Çarşamba, 13 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Cumhuriyet coşkusunu yitiriyor mu?


Bir önceki yazımı “Cumhuriyetin Çocuklarına” Başlığı altında okumuştunuz.

Cumhuriyet Bayramı arifesinde yazdığım o yazıdaki duygusal yoğunluk okul bahçelerindeki çocukların, beni heyecanlandıran görüntüleriydi. Yağmura rağmen yitip gitmeyen çocuk coşkuları umut taşımıştı yüreğime.

28 Ekim’in yağmuru akşama kadar devam etmiş, sonra dinmişti. Saat on dokuzdan sonra balkona her çıktığımda gökyüzünde yavaş yavaş çoğalan yıldızları seyrettim:

—Tamam, yarın yağmur yok! Diye çocukça sevindim. Balkındaki ipe astığım Türk Bayrağının iplerini yokladım, gerdim. Konu komşu görür de bayraklar balkonları, pencereleri donatır diye düşündüm.

Sabaha zor attım kendimi.

İşte ben böyleyim.

Her ulusal bayramda ruh halim budur.

Uyuyamam, çırpınır dururum yatağın içinde.

Sabah erkenden kalktım. Balkondaki bayrağımızı ve havayı kontrol ettim. Sabah poyrazında bayrağımız ipte nazlı nazlı dalgalanıyor, gökyüzünü paramparça saran bulutlar dağılıyordu. Hafif ve aceleci bir kahvaltıyla giyinip dışarı çıktığımda saat 07.45’i gösteriyordu.

Hafif raylının Çallı Emniyet durağına geldiğimde; tramvayın elektronik saatinde bir sonraki tramvayın kırk beş dakika sonra geleceği yazıyordu. Güvenlik görevlisine günaydın dedikten sonra sordum:

—Arıza mı var?

“Bugün tatil ya, geçiş saatleri arası uzatıldı.”Yanıtını aldım.

Keyfim kaçmıştı.

“Bugün Cumhuriyet Bayramı ne tatili!”Dedim ve hızlı adımlarla Anafartalar caddesine geçerek yürümeye başladım.

Yürürken sağdaki, soldaki apartmanlara baktım. Tek tük bayrak vardı. Cumhuriyet Bayramı sanki esnafın umurunda bile değildi. Ya da yağmurdan mı tırsmıştı o da belli değildi. Eczacılar bayraklarını cama asmış, diğer dükkân kapılarında, camlarda ise bayrak yoktu.

Muhteşem halkımız Cumhuriyet Bayramının tatlı uykusundaydı.

Var gücümle bağırmak:

—Bugün Cumhuriyet Bayramı! Diye haykırmak istiyordum.

Okul giysili çocuklar ellerinde bayraklarla hüznümü biraz olsun hafifletirken, gözlerim hala balkonlarına çıkıp, bayrağımızı asacak yurttaşlarımızı arıyordu.

Sanki kent terkedilmişti. Ya da garip ve ürperten iğrenç bir korkunun işgalindeydi…

Ruhunu yitirmiş bir Cumhuriyet Bayramının 87 yıldönümünde…

Antalya’nın rutubetli kaldırımlardan sanki koşarcasına yürüyordum.

Siyah bir bulut parçası güneşi kapatırken mutsuzdum.

Yağmur mu yağıyordu, yoksa ağlıyor muydum? Bilemiyordum…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...