Perşembe, 12 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Engelliler Gününde hayata “engel” koymak…


3 Aralık günü akşamüzeri hafif raylının sigorta durağında tramvay beklerken durak yerinde engelli arabasında elindeki kırmızı ve beyaz karanfille bekleyen delikanlıya yaklaşıp elini sıktım.

-Engelliler gününüz kutlu olsun.”

Gözlerinin içi güldü:

“Sağol.”Dedi.

Elinde tuttuğu karanfilleri okşarken sordum:

-Kitle taşıma araçlarında sorun var mı?

“Tramvay güzergâhında benim gibi lanlar rahat. Ancak birazdan gelecek tramvaya binerken bizim için ayrılan yerlere herkesin üstün körü oturduğunu göreceksiniz. Hadi diyelim benim akülü engelli bisikletim var. İçinde oturuyorum.Ya diğerleri?”Dedi.

Doğruydu… Tramvayda engellilerin giriş kapısı ve oturacakları engelli koltukları düşünülmüştü.

Tramvay geldi söyleştiğim arkadaş önde, ben arkada tramvaya bindik.

Aynen dediği çıktı. Engelliler için düzenlenmiş koyluklarda iki hanım teyze oturmuş be bir güzel de sohbete dalmışlardı. Engelli arkadaşla göz göze geldik.

Yol boyunca çok önemli bir toplumsal gerçeği daha anlattı.

“Eskiden bakarlardı. Ancak bakmak var bakmak var.Acıyarak bakarlardı.Bu bakışlar bizi derinden yaralar ve engelli olmayanlarla aramızdaki büyük engelin farkına vardık.Zaman içinde engelli sözcüğü toplum tarafından benimsenirken bakışlar da değişti.Şimdi de görmezden gelen bakışları fark eder olduk.Oysa biz de her vatandaş gibi doğal bir yaşam içinde günaydın,merhaba bekliyoruz.Ha görmezden gelmişsin ha yok sayar tavır takınmışsın hiç farkı yok.”Dedi.

Akşam haberlerini mutlaka izlemişsinizdir.

Engelli olanların hiç akla gelmediği bir değer yargısı koca ve buzdan bir tokat gibi suratlarımızın orta yerinde şakladı.

Engelli merdiveninin, asansörünün olmadığı yerlerde, devletin üst makamlarında düzenlenen törenlere katılmak için özveri gösteren engelli kardeşlerimiz yerlerde süründü.

Geçtiğimiz gün Antalya Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlemiş olduğu İyi bir idareci olma konulu panelde okul müdürleri ve idarecilere Prof. Dr. Ruhi Kaykayoğlu mükemmel bir sunum yaptı.

Anlattıklarının özeti; her idarecinin çok usta bir satranççı gibi olması gerekliliğiydi.Oysa 3 Aralık akşamı, televizyon haberlerinin ekranlara yansıyan yüzünde Ruhi KAYKAYOĞLU Hocamızın anlattıklarında çok uzakta duran bir Türkiye vardı.

Şu kadar ar damarı olsa, o engelli kardeşlerimizi yerlerde süründüren yöneticiler istifa eder kafalarındaki ve ileri görüşlerindeki engelleri kaldırmak için eğitim almaya koşarlardı.

Kısacası, Engelliler Gününde “engel”, onlar için yaratamadığımız hayattı…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...