Pazartesi, 23 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Döneklik üzerine…


Hatadan ve hatalar silsilesinin olguya dönüştürdüğü yanlıştan dönmek yürekli ve haklı olmayı gerektirir.


Aynı amaç doğrultusunda yürürken düşüncede uyum yaşayamayanların farklı çizgilere ayrılmaları doğaldır. Ancak uğruna mücadelesini verdiği düşünce veya felsefeye tam tamına aykırı olan bir kulvarı seçmesinin tek adı da dönekliktir!



Ülkemizde döneklikle ilgili sayısız örnek yaşanmıştır. Ve görülmüştür ki dönekler dümen kırdıkları yen yollarına olağanüstü yetkilere ve maddi değerlere kavuşup sahip olsalar da; benliklerinden şahsiyet dediğimiz değer kopmuş dolayısıyla saygınlıklarından uzaklaşmışlardır.



Bu tip insanlar yeni düşünce çizgisinde başarılı olsalar bile; hem eski düşündaşları tarafından hem de yeni katıldıkları düşündaşları tarafından yarım adam muamelesi görürler. Kafalarda hep soru işareti yaratırlar.



Din dönekliği çabuk sindirir. Müslümanken, Hıristiyan, Hıristiyanken, Müslüman olmak gibi… Kalabalıklar bu dönüşe:



”Hak dinine döndü!”Değer yargısıyla yaklaşır.



Ama politika acımasızdır.

“Koltuk için, mevkii- makam için döndü!”Denildiği an sözün bittiği yere gelinmiş olunur.

Siyasi hayatımızda dönmenin ağır faturaları da vardır.



Cezası:

“Davadan döneni vurun!”Emridir.



Ancak döneğe ağır faturayı zaman içinde halk keser. Siyasi kimliğinden sonsuza kadar soyutlar.



Dedim ya, siyasette dönmek kolay iş değildir. Okeye dönmeye benzemez. Dönek gittiği yerde suni bir sevgi ve saygı görür. Katılımcısı olduğu grup, ne kadar güçlü olduğunu ve tercih edildiğini döneğin üzerinden politikalar üreterek sağlar.



Ve çok iyi bilir ki bünyesinde bulunan döneğin sağı, solu belli değildir. Önceki düşüncelerini elinin tersiyle nasıl ittiyse, kendilerini de bir çırpıda satacağını bilir, ona göre tedbir alıp hesabını yapar.



Döneklik siyasi zeminde oy kaygısıyla etik karşılansa da, kitleler tarafından yadırganır.



Döneğe bir zavallı ve hain gözüyle bakılır.



Kendi özelimizden küçük bir örnek sunmak isterim…



Beşiktaşlı bir baba olarak büyük evladımız da Beşiktaşlı olmuştu. Ancak Galatasaray’ın, Avrupa’yı sarsan başarıları sırasında küçük evladımız yükselen cim bom değerine sempati duyarak Galatasaraylı oldu. Beşiktaş armalı odaların yanına bir diğer armalı oda geldi… Galatasaray!



Günün birinde anneleri küçük evladımıza:



“Babanın takımından olmayı düşünebilirdin.” Diyerek küçük bir eleştiri yaptığında evlat sordu:



“Beni ablamdan daha az mı seveceksin?”



Güldüm…

—Bak kızım! Bu soruna vereceğim yanıt; senin bütün bir hayatın boyunca ilke sayacağın yanıt olacak iyi dinle. Dedim… O, Can kulağıyla dinlerken devam ettim:



-…Düşüncelerini, inançlarını, arkadaşlarını, dostlarını ve tarafını tuttuğun takımını sana dünyaları verseler bile asla satmayacaksın! Bu baban dahi olsa! Dedim.



Bilmem anlatabiliyor muyum?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...