Pazar, 17 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

İstiklal Marşı bu vatan topraklarında yaşayan herkesindir…


“Bağımsızlık benim karakterimdir.”Mustafa Kemal Atatürk

Mehmet Akif Ersoy İstanbul’da Fatih semtinde doğar. Ancak nüfus kâğıdında doğum yeri Çanakkale Bayramiçi yazılıdır.

Cumhuriyet dönemi şairlerimizdendir.

Mehmet Akif Ersoy’u milli şair yapan sıradan bir olay değildir.

Emperyalizme ve iç hainlere karşı amansız bir mücadele veren Mustafa Kemal ve arkadaşları, inançlı milletiyle zafer kazandıktan sonra ulusal heyecanı ve coşkuyu sürdürmek için olağanüstü çaba gösterirler.

İstiklal Marşı için şiir yarışması açılır. Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı şiir birincilik kazanır. Şiir Türkiye Büyük Millet Meclissinde okunduktan sonra ayakta alkışlanır. Mehmet Akif Ersoy’a duyguları sorulduğunda:


"o günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. o şiir milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. binbir fecayi karşısında bunalan ruhların ıstıraplar içinde halas dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır...

o şiir bir daha yazılamaz, o'nu ben de yazamam. o'nu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. o şiir artık benim değil, milletin malıdır. benim, millete en kıymetli hediyem budur. allah bir daha bu millete bir istiklal marşı yazdırmasın."Yanıtını verir.

Peki, o heyecan şimdi de var mı?

Bu sorunun yanıtını pazartesi sabahları ve Cuma günleri akşamı okul önlerinde yapılan bayrak törenlerinde İstiklal Marşı okunurken verebilirsiniz.

Ben yaştakiler anımsayacaktır.

Eskiden futbol maçları sırasında iki olay da maçın hakemi oyunu durdurur ve oyuncularla birlikte seyircileri saygı duruşuna davet ederdi.

Birisi ezan okunurken…

İkincisi İstiklal Marşı okunurken…

Peki, bugün bu saygı var mı?

Bence yok.

Okul önlerinde İstiklal Marşı okunurken çok anne ve babayı İstiklal Marşını hiçe saydıklarını, çalan cep telefonlarıyla konuştuklarını görüyoruz.

Yolda yürüyenler de İstiklal Marşını duyduklarında tınmıyorlar bile.

Uğur Dündar’ın haber kanalında vatandaşın nabzını tutan söyleşiler de geçen gün İstiklal Marşı ve şairi Mehmet Akif Ersoy’la ilgili sorulan soruya verilen yanıtlar inanılmazdı.

Bu ülke topraklarında yaşayıp, hudut boylarında askerlik yapan ve nüfus cüzdanlarında T.C ibaresi taşıyanlar İstiklal Marşını da, şairini de unutmuşlardı.

Bizlere öğretmenlerimiz namus ve şerefi anlattıklarında Bayrak,vatan, ezan, İstiklal Marşını en başta belletirlerdi.

Ya şimdi?

Kucağında evladını taşıyan bir baba kendisine mikrofon uzatan habercinin:

“Mehmet Akif Ersoy size ne hatırlatıyor?”Sorusuna sadece dudak büküyordu. Ama peş peşe gelen:

“Aziz Yıldırım kim?”

“Galatasaray’ın kulüp başkanın adı ne?”

“Alex hangi takımda oynuyor?”Sorularına ise takır takır doğru yanıtlar veriyorlardı.

Dr. Sadık Özen’in, İsmet Paşa ile ilgili makalesine yazdığım yorumdaki gibi:

-Bu ülkede kutsal değerlerimiz sistematik biçimde toplumdan soyutlanılıyor. Derken ne kadar haklı olduğumu somut bir biçimde yeniden yaşadım.

Burada her kese sesleniyorum ama herkese:

Allah’ınızı severseniz ulusal değerlerimizle oynamayın. Mehmet Akif Ersoy Arnavut’tu… Falan şuydu yanlış anlamalarına kapı aralayacak, yabancılaştıracak ve hatta ötekileştirecek lakırdılardan uzak durun. Sayısız yazımda olduğu gibi yine ısrarla söylüyorum. Et ve tırnağı birbirinden ayırmayın.

Bir arada yaşamamızla ilgili sıkıntılarınız varsa işte Çanakkale!

Gidip şehitliği gezin…

Türkün de, Kürdün de, Laz’ın da, Arnavut’un da, Çerkes’in de nasıl yan yana yattıklarını, mezar taşlarındaki kimliklerini okuyarak görün. Görün de; bu dünyada tek sığınacağımız yer olan Anadolu’yu; sevgi dışında, kardeşlik dışında duygularla anmayın.

Bizi bölmeye, parçalamaya çalışan fitneliklerin kan değirmenlerine ihanet taşımayın!

Karışık akıllar, bulanmış yürekler için bakın ne diyor Mehmet Akif Ersoy…




Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?



Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...