Perşembe, 22 Ağustos 2019
Şahin AKÇAP

Sallapati devletten, teknik devlete…


En yetkili ağızlardan biri:

“Üniversitelerden her mezun olanın iş sahibi olması diye bir kaide yoktur.”Deyince aklıma on yıllar önceki bilimsel içerikli, Harun Karadeniz imzalı bir kitap geldi:

“Eğitim üretim içindir.”

Anımsayacaksınız…Bir iki yıl önce Tıp Fakültesi mezunlarının mezuniyet töreninde okul birincisi, lütfen dikkat, okul birincisi öğrenci:

“Bu okuldan mezun oluyoruz ama enjeksiyon yapamayacak kadar eksik eğitime sahip o kadar çok arkadaşımız var ki.”Gibisinden bir konuşma yapmış ve o konuşma medyanın gündemine, halkımızın da yüreğine oturmuştu.

Bir yetkili ağzın; her üniversiteden mezun olanın iş sahibi olacağı diye bir kaide yok demesi, iki yıl önceki tıp fakültesini birincilikle bitiren öğrencinin söylemini anımsatıyorsa eğer, kesinlikle yüksek eğitimimizde olağanüstü sıkıntılar olduğunu anlayabilir, söyleyebiliriz.

Peki neden?

Eğitimimiz niçin üretim ilişkilerimizle paralellik sağlayamıyor?

Yüksek okulda okuyan öğrencilerimiz neden mezun olduktan sonra eğitimi aldığı alanlarda söz ve iş sahibi olamıyor?

Hayatın üretken alanlarında yetkin düzeyli emeğin istihdam edilmemesindeki açmaz nedir?

İlköğretimdeki sekiz yıllık… Lisedeki dört yıllık…

Yüksek öğrenimdeki en az iki, en çok altı yıllık sürecin toplamı yetişkin olmaya aday bireyimize sorumluk kazandıramıyorsa; sizce olan bitenin anlamı nedir?

Üniversiteden her yıl stadyumlar dolusu gencimizin mezun olduktan sonra işsizler kervanına katılmasındaki sıkıntı nedir?Bu evlatlarımıza çalışmalarının ödülü orta yerde kalmaları mıdır?

Bu sorular; sallapati devletten, teknik devlete kavuşamadığımızın acı bir gerçeği değil midir?

“Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan ülkemizde et ve buğday sınırlarımız ötesindeki ülkelerden niçin alınıyor?”

“Domatesin tohumunu niçin üretemiyor da dışarıdan alıyoruz? Sorusunu yukarıdaki eğitimle ilgili kaygılı sorularla ilişkilendirebilir miyiz?

Yüksek eğitim mezunu ziraatçı tarım alanı dışındaysa…

Tıp fakültesi öğrencisi ben iyi yetiştirilemiyorum diyecek kadar çığlık atabiliyorsa…

Mühendis, teknisyen iş bulamadım diyorsa, bunun nedeni nedir?

Hepsine yanıtım hazır! Politik alanda çok fazla zaman kaybediyoruz. Birbirimizi yiyiyoruz!

Kısır çekişmelerin içinden başımızı kaldırıp ülkemiz gerçeklerini göremiyoruz.

Neredeyse on yılı aşkın süreden beri; türban mı, başörtü mü sosyal olgusunun dönme dolabından dışarı çıkamıyoruz.

Çocuklarımızla, gençlerimizle ilgili yarın kaygısı, yüreklerimizi bir kemirgen gibi oyup durmaya devam ediyor.

Ülke ve millete hayırlı evlat yetiştireceğiz derken, elinde sadece diploması olan bir sürü yaratmaktan öteye geçemiyoruz.

Kimse alınmasın ama:

“Körler sağırlar,birbirini ağırlar.” Trajedisinin dar kalıplarını söküp, çıkamıyoruz.

Sonrada oturup:

“Falan ülkede etin kilosu on lirayken, bizde neden otuz-kırk lira!” Sığ tartışmalarında bocalayıp duruyoruz. Bu ülkenin ekonomistlerinden hiç mi birisi çıkıp da:

“Eğitim üretim içindir.” Gerçeğini anımsamıyor, anımsatmıyor?

Söyleyin lütfen:

“Türkiye gibi varlık içinde yokluk yaşayan kaç ülke var bu yeryüzünde?”

Biraz zahmet olacak ama; eğitimden ve ekonomiden dem vuranlar, şu eğitim ve üretim ilişkilerini bir kez daha gözden geçirseler iyi olacak.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-08-20

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-08-16

E-bülten Gurubu

bize katılın ...