Pazar, 25 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Mahsun Kırmızıgül'ün New York'ta Beş Minare'si…


Öğretmenler gününde büyük kızım Nergis:

“Hiçbir yere söz verme ve bana yalnızca iki saatini ayır baba.”Demişti.

Kızım ister de ben, ona saatlerimi ayırmaz mıyım?

Sürprizinin iki sinema bileti ve:

—Bir gidemedim Mahsun’un filmine! Yakarışıma güzel bir tavırdı bu.

Öğretmenler Günü için farklı programlar yapan arkadaşlarımın gönlünü yaparak kızımın nazik jestine yanıt verdim.

* * *

Mahsun Kırmızıgül; hem yazmış, hem oynamış, hem de yönetmiş. Hatırı sayılır bir finansla iyi de bir iş kotarmış.

Haluk Bilginer, Suna Selen gibi sinemamızın ve tiyatromuzun dev oyuncuları filme oyunculuk açısından da yetkinlik katmışlar. Şarkıcı Mustafa Sandal’ın polis karakteri için çıkardığı oyun da yadsınamaz.



Yunus Emre, Mevlana gibi değerleri inançlarına yoldaş etmiş, ancak adı radikal İslamcı teröre karıştırılmış Deccal kod adlı Hacı’yı yakalamak için Amerika’ya giden Türk polislerinin öyküsünde, Batı insanının, Müslümanlara bakış açılarını da irdelemeye çalışmış.



11 Eylül’de New York’ta İkiz Kulelilerin vuruluşunda ölenlerden biri de Türk Polislere yol gösteren Dedektif Berkır’ın kardeşidir. Onun için, namaz kılan bir Müslüman her daim potansiyel dinci ve tehlikeli bir teröristtir.



Türk polislerinden biri Fırat’tır… Fırat da… Yakalamak için koşturdukları Hacı’da, Bitlislidir. Filmin finalinde ve bu iki ismin özet öyküsünde neden filme New York’ta Beş Minare adı verildiğini anlıyoruz.



Mahsun mesaj vermek için çok çaba göstermiş. Sayısız mesajı da seyircisine cömertçe yağdırmış.



Filmdeki aksiyon sahnelerinin en değme Amerikan aksiyon filmlerinden geri kalmadığını görüyoruz.



Filmin arasında dikkat ettim, sinemayı dolduran kalabalığın yarısı örtülü vatandaşlarımızdı. Buna inanılmaz derecede çok sevindim. Çünkü filmdeki ana temalardan biri İslam’ın siyasallaştırması halinde sapkınlıkların ön plana çıkacağı, İslami değerlerini yozlaşmış, Fundanmentelist (köktenci) akımların etkisiyle keskin bir kılıca dönüşeceğiydi. Mahsun Kırmızıgül yazıp yönettiği filme bunu ustaca katmayı başarabilmiş.



Filmi izlemeyi düşünenlere iki- üç sahneyi dikkatlice izlemelerini öneririm.



Birincisi; Amerika’da İslami düşünceyi seçen Amerikalı vatandaşların Hacı ile olan diyaloglarında işlenen bilinç gerçek İslam’dır. Yani Mevlana ile Yunus ile güzelleştirilen, teröre, çatışmaya yasak koyan dindir. Ve hoşgörü bütün bunların temel noktasıdır.



İkincisi; Hacı’nın konduğu hücreye gerçek Deccal’ın yakalanıp getirildiği sahnelerdeki polis amiri ile Hacı’nın ve Deccal’ın konuşmaları önemlidir. Bu konuşmalar can kulağıyla dinlenmeli.



Ve finalde; Bitlis’te çekilen sahnelerde; Fırat ve dedesi arasındaki konuşmaların da ne kadar çok önemli olduğunu söylemeliyim.



Mahsun’un başardığı şu…



İslam asla terör değildir. İslam’ı cihat aracı olarak gören örgütler; sapkınlar, cehaletin kanlı figüranlarıdır. Gerçek inanç sahipleriyle, inancı suiistimal edenleri, seçim kaynağı yapanları ayırmak zorundayız.



New York’ta Beş Minare filminden sonra laikliği bir kez daha düşündüm. Laiklik gerçekten de dini yozlaştırmaya çalışanlar, dini getirim aracı olarak düşünenler ve inançlar arası çatışmalara zemin hazırlayanlar için adeta bir sigorta görevi olmuş. Filmin sonunda bu değerlendirmemi de düşünmenizi çok isterim…



Filmin finalini anlatmak istemiyorum. O sahnelerde ölüm yerine; barışı yeğleseydi yönetmen, seyircinin sinemadan çıkarken eli böğründe kalmaz, gülümserdi.

Son söz ne diye sorarsanız, derim ki… Bir zamanlar bölücülüğe, ayrıştırmaya ve kardeş kavgasına:

“Hepimiz kardeşiz” Türküsüyle tavır koymuş Mahsun Kırmızıgül bu defa;

“New York’ta Beş Minare” Filmine duru yüreğini de koyarak:

“Bütün dinlerin kaynağı Allah’tır! Bütün insanlar kardeştir.” Mesajını vermiş.



“Teknik eksikliği vardı, oyuncular şöyleydi, böyleydi, mesaj bolluğu vardı.” Diyen sinema eleştirmenlerine de bir çift sözüm olacak:

—O film bütün bunları düşündürüyor, yazdırıyorsa eğer; verilen emek, gösterilen çaba demek ki yerindedir, doğrudur… Hele yaşadığımız coğrafyada; anasını boyayıp, babasına satan şarlatanların ne çok olduğunu düşünürsek…



Sağol Mahsun Kırmızıgül… Doğru yoldasın…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-24

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...