Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

İnsan dediğin bir garip varlık


Hayatın içinde olmak sadece nefes almak anlamında olsaydı; hayvanlardan ve bitkilerden hiçbir farkımız olmazdı.

Hayatın içinde olmak, yârin yanağından gayri her şeyi paylaşmaktır.

Peki, paylaşıyor muyuz? İşte bu soru ve yanıtları tartışılabilir.

Düşünürler.

“En zor şey, ön yargılardan kurtulmaktır.”Derlerken.

Einstein:

“Ön yargıları parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur.”Düşüncesiyle bilgelerin söylediklerini doğrular.

Güncelliği yaşarken, etrafımızdaki insanları gözlemlediğinizde acımasız bir yarışın sürdüğünü fark etmekte gecikmeyiz.

Elbette hayata karşı mücadelenin en etkilisi azimli olmaktır. Bakınız, azimli olmak derken hırstan söz etmiyorum. Hırs duyguların mantığa yenilmiş halidir. Hata yaptırır, duygusal yoğunluk yaratarak bilincin algılama ve yaratma yetisini köreltir. Her şeyi acımasız bir yarışa dönüştürür. Ve kaybetme hali yaşandığında içinden çıkılmaz çöküntülere yol açar.

Son günlerde yaşadıklarımızdan gözlediklerim insanların sadece biyolojik anlamda var olduklarıydı.

Yiyen, içen, benzeri gereksinimlerini gideren…

Sosyal hayatta olan insanlarımızın sayısı önemsenecek kadar azdı.

Bir de o korkunç kimliğin insanları vardı. Yani bilge görünen ama dağarcıklarında laftan başka bir şey olmayan insanlar. En tehlikeli insan tipi de buydu.

Egolarını bir bıçak gibi bilerken, sadece kendilerinin düşüncelerinin doğru olduğuna inanıyorlardı. Ve bir adım önde olanların; üreten, yaratan yetilerine acımasızca asılıyorlardı.

Elbette ki güzel insanlarda vardı…

Paylaşımcı, hoşgörülü ve gerçek anlamda demokrasiyi özümlemiş, düşünürken ve karar verirken demokrat olmayı becerebiliyorlardı.

Hep:

“On parmağın biri bir değil.” Deriz ya. Doğru sözdür bu.

Ne var ki; eğitimdeki noksanlıklar, düzenin koyduğu kurallar; doğru ve eğri olgusunda eğrilerin sayısallığının çok daha fazla olmasıydı. Durum böyle olunca insanı yönetme mekanizmasının yanlışın elinde olduğunu söylemekte tereddüt etmeye de gerek kalmıyordur.

Eğitimin, üretim ilişkilerindeki insanımıza şekil verememesinin faturasına yazılan da mutsuzluktur.

Bu durum, insan karakterleri içindeki farklılıkları oluşturur.

İyi ve kötü arayışı başlar.

Güven ortamı, çelişkilerle dolu kaygan bir zemine dönüşür.

İnsan dediğimiz garip varlık tutunabilme yolları arar.

Sosyal ve a sosyal insan tipleri arasındaki uçurumun yok olması için başvurulacak tek yol ise bilimsel eğitim yolu olur.

Bu eğitimin dışına düşenler de hızla arabesk toplumun yaratılmasına ön ayak olur.

Ülkemizin genel görüntüsüne bir göz attığımızda, anlatmak istediğim farklılığın derinliği hemen göze çarpar.

Eğitim gücü artırıldığında, Anadolu denen uçsuz bucaksız genetik yurdunda etnik değerlerin arasındaki çatışma yerini daha güzel bir dünya arayışına bırakır…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...