Çarşamba, 23 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Taha Akyol’un bakış açısından dış politikamız


Milliyet Gazetesi Yazarı Taha Akyol ‘un,2 Eylül 2008 tarihli Milliyet Gazetesi ,Objektif köşesinde yayınlanan Atatürkçü Dış Politika başlıklı yazısını okudum.
Sayın Akyol’un bakış açısına farklı bir açıdan yaklaşmak istiyorum.Hem de tarihin o günkü somut koşullarındaki durumlara dikkat çekerek.
Çanakkale Savaşı 1915’de büyük bir deniz savaşı ve Anadolu topraklarının savunması olarak tarihe geçerken kahramanını da yaratmıştı.
O kahramanlar; Türk Milleti ve Çanakkale Savaşı sırasında :
-Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum!diyerek Mehmetçik’e vatanın bir karış toprağın ne kadar mübarek olduğunu öğreten Mustafa Kemal’di.
1915’de Çanakkale geçilseydi Rusya’da proletarya devrimi gerçekleşemeyecek,Lenin ve arkadaşlarının önderliğindeki örgütlenmeler yok edilecekti.Çanakkale’den geçmek isteyen emperyalist devletlerin ordularının hedefi Rusya’daki olası bir işçi ihtilalini yok etmek ve yeni pazarlar kurmak için dünyayı paylaşmaktı.
Mustafa Kemal Atatürk daha sonra Anadolu topraklarını işgal edecek İngiliz,Yunan,Fransız,İtalyan ordularına aslında Çanakkale’deki büyük başarısıyla ilk yumruğu vurmuş,Sovyetler Birliği’ni yaratan Bolşevik ihtilalinin temel güçlerini yok edilip gitmesini de engellemişti.
1917 Ekim Devrimi ardından Doğu Anadolu topraklarını işgal etmiş olan Rus Ordusu, Bolşevik ihtilalini yapan Lenin tarafından geri çekilmişti.
Bu Mustafa Kemal için bir kazanımdı.Ve Çanakkale Savaşı’nın sonuçlarını kendi ülkeleri için ne kadar hayati olduğunu değerlendiren Bolşevikler, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın en ateşli anlarında silah yardımı yaparak emperyalistlere karşı Mehmetçik’in top yekun savaşına destek vermişti.
Mustafa Kemal’in ve silah arkadaşlarının mücadelesi sonunda kurulan Türkiye Cumhuriyeti o günden itibaren Yurtta Sulh Cihanda Sulh sloganının amaçlarına uygun bir politika yürüterek ülkemizin topraklarına bir saldırı tehlikesi olmadığı sürece savaşmayacağının mesajını da vermişti.
Atatürk’ün barışçı dış politikası; hem Batı, hem de Doğu ülkeleriyle iyi geçinmek düşüncesi üzerine kuruluydu.
Ve Atatürk ,dış politikada kendisine bir adım atmayana adım atmadı:
-Bırakın onlar anlaşmalar istesin,işbirliği istesin, ilk adımı atsın. diyerek saygın devlet adamlığından ve onurlu ülke olma politikasından ödün vermedi.Böyle olunca o süreçteki tüm devlet liderlerinin saygısını Türkiye üzerine odaklamayı başardı.
Bu tavrı Milliyet yazarı Taha Akyol gibi pragmatist olarak değerlendirmek istemiyorum.O koşullarda ; çok akılcı,realist bir tavır sergilenmiş;savaştan yanmış,yıkılmış ,yorgun,yoksul çıkan Türk Milleti’nin güçlenmesi için zamana ne kadar gereksinimi olduğunu arkadaşlarıyla paylaşmıştı.
Amerika’yı hep ; bu ülkede doğup büyümüş,eğitim görmüş bir insan olarak şöyle algıladım:
-Süt tozu yardımı yapan,Kore’de bizi kendi adına savaştıran,topraklarımızda kurduğu üslerden dünyayı gözleyen,komşu ülkelerimizden Irak’ı kan ve göz yaşına boğan,Gürcistan krizinde bizi Rusya ile karşı karşıya getiren,kendi coğrafyasındaki Kızılderili’lere soykırımı uygulayan,kültürümüzü derinden etkileyen bir ülke.
Öyle bir ülke ki:
-Keçiören’de içki yasağının nedeni ne? diye uzmanlar gönderip,iç işlerimize karışan.
Ve bizi yönetenlerin dilinde yer eden:
-Türkiye küçük Amerika olacak! klişe sözüyle.
Dahası da var..
Sınırlarımızdaki terörle ilgili gelişmelerde gösterdiği iki yüzlü politika!
Askerlerimizin başına geçirdiği çuval!
Atatürk zamanında onurumuzu kıran,ulusal duygularımızı derinden yaralayan tek bir dış politika gafı var mıdır lütfen bir araştırınız.
Kısacası Sayın Taha Akyol; biz köklü bir ülke olarak her ülkeye karşı güçlü olmadığımız ,dünyadaki ekonomik,siyasi ve askeri gelişimlere göre dış politikalar üretmediğimiz,Atatürk’ün Yurtta Barış Dünyada Barış sözüne burun kıvırdığımız sürece dış politikamız kan kaybedecektir.
Amerika’nın bölgedeki çıkarları yüzünden bugün Rusya ile ekonomik ve siyasi bir soğuk savaşı yaşamamızın tek nedeni de ;Atatürk’ün dünya durdukça değerini yitirmeyecek gerçekçi dış politikasına sarılmadığımız içindir.
Zaten Atatürkçü dış politikalardan uzaklaştığımız zaman :
-Pimi çekilmiş bombayı Rusların eline verdim.gibi söylemlerle ülkemizi hemen parlayacak savaş ateşine atma tehlikesiyle karşılaşmadık mı?
Böyle söylemin olduğu bir dış politika Türkiye’ye kazandırabilir mi?
Bu nedenle ülkemizi yönetenler; gerek iç işlerimizde,gerek dış işlerimizde sanki her tarafı küçücük bir kımıltıda düşüp paramparça olacak camlarla çevrili bir alandaymışçasına titiz,sorumlu,usta bir satranççı duyarlılığında olmalıdırlar.
Kısacası...
Güçlü bir Türkiye!
Her ülkeye karşı mesafeli bir Türkiye!
Dünyada stratejik önemi olan bir Türkiye!
Bağımsızlığından asla taviz vermeyen bir Türkiye olduğumuz sürece :
-Rusya’da,Amerika’da İngiltere’de,Fransa’da ve diğer ülkeler de bize saygı duyacaklar, uluslar arası mesafelerini koruyacak.hadlerini bileceklerdir.
Yok bunları başaramazsak eğer ; Ahmedi Nejat gibi nice liderler ulusumuzun değerlerini takmayarak ülkemize gelecek,İstiklal Savaşınızın önderinin,Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun anısına saygı göstermeyi zul sayacak ve tavırdan nasıl mutlu olduklarını metropol kentlerimizi felce uğratarak göstereceklerdir.
Sayın Taha Akyol...
Sağlam bir dış politika ve diplomasi; saygınlık,onur ve güven üzerine inşa edilebilir.
Yoksa elin oğlu Mehmetçik’in başına çuval geçirmeyi alışkanlık haline getirir..Tutup bizi hiç yoktan kanlı bir maceranın içine atarak diğer süper bir gücün hasmı bile yapabilir...
Örnek mi?
Örnek Gürcistan krizi!
Bilmem anlatabiliyor muyum?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...