Pazartesi, 22 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

Ya içimizdeki canlı bomba?


Taksim’de Pazar gününü kâbusa çeviren canlı bomba şans eseri büyük bir facianın eşiğinden son anda dönülmemizi sağladı.

Bakınız “dönülmemizi.”Diyorum. Zira terörün toplumsal hayatta yol açacağı tahribat hiç de azımsanmayacak kadar büyük boyutludur. Olduğu nokta, suya atılan taşın oluşturduğu daireler gibi hızla genişler ve büyür; toplumu korku ve endişenin tutsaklığı içine hapseder.

Terör huzur ve beraberliğin düşmanıdır.

Terör zor bir gündemi değiştirme araçlarından en alçakçısı ve en kanlı olanıdır.

Terör insanlığın bittiği noktadır.

Terör barışı ortadan kaldırmak, kargaşa yaratmak, kitleleri umutsuzluğa ve güvensizliğe sürükleyen hayvani yöntemlerin en acımasızıdır.

İşte bunun için diyorum ki; hepimize geçmiş olsun.



* * *

Taksim’deki canlı bomba haberi sonrası düşündüm…

Sadece cani ruhlu teröristler miydi kurbanlarını canlı bombaya dönüştüren veya dönüşen.

Bakınız her akşam haberlerinde hayatın acımasız koşullarına gücü yetmeyen nice insan sorunlarına çıkış bulamadığı için birer canlı bombaya dönüşüyor.

Eşinin ailesini kurşun yağmuruna dönüştüren mi istersiniz…

Bir binanın üzerine çıkardığı çocuğunun gırtlağına bıçak dayayanı mı görmek istersiniz…

Sevdiği insanı doğradıktan sonra poşetleyip çöp kutularına paylaştıranlar mı?

Ötelediği borçların altında kalıp cinnet geçirenleri mi?

Kısacası…

Mutsuz toplumlarda, sorunları çözümsüz kalan insan hayatlarında her birey birer canlı bombadır!

Ha bir terör örgütü kurbanının bedenine patlayıcı madde sarıp kalabalıkların içine salmışsınız, ha bir yönetenler erki sorumlu oldukları vatandaşlarını işsizlikle, çaresizlikle bir başına bırakmışsınız, bence arada hiçbir fark yoktur…

Trafik, evlilik, iş hayatı, güncel koşuşma… Bu alanlarda gözlem yaptığınızda durumun hiç de iç açıcı olmadığını görürsünüz.

Peki, son yıllarda evliliklerin önemli bir bölümünün henüz beş ya da on yılı bile bulmadan sona erdiğini biliyor musunuz?

Ayrılan eşler… Ortada kalan çocuklar… Ve yara alan, yarası her gün kanayan bir toplum…

Okullardaki rehberlik servisleri müthiş özverilerine rağmen artık sorunlu çocukların sıkıntılarına yetemiyor.

Ve hala ülkemizde psikologa bakış açımız;

“O bir deli doktoru!” yargısı çerçevesinde. O çerçeveyi kırıp bir türlü içinden çıkma başarısı gösteremiyoruz.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Haşim İşçan Kültür Merkezinde geçimsizlik yaşayan ailelere yardımcı olmak, sorunlu çocuklara el uzatmak işlevli çalışmalardan sizlere

“Bu yazının içinde mutluluğa giden adres var” Başlıklı yazımda söz etmiş, adres ve telefon sunmuştum.

Dileğim bu tür merkezlerin çoğaltılması, çalışmaların büyük bir ciddiyetle sürdürülmesidir.

Terör dışı canlı bombaları etkisiz hale getirmenin tek yolu; sorunları çözmek ve yalnız, tek başına, sıkıntıları kördüğüm olmuş insanımıza el uzatmaktır.

Oysa görüyoruz ki çok şeyin üstüne atılmış türban örtüsüne o kadar dalıp gitmişiz ki; en can alıcı dertlerimiz bile sürüncemede kalıp, unutulmuş… Sanırım bunun günah ve vebalinin büyüklüğünü uzun uzadıya anlatmaya gerek yok.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...