Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

M.YAŞAR MÜNCESTER diye biri…


Hafta sonu akşamı Orhan Kemal’in televizyon dizisi olarak çekilen Hanımın Çiftliği’ni izliyoruz ailece.

Telefonum çalıyor… Sesi tanıyorum ve zaten kayıtlı olduğu için cep telefonumun ekranında adı beliriyor.

“Hocam iyi akşamlar.” Diye başlıyor konuşmasına.

Hal hatır soruyoruz.

“Hocam milletvekilliğinden aday adaylığı için çalışıyorum. Yarın Cumartesi… Bir bardak çay içimliği sizi ofisime davet ediyorum.”Diyor.

Yaşar Beyi tanıyorum. Aynı zamanda hemşerim… Tam bir siyaset sevdalısı…

—Hayırlı olsun. Yarın görüşelim. Diye yanıt veriyorum.

Şu sıralar kaleme almak istediğim konu sürpriz biçimde Yaşar Beyden geliyor.

Milletvekili aday adaylığı ciddi bir adım. Dernek başkanlığı, muhtarlık, delege seçimine hiç mi hiç benzemez. Hani bizde:

“Odunu aday olarak koysam seçilir.”Değer yargısı var ya, belleğim ta oraları tarıyor.

Adaylık için bir kere bir örgüt organizasyonunda çalışmak gerekiyor. Hele hele ön saflarda yer tutmuş ve bulunduğun grup içinde delege olmayı da başarmışsan, bulunduğun partinin genel başkanı veya örgütlemeden sorumlu genel başkan yardımcılarının aktif kitle çalışmalarına katılmışsan, demek ki sende siyasete dönük nüveler oluşmaya başlamıştır.

Bunlar bilinenler. Benim felsefemdeki adayın işi ise hayli zordur.

Bir kere insan gibi insan olacaksın.

Hırsız, üçkâğıtçı olmayacaksın.

Devlete vergi kazığı atmayacaksın.

Yaşadığın hayat ananının sütü gibi bembeyaz olacak.

Mangal gibi yüreğin olacak ki hiçbir şeyden korkmayacak, tırsmayacak, bir adım önünde olanın yalakası, hokkabazı, soytarısı olmayacaksın. Senden hiç kimse hatta eşin, çoluk çocuğun, yedi sülalen nemalanmayacak. Nemalanmayı da düşünmeyecek.

Bu düşüncelerle Murat Yaşar Muncester ile buluştuk.

Demli çaylarımızı yudumlarken, ticaretle çok yönlü uğraşından söz ettik. Emlakçilik yapıyor, yükleniciliği var. Yani kendine ve çocuklarına yetecek kadar durumu iyi, ekonomik bağımsızlığını kazanmış.

—Yaşar Bey! Aday adaylığın adaylığa dönüştüğünde yani partinin süzgecinden geçip halkın önüne çıktığında seçim maratonunu yürütecek maddi gücün var mı? Diye soruyorum.

Gülümsüyor. Bu tip sorular siyasete soyunan adayları müthiş gerer. O gerilmiyor:

“Yasal prosedürleri yerine getirecek kadar… Ancak ben bu yola çıkarken işin finans boyutunu düşünmedim. Kendime, çoluk çocuğumun, yakın çevremin ve ticari hayatımdaki diyalog kurduğum insanların yüzüne başım dik olarak bakacak kadar dürüst ve temiz kaldım.”
Dedi.
—Peki, şu an kapıdan içeri vergi denetçileri girse ve bütün ticari dosyalarını didik didik etseler mali sicilin de temiz çıkar mı? Diye pat diye ikinci soruyu sordum.

“Çıkarım hocam. Bir tek bağ kura olan küçük bir borcum var. O da af kapsamına girdiği için ödeme sürecini bekliyorum.”Dedi.

Gözlerinin ta içine baktım.

Ömrümce, halkımın mutluluğu adına zerre kadar bir katkım olsun diye çektiklerim geldi aklıma.

Utanmaz, arlanmaz nice politikacının düzenbazlıklarını düşündüm. Minik bir çıkarı için partisine arkasını dönen dönekler getirdim gözlerimin önüne. Ve sordum:

—Neyine güveniyorsun?

Masasından kalktı, dolabından çıkardığı koca sayfaları olan albümün yapraklarını çevirmeye başladı.

“Benim ki bir heves değil. Partimin tabanında çalışıyorum. Varoşlardaki mahallelerde bir el uzatacak insanlara ulaşıyoruz. Arkadaşlarımla sosyal aktivitelerde buluşuyoruz. Hasta çocuklar, kimsesizler, yoksullarla bir araya geliyoruz. Cebimden harcadığım bir tek kuruş yok. Bize güvenip ikinci el eşyasını ya da yardım yapacağı adresleri arayanlara rehberlik yapıyoruz.” Diye albümdeki fotoğrafların açıklamalarını yapıyor.

—Partin içindeki konumun ne? Seni destekleyecekler mi? Diye bir başka soru soruyorum.

Yaşar Bey:

“Partimin içinde farklı düşünenler elbette olacaktır. Özgeçmişim, sosyal ve kültürel farklılığım irdelenecektir. Ama inanın ben bu çalışmalarımı yürütüp emek verirken benden daha çok çalışıp, mensup olduğum partiye daha fazla yarar sağlayacak hiçbir arkadaşımın önünü kapatmayacak ona sekte olacak tavırlar sergilemeyeceğim. Her kese karşı saygılıyım.12 Haziran seçimi partimin hayati önem gördüğü bir seçim. Herkesten daha fazla çalışacağım, bu çabalarda benden çok daha çalışan ve partime yarar sağlayanı gördüğüm an da gücümü onun ya da onların yanlarına bırakacağım.”Diyor.

Elindeki usul usul çevirdiği albümü alıyorum. İlk sayfasından son sayfasına kadar inceliyorum.

Anlattığı çalışmalar fotoğraflarda… Partisinin örgütlenmeden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin ile olan resimleri anlatıyor. Van, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Erzurum’ da ki kitle çalışmalarından özetler sunuyor. Anlıyorum ki Yaşar Bey bu işe çoktan baş koymuş ve tabana yönelik çalışmalarını titizlikle planlamış. Masasının üzerindeki isim listelerini uzatıyor:

“Bunlar birkaç gündür yürüttüğüm çalışmalarımın ürünü. Aday adaylığımı partime doğulusundan, batılısına en az yirmi bin isimli bir liste ile sunacağım. Ve listelerdeki isimler çal kalem yazılan isimler olmayacak. Tek tek görüştüğüm ve onaylarını aldığım isimler olacak.” Diye iddialı konuşuyor.

—Yani tabandan gelecek sese kulak mı verecek partin? Ya farklı yol ve yöntem olursa. İsim belirlemelere tepeden irade konulursa? Sorusunu yöneltiyorum.

“Bence doğru olan yol ve yöntem budur. Ebetteki partimin tüm kararlarına saygılıyım.”
Diye temkinli bir yanıt veriyor.

Son zamanlarda çalkantılar içindeki CHP Antalya İl Örgütünden söz etmek istiyorum.

—Antalya özeli için neler düşünüyorsunuz. Deniz Baykal grubu ve bu gruba teslim edilmiş bir örgüt söylenceleri sizce neyi ifade ediyor. Referandumda da gözle görülür orandaki kayıp giden oylar geri gelecek mi?

Yaşar Bey düşünüyor… Sorunun ağırlık merkezi Antalya özeli olunca tane tane konuşuyor:

“CHP yeni yapılanma içinde. Örgütsel olarak en hassas kentlerden biri Antalya… Deniz Baykal gibi bir efsaneyi hiç kimse yadsıyamaz elbette. Ama yeni koşullar oluştu. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu şimdiye kadar yapıcı eleştirilerle ve uygun bir parti diliyle kimlerin nasıl davranacağının işaretini verdi. Geldiğimiz nokta partimizin hayati durumunu ve geleceğini de ilgilendirdiği için hiç kimsenin duygusal davranmaya hakkı yok. Çünkü bu seçimde en önemsiz özeldeki bir yanlış bile bütüne zarar verebilecektir. Bence bireysel, grupsal beklentiler bir kenara bırakılarak bütün için herkesin var gücüyle ve özveriyle çalışması gerek. Bu uğraşta zayıflar güçlülere ayak bağı olmaktansa yol vermeli, partimizin çıkış hızını engellememelidir. Basit olarak ben… And içiyorum ki; benden daha üretken ve çalışkan, partime güç verecek arkadaşların engeli olmayacak tam aksine gerek görüldüğünde bütün emeğimi ve kazanımımı ona katacağım.”

Adı Murat Yaşar Müncester… Aday adaylığı için yola çıktığı partinin adı CHP…

Tertemizim diyor… Bende tertemiz hem de ana sütü kadar temiz bir siyaset için:


—Siyaset sevdanızda yolunuz açık olsun Murat Yaşar Müncester! Diyorum.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...