Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Sanat hoşgörüdür Emir Kusturica!


Sanat hoşgörüdür. Sanatçı da hoşgörüyü dillendiren…

Altın Portakalın bu yıl ki etkinliklerine damgasını vuran Emir Kusturica’nın protesto edilmesiyle ilgili çok şey yazıldı. Ayrıntılar verildi, çok farklı bakış açıları getirildi.

Ancak Çingeneler Zamanı gibi dili ve görsel zenginliği sinema klasikleri arasına girmiş bir film yöneticisinin ve müzik adamının Antalya’dan ayrılırken söyledikleri sinema sanatına gönül veren bir düşün adamı olarak beni çok sarstı.

Tamam…

Bir ulusun en üst temsilcileri, ülkelerine davet edilen konuğa saygı göstermeliydi. Ve hele o sanık insan kıyımıyla ilgili çelişkili söylemleri dillendirmişse durup mercek altına almalı, çok kapsamlı bir araştırmayı ivedilikle danışmanlarına yaptırmalıydı.

Altın Portakal organizasyonu çalışmasını yapmış, davetlilerini belirlemiş, etkinliklerde görev alacak yerli ve yabancı konuklarını saptayarak çağrısını yapmış.. Bütün bunlardan sonra kalkıp uluslar arası bir konuğu protesto etmek ve sırf o vardır diye ekinliklerde bulunmamak büyük bir yanılgıdır, organizasyona zarar vermekten başka bir şey değildir.

Konumun gereği davet edildiğin organizasyona icabet edersin ve gerekirse o platformda Sırp-Bosna tarihsel döngüsü için eleştirini yaparsın. Sırt dönmek görmezden gelmektir ki karşılığı hatadır. Kültürden sorumlu irade böyle bir kararı almadan önce çok iyi bir satranççı gibi aklından geçen hamlesini iyi düşünmeliydi.

Olmadı… Sanat ve Kültür Antalya’da yaralandı.

Yazımın başlangıcında Emir Kusturica’nın gidiş biçiminin sarsıcı olduğunu belirtmiştim. Hem de:

“Bana tavır alanları düşman ilan ederek gidiyorum.”Diyorsa yanlışa karşı büyük yanlış yapıyor demektir.

Düşman sözcüğü hiçbir sanat adamının ağzına yakışmayacak çirkin bir sözcüktür. Sanatçı duruşunun içinde “Düşman” Sözcüğü asla yer alamaz, almamalıdır.

Emir Kusturica’nın sarsıntı geçirmiş ruh yapısını ele veren bu söyleminin Anadolu gibi kültür zenginliğinin okyanus olduğu bir coğrafyada yankılanması affedilir gibi değil.

İlk affedilmez, yurduna gelen bir sanatçıya sırtın dönen politikacılardı. Ama son affedilmeyen de Emir Kusturica’nın ta kendisidir.

Bakınız küçük bir örnek için tam sırası. Şimdi diyelim ben Emir Kusturica’ya “düşman” sözcüğünü kullandı diye küsmeli, protesto edip, filmlerini izlememeli miyim? Hayır! Onun sanatsal çalışmalarını bir kez daha izleyip irdelemeliyim.

Emir Kusturica giderken sadece bir.

“Allahaısmarladık.”Demesi bile geride kalanları düşündürecek, sanatçıyı büyütecekti. Ama o asla sanatçı sözlüğünde yer almayacak düşman sözcüğünü hırçın vücut dilini de ön plana çıkararak kullanıp, ne yazık ki küçülerek ülkesine döndü ve Emir Kusturica hayranlarında çok büyük hayal kırıklığına yol açtı.

Bu arada içtenlikle söylemeliyim ki; Antalya Altın Portakal uluslararası film festivaline ev sahipliği yapan Mustafa Akaydın olup bitenler içinde olgun tavrı ve serinkanlılığıyla, yapıcı söylemiyle alkış almayı başardı, sanatın siyasi malzeme edilmemesi için elinden geleni yaptı. Buna bizzat açılış gecesindeki nahoş görüntüler sonrasında; sinema sanatçılarının, Antalya sinemasever halkıyla buluştuğu Pazar günkü geçiş kortejine katıldığı esnada aldığı alkışlarla tanık oldum.

Büyük organizasyonlara imza atanların; halk, sanatçı ve siyasetçi arasında barışçı ve sevimli bir köprü kurma gerekliliğini de Akaydın Hoca kanıtlamış oldu. Bence bu çok şeydir… Ve alkışlar bunun için gelmiştir…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...