Salı, 23 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Uğur Dündar ve haberciliğin ruhu

Boşuna mı demişler:
- İşinin erbabı.diye
Gazete ve Televizyon haberlerinin usta isimlerinden biri de Uğur Dündar..Ve o gerçekten de işinin ehli,işinin erbabı.
18 Eylül 2008 tarihinde Star saat 19.00 haberlerinde ilk kez farklı kanallara zap yapmadan Star Haberi izledim.
Ve o akşam Uğur Dündar ve ekibi haberde ince alayı kara mizah içine yükleyerek hazırlamışlar ki doğrusu avuç içlerim yanıncaya kadar alkışlamak istedim.
Deniz Feneri ile ilgili haber arkasından yağan yağmurun perişan ettiği Venedik’e dönüştürdüğü İstanbul’u o ünlü ve politize olmuş şarkının sözlerinin söylendiği fonla sundular.
Sel basmış cadde ve sokakların,yolların,perişan olmuş insanların görüntüsü gelirken arka arkaya :
-Beraber yürüdük biz bu yollarda şarkısının sözleri söyleniyordu yetkili ağızdan.
Sular altına kalan insanları kurtarmaya çalışırken itfaiyeciler o ünlü slogan lideri tarafından söylenirken görüntüye bindiriliyordu:
-Durmak yok yola devam..
Habere ise Uğur Dündar şöyle nokta koyuyordu:
-İstanbul Büyük Şehir Belediyesinden rica ediyorum.Vatandaşın bu içler acısı durumu değerlendirilerek yarından itibaren herkese birer can yeleği dağıtılsın.
Kurak geçen günlerde Susuzluk tehdidi ile yüz yüze kalan İstanbul kontrol edemediği
yağmur yüzünden sular altında nefessiz kalmıştı.
Koca İstanbul Medeniyetler İttifakı Buluşması konferansının üzerinden henüz kırk sekiz saat geçmeden yağmura mağlup oluyor,alt yapıdaki medeniyetsizliği kabak gibi ortaya çıkıyordu.
Uğur Dündar gibi bir haber ustası böyle bir haberi nasıl izleyicilerine taşıyacak.
-Yağmur yağıyor
Seller akıyor
Arap kızı camdan bakıyor tekerlemesini mi söyleyerek .
Elbette ki koyacaktır haberinin arka planına seçim meydanlarında halkı coşturan:
-Beraber ıslandık yağan yağmurda şarkısını, haberine ruh kazandıracaktır.
O da öyle yaptı...
Okurlarımız çok iyi bilir. Habercilik sıradan olayları geçiştiren içerikteyse izlenmez.İzlenirlik sayısı vasatın
altına düşer.Yok Uğur Dündar gibi habere ruh koymak isterseniz ve de başarırsanız, ortaya Basın Yayın Okullarında örnek olarak anlatılacak böyle güzel bir haber saati çıkar.
Hazır sırası gelmişken bir anımı sizlerle paylaşmak isterim.
12 Eylül öncesi Demokrat Gazetesi’nin muhabirliğini yaptığım sırada ,Hakkari’nin Çukurca ilçesinde yoksul on üç köylü Iraklı askerler tarafından kurşuna dizilmişti.Haber için her malzemeye ulaşmıştım.Fotoğraf,ağır yaralı olarak Van Devlet Hastanesine kaldırılan Hüseyin Güneş adlı görgü tanığı vatandaş.
Telefonla haberleştiğim Demokrat Gazetesi haber merkezindeki arkadaşlar.Noktası,virgülüne kadar tam bir haber istiyoruz.Birinci sayfadan gireceğiz.Ona göre.demişlerdi.
Haber;fotoğraflar ve görgü tanığı ile görüşmemin ardından iyice şekillenmişti.
Başlığı hazırdı:
-Ne isteniyor bu yoksul insanlardan.Ancak , eksiksiz yazımını tamamladığım habere okuyanı etkileyecek bir şeyler katmalıydım.Haber merkezinden sıklaşarak gelen telefonlarda:
-Bugünkü THY uçağı kargosuyla ilet.Hava alanına kurye göndereceğiz. diye uyarılıyordum.
Kolay değildi... On üç insanımız ot biçtikleri alanda sınırı geçtiniz diye Iraklı askerler tarafından yan yana sıralanıp kurşuna dizilmişti.Hayatta kalan on üçüncü isim Hüseyin Güneş’ti.Bu haber öylesine sağlam olmalıydı ki Türkiye Cumhuriyeti Devleti haberi kanıt olarak gösterip, Irak’a restini çekmeliydi.Hükümetin Başbakanı Süleyman Demirel harekete geçmeliydi.
Ansızın aklıma on üç rakamın çağrıştırdığı Ahmet Arif’in Otuz Üç Kurşun şiiri aklıma geldi. Haberi kurgulayıp, şiirin dizlerini bir güzel haber anlatımının içine serpiştirdim.Ve gördüm ki haberim ruhunu bulmuştu
Ertesi gün Çukurca Katliamı haberi Türkiye’de ve Dünyada yalnızca Demokrat Gazetesinde birinci sayfada yayınlandı.Hem de Ahmet Arif’in otuz üç kurşunuyla iç içe döşenmiş olarak.
Ne mi oldu?
Türkiye ,Irak’ın dikkatini çekti.Hükümet öldürülen vatandaşlarımızın katillerinin cezalandırılması için Irak hükümetiyle görüştü.Ve katledilen insanlarımızın ailelerine Irak hükümetince hatırı sayılır tazminat ödendi.
O gün Demokrat Gazetesi yok sattı...Dünya Haber ajansları Demokrat Gazetesi’ni kaynak göstererek haberi uluslar arası gündeme taşıdı.Ve sınırda yaşayan insanlarımızın
sık sık yaşadığı bu ağıtsı yazgının gerçeği bir kez daha ülkemizin gündemine somut biçimde yansıdı.
Gazetecilik kolay meslek değildir.Gazeteci olmak ise zor zanaattır.
Kalem erbabı yoksul olabilir.Ama onurlu olduğu sürece iddia ediyorum ki onu hiçbir güç yenemez.Çetin Emeç,Uğur Mumcu,Abdi İpekçi ve diğer bası şehitleri gibi doğrularından saptıramazsınız ancak öldürebilir ,öldürtebilirsiniz.O kadar!Onların ölümleri bile ölümsüzlük tacı taktırır başlarına.Kahramanlaşırlar!
Nedense hayatın şaşmaz gerçeği olan :
-Kalem kılıçtan keskindir! sözünü iktidara gelenler ya unutur, ya da unutur görünür.
Ve gücün bir gün mutlaka akıla yenileceğini düşünmek istemez.
Lütfen dikkat edin...Tarihin geçmiş sayfalarını unutanlar,kendilerini eşi bulunmaz sananlar, izanlarını kaybedip,kalem erbaplarına saldırmaya başladıklarında bilin ki kaçınılmaz sonları gelmiş,son çırpınışları başlamıştır.Ve mutlaka yenilirler!
Ne demişler :
-Tarih tekerrürden ibarettir.
Peki kimlere?
-Yaşananlardan ders almayanlara.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...