Cumartesi, 7 Aralık 2019
Şahin AKÇAP

Eylül çocukları


Sevgili Mustafa Karabağır’dan e posta adresime gelen davetiyeye çocuklar gibi sevindim.

20 Eylül 2010 tarihinde Korkuteli Tatköy’de saat 10.30 aile büyükleri Ramazan Karabağır adına yapılan “Ramazan Karabağır İlköğretim Okulu’nun” açılış törenine davet çağrısıydı gelen.

Tüm Karabağır ailesini yürekten kutluyor, onları bu erdemli girişimlerinden dolayı alkışlıyorum.

Biliyorsunuz…Daha önceleri Antalya eski Valisi şimdi Ankara Valisi olan Alaaddin Yüksel’in olağanüstü güzellikte bir merasimi olurdu. Sayın Yüksel okul yaptıran, arsa bağışında bulunan hayırsever vatandaşların alınlarından öperek kutlardı.

“Bir okul açmak, bin hapishane kapatmak demektir.”Sözünü boşuna söylememişler.

Ulusları her türlü kadadan, beladan, fitne ve fesattan, ayrımcılıktan, ayrıştırmadan, fenalık düşünmekten kurtaracak sihirli sözcüğün adı; okul yaptırmak, günün koşullarına göre donatmak ve çağdaş,üretim ilişkileriyle iç içe geçmiş eğitim sunmaktır. Bence insanlığın kurtuluşuna giden tek yol eğitimin yoldur.

Günümüzde varlığını gereksiz biçimde banka kasalarında, arsa yatırımında tutan insanlar monoton yaşamları sırasına hep:

“Ne yapayım her şeyim var.”Diyorlarsa fena halde yanılıyorlardır.

Oysa ülkemizin hızla çoğalan nüfusu, kırdan kente göç eden sosyal devinimi içinde en büyük gereksinim; okul, öğretmen değil midir?

İşte o bir kenarda oturan ve mal varlığını değerlendiremeyen insanları da tıpkı Mustafa Karabağır gibi yaptırdıkları ve açılışa sundukları okulların törenlerine davet etmeli, onlara hayır yapmanın ve toplumsal paylaşmanın heyecanını hissettirerek, yol göstermelidir.

Rahmetli Sakıp Sabancı’nın atalarının ve sonradan kendi ve kardeşlerinin önemli bir yaşam prensibi vardı:

“Bu ülkenin kazandırdığını, bu ülkenin insanına yeniden kazandırmak.”

Onun içindir ki Sabancı ailesinin bugün ülkemize kazandırdığı okul,öğrenci yurdu, sanat merkezi, spor kompleksleri sayılmayacak kadar çoktur.Bence, Sabancı ailesinin onca mal ve mülkü, finansı arasında en değerli olanlar, topluma kazandırdıkları bu güzelliklerdir.Gelecekte onların isimlerini ölümsüz kılacak da bu yaptırımlardır.

***

Bugün 20 Eylül 2010…

Tüm ilk ve orta öğretim okullarında Eylül sessizliğini okulların eğitime davet eden zilleri çalacak.

Çocuklar ve gençler; pırıldayan, ışık saçan gözleriyle o her zaman saygıyla andığımız ve her yönlendirmeleri mübarek olan öğretmenlerimizle buluşacaklar.

Binlerce, milyonlarca kitap; eğitimin bu ilk gününde, Eylül çocuklarına dağıtılacak. Küçük eller, sınıflar, evler kağıt ve mürekkep kokusuyla bir kez daha tanışacak.

Andımız, İstiklal Marşı yeri göğü inletmeye devam edecek.

Öğretmenler, titreyen parmakları arasında okudukları şiirlerle kendilerine hayatın canını veren öğrencilerini gözleriyle ve özlemle okşayacak.

***

Okulların açıldığı ilk günlerdeki o çocuklar, benim için Eylül çocuklarıdır.

Tıpkı dallarına sımsıkı yapışan güz yapraklarının, yazın son ışıklarından aldıkları pırıltıları yakamozladıkları gibi. Hepsi birer batmayan güneştir

Çocuklarımıza, gençlerimize sahip çıkalım.Öğretmenlerimizi başlangıç yaptıkları bu azimli yolda destekleyelim ve güç verelim.

Ve kulak verelim Mustafa Kemal Atatürk’ün sözlerine:



“En mühim ve feyizli vazifelerimiz millî eğitim işleridir. Millî eğitim işlerinde mutlaka muzaffer olmak lâzımdır. Bir milletin hakikî kurtuluşu ancak bu suretle olur. (1922) ”

“Memleketi ilim, kültür, iktisat ve bayındırlık sahasında da yükseltmek, milletimizin her hususta pek verimli olan kabiliyetlerini geliştirmek, gelecek nesillere sağlam, değişmez ve olumlu bir karakter vermek lâzımdır. Bu kutsal amaçları elde etmek için savaşan aydın kuvvetlerin arasında öğretmenler en mühim ve nazik yeri almaktadırlar.(1923) ”



“Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır, veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder. (1925)”



“Gelecek için hazırlanan vatan evlâdına, hiçbir güçlük karşısında baş eğmeyerek tam sabır ve dayanma ile çalışmalarını ve öğrenimdeki çocuklarımızın anne ve babalarına yavrularının tahsillerinin tamamlanması için her fedakârlığı göze almaktan çekinmemelerini tavsiye ederim.”



“Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. 1924”



“Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri milletin istikbalinin yoğuran kültür ordusu. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir, verimlidir, saygıdeğerdir. Fakat bu iki ordudan hangisi daha kıymetlidir, hangisi diğerine üstün tutulur? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz, bu iki ordunun ikisi de hayatîdir.”



“İlk ve orta öğretim mutlaka insanlığın ve medeniyetin gerektirdiği ilmi ve tekniği versin, fakat o kadar pratik bir tarzda ersin ki çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmağa mahkûm olmadığına emin olun

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-11-26

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-11-25

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...