Salı, 12 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Son şans, son kale!


Nasrettin Hoca eşeğini kaybedince paniklemiş. Ama kariyerine laf getirmemek için de aramaya devam etmiş.

Ararken hem etrafına bakıyormuş, hem da yarım ağız olsa da türküsünü çığırıyormuş.

“Yahu Hoca! Eşeği kaybeden sen, türküyü çağıran sen… Nedir bu işin kerameti?”Diye sorduklarında; Hoca, hemen ilerisindeki düzlüğe çıkan son tepeyi eliyle göstererek:

“Bakmayın söylediğim türküye. Aha bu tepenin ardından da eşeği bulamadım mı; ondan sonra siz görün bendeki feryadı, figanı!” Demiş.

* * *

Referandumda yüzde sekiz oy oranının karşılığı yaklaşık altı milyon oy demek.

İktidar partisi hiç de azımsanmayacak bir sayıyla ipi göğüsledi.

Etrafta çıkan seslere bakıyorum da, garip bir iyimserlikle muhalefet partileri ipe un sermeye çalışıyor.

Tamam… Doğrudur iktidarın bütün gücüyle referanduma sımsıkı sarıldığı ve tüm olanaklarını seferber ettiği. Ancak, bu sonuçtan ders çıkarılacağı yerde, yüzdelik sayı bahaneleri arasına sıkışıp kalmak ve üstelik benim hayır oyum daha fazlaydı diğer muhalefet partisinden laf ebeliğine sığınmak; kazandırmaz, tam aksine çok daha acı ve yıkıcı yenilgilere kapı aralar.

Muhalefetin elinde hiç de azımsanmayacak güçlü kozlar vardı. En önemli koz açılım ve beraberinde gelen eleştirilerdi. Üstüne üstlük her gün terör örgütünün kan ve gözyaşı da muhalefet liderlerinin söylemlerinde etkili kılan nedenler arasında yer alıyordu. Ama tek bir eksiklik vardı ki; en önemlilerinden sadece ikisi; seksen öncesi Karaoğlan Ecevit ruhunun kitlelere kazandırılamaması ve ülkücü cenahta çok sesliliğin, tek seslilik bütünlüğüne dönüştürülememesiydi.

Bu da gösteriyor ki; örgütleme çalışmalarında henüz iktidar partisinin üzerine çıkan tek bir muhalefet partisini görmek şimdiye dek ne yazık ki olası değildi.

Şimdi muhalefet için kesinlikle söylemeliyim ki; var olma mücadelesi süreci başlamıştır.

Nedir bu süreç? Bir yıldan daha az bir süre içinde yapılacak genel seçim maratonudur.

Bakınız, Türkiye siyasi tablosunda İstanbul gerçeğini sosyal demokrat oylar yıllardır aşamadı. Gürsel Tekin faktörü sınırları zorlasa bile, Kılıçdaroğlu rüzgârı yelkenleri şişirse bile istenilen başarı hedefleri vurulamadı. Peki, Berhan Şimşek başkanlığındaki İstanbul il örgütü anakent mücadelesinde iktidar partisinin dur durak bilmeyen örgütlü çalışmasının bileğini bükebilecek mi? İşte bu soruya yanıt verebiliyorsa ana muhalefet örgütü; demek ki taşlar yerine oturabilecektir. Aksi takdirde İstanbul faktörü, hayal kırıklıklarının kenti olmakta devam edecek ve diğer Anadolu yerleşkelerini de kaçınılmaz biçimde etkileyecektir.

Cemaatlerden söz ediyoruz.

Cemaatlere karşı tek alternatif demokratik kitle örgütleridir. Referandum oylarında yüzde ellinin altında kalan ana muhalefet partisinin hesaplarında kesinlikle demokratik kitle örgütleri zincirinde 12 Eylül propagandasının etkileri söz konusu olmuştur. Bu halkalardaki gevşeme ve kopmalar, iktidar partisinin en büyük kozu olan cemaat örgütlenmelerinin öne çıkmasına, rol oynamasına olanak sağlamıştır.

Antalya’daki hayır oylarına yaklaşan evet oyları da malesef ana muhalefet partisinin kalesinde hiç de hayra yorulacak gelişmeler olmamıştır. Aynı olumsuz gelişmeler İzmir’de de kendini göstermiştir. Bu fark edilen gediklerin daha da fazla açılmaması için önlem alınması örgütsel çalışmalarda hayati önem arz etmiştir

Siyaset ince değerlendirmeleri pratiğe anında uygulama sanatıdır. Siz kitleleri sık sık yenilgiyle yüz yüze bırakırsanız, onlar da takımının maçlarına gitmeyi protestoya dönüştüren futbol takımlarının taraftarı durumuna düşmekten kendilerini kurtaramazlar. Ve boş tribünlere oynamaya başladığınızda da, kendi sesinizden başka bir sesi duyamaz, yalnızlığa yuvarlanıp gitmekten kurtulamazsınız.

BDP oyları kaygan veya kırılgan olsa bile Türkiye siyasi düzleminin somut gerçeklerinden biri. İktidar lideri, Kürt oylarındaki kaygan yola; Ahmet Kaya, Şivan Perver, Ahmet Arif gibi sanatçıların şarkılarından, şiirlerinden bukleler sunarak, söylemine duygusal temalar katarak kayıp gitmesini engelledi, patinaj yapsa bile, hiç de azımsanmayacak oyların sayısını hanesine geçirmeyi başardı.

Ana muhalefet partisi; yenilginin yasından, ucuz eleştirilerin ve yorumundan hızla sıyrılmalı, örgütsel çalışmasına sımsıkı sarılmalı, ülkemizde hayli etkin ve belirleyici olan cemaat yapılanmasına karşı tek güç olan demokratik kitle örgütlerine, sendikalara karşı dinamizm yükleyen yeni programlar oluşturmalıdır. Bunu yaparken de; demokratik kitle örgütlerini tabela örgütü olmaktan çıkarabilmeli, kitlelerle bağ kurmalarını sağlayabilmelidir.

Politikanın kuralında acımasızlık egemendir. Politikada şimdiye kadar düşeni, düşüren asla elinden tutup kaldırmamıştır. Düşmek riskine karşı tek yol; direnmek ve sonuna kadar ayakta durabilmektir. Bunun çözüm yolu da de örgütsel bağların diri ve etkin tutulmasıdır.

“Ne olacak canım. Olup biten sadece referandumdu.”Demek yanılgıya yol açar. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum seçim havasına bürünmüş, hatta var olma heyecanıyla sarmalanmıştı. Bunu fark eden iktidar partisiydi ve işi iyice ciddiye alarak, golünü muhalefet partilerin kalesine karamboldan göndermeyi başarmıştı.

Bence artık bu son genel seçimde “Son şans ve son kale” altı pasına girilmiştir.

Takımlarını iyi hazırlayan, kitlelerle kucaklaşabilen ve bağını sıkı ve diri tutanlar kazanacak; işini ciddiye almayanlar; siyasi tarihte bir varmış, bir yokmuş olmaktan kurtulamayacaktır.

Lütfen yazınız bu sözlerimi notlarınızın arasına. Günü geldiğinde anımsatacağım.

Dilerim, Türkiye demokrasisinin temel taşlarından olan ana muhalefet partileri yazımın başında anlattığım fıkrayı birbirlerine anlatıp acı acı gülmeyi bir daha yaşamaz ve yaşatmazlar. Demokratik sol da kronikleşmiş muhalefet misyonundan kurtulur, iktidar olmanın sorumluluğuyla buluşur. Aksi takdirde, geride kalanların nal topladığı gibi:



“Atı olan Üsküdar’ı geçer.”

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...