda ise yerden göğe kadar haklılık payı vardır ve İbrahim’in tek ve en önemli artısı Beşiktaş’a yıllarca verdiği emek, döktüğü alın teridir. İnanıyorum ki; Beşiktaş Kulübü geleneği ahde vefayı İbrahim Üzülmez’den esirgemeyecektir…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...