Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Kayıp değerlerimiz


Öğretmenler gününün hem sonrasındaki gün tramvay durağında bekleşirken nefes nefese koşarak yanıma gelen gençler:

“Öğretmenler günün kutlu olsun hocam.”Diye elimi tutup, sarılıyorlar.

Geçen yıl mezun olan sekizinci sınıf öğrencilerim. Medya Yazarlık Dersinde çok şey paylaşıp, tartıştığımız çocuklarım.

Hepsinin gözlerinden öpüyorum, karşılıklı hal hatır soruyoruz.

Yanı başımızdaki orta yaşın üzerindeki kadın bizi dikkatlice izliyor ve deyim yerindeyse adeta gözleriyle fotoğrafımızı çekiyor.

Tramvay geliyor ve gençlerle vedalaşıyorum.

Bizi izleyen hanımla tramvaydayız.

Kalabalık ve oturacak yer yok:

“Öğretmensiziniz anlaşılan.”Diyor.

Başımı usulca eğerek:

—Evet, efendim. Diyorum.

Titreyen sesiyle devam ettiriyor konuşmasını:

“Biraz önce size sarılan gençler için şaşırmadım dersem yeridir. Farkında mısınız hocam eskisi gibi değil her şey. Gençler biraz daha asi, çocuklar söz dinlemez.”Diyor sonra da hemen önümüzde oturan çocukları işaret ediyor:

“Bakın… Bizim zamanımızda çocuklar, gençler büyüklerine yer verirdi. Tınmıyorlar bile Baktığınız zamanda gözlerini kaçırıyorlar.”

—Haklısınız. Diyorum.

Kadıncağız daha da konuşacak ama benim ineceğim durakta duruyor tramvay ve sadece:

—İyi akşamlar efendim. Diyerek tramvayın açılan kapısından diğer inen yolcularla birlikte çıkıyorum.

Hanımefendi yerden göğe kadar haklı…

Toplumsal hayatımızda sevgi ve saygı gün altına kalan kar gibi eriyip gidiyor.

Bir elin parmakları sayısındaki gençler ve çocuklar sadece hanımefendinin özlemini çektiği hatırlı günleri yaşatıyor.

Ve çoğunluk gençlerimiz, çocuklarımız aymaz:

“Bana ne!”Tavrını yaşıyorlar.

Atasözlerimizi anımsarsak güzel sözler gelir aklımıza. Örneğin:

“Üzüm üzüme baka baka kararır.”

“Ağaç yaş iken eğilir.”

“Ne ekersen onu biçersin.”

Biz öğretmenlerin ya da ana babaların bir yerlerde eksiği var, önce onu bulmalıyız.

Bakınız ben çok anne ve babanın evlatlarına şu nasihati verdiklerini çok duydum:

“Oturacak bir yer bul, kendine dikkat et, düşüp kalma, yerini kimseye verme.”

Sakın şaşırmayalım. Bu yanlışı hepimiz yapıyoruz.

Bu sözü duyduğumda o hiç doğru bulmadığım:

“Benden sonrası tufan...”

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.” Bireyci, egoist sözler aklıma geliyor.

Kısacası ve üzülerek söylemeliyim ki çocuğumuzu yalnızca ailemiz için yetiştiriyoruz. Toplumumuz, ulusumuz hatta ve daha da genelleştirirsek yaşadığımız tek gezegen dünyamız için yetiştirmiyoruz. Bu da bireyci aile yapısını ortaya çıkarıyor ki; ucunda ne sevgi, ne de saygı olmuyor.

Hoşgörünün ve sonsuz sevgi ırmağının; Yunus Emre, Hacı Bektaş Veli, Mevlana olup çağıl çağıl aktığı bir kültürün insanı bizler için bu çok acıdır.

Unutmamalıyız ki toplumsal değerlerini takmayan yeni bir kuşak sorumluluklar da yüklenmez Ve sonuçta geleceğimiz belirginsizleşir…

Yazdıklarıma ilave olarak şunları da söylemeliyim.

Küfür, hızla yayılan bir acımasız virüs gibi; gençlerimize, çocuklarımıza, yetişkinlerimize bulaşıp, yayılıyor.

Her iki yetişkinin karşılıklı konuşmaları arasında en küçük küfür “ulanlı”, “lenli”…

Oyun oynayan çocukların her on sözcüğünde bir tane mutlaka sinkaflı küfür yer alıyor.

Meslektaşlarıma, ana ve babalara, her kese çok önemli görevler düşüyor.

Kayıp değerlerimize yeniden ulaşmalıyız.

Dilerseniz İngilizce Öğretmeni Esin Yiğit arkadaşımızın gönderdiği güzel bir Can Yücel şiirini yayınlayarak ve arkadaşımıza teşekkür ederek yazımızı noktalayalım:


HERŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin...
Can Yücel



******************************************************************

YAZARIMIZ ŞAHİN AKÇAP’IN
YENİ BASKISI YAPILAN
EYLÜLSÜZ SONBAHAR VE AH TAMARA ÖYKÜ KİTAPLARI
ANTALYA ULUĞ KIRTASİYEDE OKURLARA SUNULMAYA BAŞLANDI
ADRES: Uluğ Kırtasiye Üçgen Mahallesi 92.Sok.
(Merkez İlköğretim Okulu
Karşısı) Telefon: 0 242 346 46 46
**********************************************************************

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...