Pazartesi, 23 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Vay be!..



İnsana değer veren hastaneler de varmış…

Okurlarım anımsayacaktır.



Kurban Bayramı arife gününde dayanılmaz acılar içindeki kızımı bir sağlık kuruluşuna götürmüş ve ilk müdahale yapılmasını sağlamıştık. Ancak o uzun tatil sürecinde doktorların yüzde doksanının bayram tatiline girmesi sonunda sadece verilen bir ağrı kesiciyle yetinmiştik.



Oysa böbrek gibi naif bir organın rahatsızlığında ivedilikle tedavi edilmesi gerekiyordu.

Ve ben o uzun tatil sürecini bu köşede bağıra bağıra yazmıştım. Yazdıklarıma baba yüreği acısı, öğretmen olma sorumluluğu ve bu ülkenin yarınıyla yakından ilgilenen bir vatandaşın sitemi mührünü vurmuştu.



Kurban Bayramı sonrası büyük sıkıntılar yaşadık.



Uzun bayram tatili sona erdiğinde bir dizi tetkik, tahlil sonunda anladık ki kızımızın böbreğine müdahale edilmesi gereken bir taş var.



Böbrek taşı İstanbul’da bir dizi kırma seansı sonunda kırıldı.Ne var ki üniversitede kızımın okuduğu bölümün tatile girdiği ve Antalya’ya geleceğine kırk sekiz saat kala sol böbrekteki kırılan taşın biri üre yolunda doğal dolaşımı etkileyecek biçimde tıkanmaya yol açtı.



Hiç zaman yitirmeden uçakla kızımızı Antalya’ya getirdik.



Ben Antalya insanının sadece eğitimde rahat ve mutlu olduğunu düşünüyordum. Kızım yatırdığımız özel hastaneyle sağlık konusunda da büyük olanaklara sahip olduğumuzu görüp tanık oldum.



Bir özel hastaneydi.



Kapısından adım attığınızda sizinle ilgilenen. Size rehber olarak verilen melek gibi hostes kızlarla tahlil, ültrasonografi, röntgen işlemleriniz bir çırpıda sonuçlanıyor. Sıra beklemeniz yalnızca teknik donanımlı aygıtlardan çıkacak raporlarda yaşanıyor ve o sırada göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.



Etraf bal dök yala cinsinden tertemiz. Çalışanlar güleç yüzlü. Yönetenler sizi gözlerinizin içine bakarak dinliyor, sorununuzu bugün git yarın gel gelgiti içine bırakmıyor.



Hastanede bir gün kaldık.

Giriş ve tetkiklerde, muayenede olmayan aksama hastane yatılı bölümünde de geçerli.



Hani bir zamanlar devlet hastanesinde hemşire, doktor peşinde koşarsınız ya. O insanlık dışı eylem yok. Her on beş dakikada sizinle mutlaka ilgileniyorlar.



“Eee hocam… Ne kadar bayıldınız… Cebiniz yanmıştır.”Diyenleriniz olacaktır.



Doğrudur, her şeyin bir hizmet bedeli olacaktır. Bizde o bedeli ödemek için çoktan hazırdık. Bize sunulan bedelin tutarında ekonomik durumumuz açıkladığımız yönetici bizi hiç strese sokmadan ve rencide etmeden elinden gelen fiyat indirimini de yaptı. Ve hatta ödeme sıkıntımızın o ay bütçemizi paramparça etmesin diye faizi olmayan ödeme planı bile sunuldu.

Bütün bunlar olup biterken hastane kapılarından döndürülen hastaları düşündüm. Ya da hastanede tedavi giderlerini ödeyemeyen ve bu yüzden rehin kalan hastaları anımsadım. Hipokrat andı içip ama o andı unutan; hastayla, hasta sahipleriyle kıyasıya bıçak parası pazarlığı yapan doktorlar geldi aklıma.



Ve sürüncemede bırakılan sağlık sorunlarımız karşısında düştüğümüz aymazlıkları düşündüm. Arabamızın dikiz aynası çatlasa, sinyal lambamızın aksesuarı düşse sanayi çarşısına koşarken, sağlığımızda yaşadığımız olumsuzluklardaki aman sendeciliği getirdim gözlerimin önüne…



Aklımızdan bütün bunları bir sinema filmi şeridi gibi geçirten, insan olduğumuzu hatırlatan, mutlandıran o muhteşem ekibe teşekkür etmeden önce Antalya’da Bugün sitesinin saygın yazarı, değerli büyüğüm, bizi sağlık sorunumuzda yalnız bırakmayan DR. SADIK ÖZEN’E minnettarlığımızı belirtmek isterim. Yol gösterdiği için, arayıp ilgilendiği için nasıl gönendiğimizi, ardımızda Bey Dağlarından daha ulu bir güç olduğunu hissettirdiği için…



Ve…



Yıldız An-Deva Hastanesindeki her kese…



Kapıdaki güvenliğe, danışmadaki güler yüzlü çalışanlara, sorduğumuz her soruya yanıt vermekten üşenmeyen her kademedeki personele…



Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Ürolog N.Umut ÖZDEMİR’E...



Attığımız adımda yanımızda olan ve bizi titizlikle izleyen Dr. Banu SAĞDUZ’A



Anestezi servisine…



Ameliyathanedeki bütün ekibe… Ve ameliyathanede staj yaptığını bu esnada öğrendiğimiz sevgili yeğenim Hazal AKÇAP’A…



Hasta kabuldeki cana yakın çalışanlara…



Hasta yatı bölümündeki hemşire ve hasta bakıcılarına…



Ve de böylesine mükemmel bir sağlık mabedi yaratan, kusursuz bir işleyişle vatandaşın yüzünü güldüren yöneticilere TEŞEKKÜR ederim…



Teşekkür ederiz, bize insan olduğumuzu duyumsattıkları için…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...