Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Nuray Şahin… Çiçeği burnunda bir yazar kızımız


Henüz on yedi yaşında.

Cıvıl cıvıl bir genç kız.

Ziyaretime geldi.

“Sizinle görüşmemi önerdi öğretmenlerim.” Dedi.

Dışarıda Eylül poyrazı, karşımda Akdenizli pırıl pırıl bir yazar adayı…

Parlayan gözlerinde, ta orta okul günlerimi anımsadım. Yazdığım kompozisyonları sınıfta okuduğumda hayranlıkla dinleyen sınıf arkadaşlarımı:

“Yazmaya devam et Akçap…İleride çok daha güzel şeyler yazacaksın.” diyen öğretmenlerim geldi aklıma.

Nuray Şahin’de benim gibi küçük denemeler, kompozisyonlar yazarak başlamış işe.

Yazdıklarını Ayın Işıltısı dosyasında toplamış.

“Yazarken çok mutlu oluyorum.”Diyor.

O’na; ne kadar çok sevdiğim yazar varsa isimlerini verdim…Yaşar Kemal, Erdal Öz, Sait Faik, Mustafa Mutlu, Ayşe Kulin, İclal Aydın, Bekir Yıldız’ın yapıtlarından söz ettim.Can kulağıyla dinledi beni.

Yazmak için çok okumaktan,gözlem yapmaktan söz ettim:

“Tıpkı bir havuz gibidir yazar. Okudukça,gözledikçe dolar ve tam taşmaya başladı mı yazma vaktidir. Hiç bir güç onu durdurmaz.”Dedim.

Nuray Şahin bir çok öyküsünün yayınlanacağını ümit ettiği, kendi adının da anlamı olan Ayın Işıltısı olarak koymuş.

Yakında kitaplaşacak.Ve onun yazdıklarını tıpkı Ayşe Kulin’in yazdıklarının lezzetinde okuyacağız. Bize on yedilik körpe yüreği ve belleğiyle mesajlar verecek.Duygularını, umutlarını yaprak yaprak, kitap kitap taşıyacak.

Okuma hevesiyle yanıp tutuşan okurlar hazır olun. Çiçeği burnunda bir yazar beğeni kapılarınızı aralamak üzere.

Yıllarını okumaya, okutmaya vermiş bir kalem erbabı olarak; Nuray Şahin’le gurur duyduğumu, gurur duyacağınızı şimdiden söylemeliyim.

Nuray Şahin’in özenle yazıp gönderdiği iki denemesini de aşağıda sunuyorum.Ve Ayın Işıltısı kızımıza; yazın hayatında sonsuz başarılar dileyip, yolun açık olsun diyorum.







İşte Nuray Şahin’den iki deneme…



1-

Hayat dediğin bir anlık…
Her bir anda bir adım…
Her bir adımda sona doğru…

Su misali serpermiş içime damlalar. Gözlerim hayatı siler olmuş yavaş yavaş. Cümleler boğazımda düğümlenmiş. Hüzün dolu caddeler, yol gösteren ışıklar ve ben, salına salına yürür olmuşum kimsesiz kaldırımlarda. Eylemişler beni, gözlerim anlatır olmuş içimi dudaklarımdan önce…
Beni girdabında boğup boğup durgun denizlere çıkaran, yine de ölmediğimi fark ettiren yer sahil kenarı… Yine senleyim. Martılar yine yelkenlisiyle yarışıyor. Renk cümbüşüne boğulmuş gözleri gökyüzünün. Kaç saattir ağzıma alamadığım simidimi martılarla paylaşır olmuşum. Ve bir dostluğa özlemim oluşmuş içimde. Ellerim titriyor, gözlerim doluyor. İçimi boşaltsam denizin ruhu var mıydı? Dinler miydi beni, konuşur muydu benimle? Başımı omzuna yaslasam, anlatır mıydı bana tükenmeyen hikâyesini… Yazar mıydı hasreti şiirlere. Haykırır mıydı sevdasını. İçime almakta dert ettiğim nefes bir bardak dolusu su misali fışkırır oldu yüreğimden sızarcasına. Yine de gönlümü besleyen bir şeyler vardı. Evet… Bunun adı umut olmalıydı… İnsanın içini yakan kimi zaman acı hatıralardır. Kimi zaman da umutların kırılması… Gönlü besleyende odur, umut. Taşıyorum taşacağım, dert ortağım. Taşamazsam eğer boğulacağım. Daha fazla zifiri karanlığa mahkûm kalmak lanetli bir şey geliyor beynime. Düşünceler kilitlenip kalıyor aniden. Ağzımdan cümle akmıyor ki akarsa sel olacak bilinmiyor…
Hayat denen masalda herkes almış bir rol. Çoğu unutmuş özünü. Başkası olma derdine düşmüş. Kendini, önündeki engeli kaldıramayacak kadar erken pes edici bir güçsüzlüğe yenildiğini sindirecek kadar aciz kılar olmuş. Kimisi aşka harap etmiş yıllarını, kimisi dalına tutunma derdinde hayatın. Sitemli duygular hiçbir zaman eksik kalmamış. Hayatı kötüler, değer kıymet nedir bilemez olmuşuz. En ufak şeyleri göremeyecek kadar kör.
Ağaçta kalmış bir tek yaprak gibiyiz kimi zaman. Yalnız, çaresiz kılıyoruz anı. Böylece umutlarda tükenir oluyor. Kısacası bitmişiz. Yeniden doğmak elimizdeyken…
Umutları çok çabuk kırabiliyoruz da yeşertemiyoruz o kadar hızlı. Hasarı için zaman gerekli olmuş. Bunun içinde sabır… Yaptığım hatalar kadar ağır vurdu hayat. Tüm gücüm kayboldu. Direniş için bir dal bırakmadı. Fırtına sessizliğini bozdu.







2-

Anadolu’m, benim eşsiz memleketim…

Dünyaya tüm güzellikleriyle gülümseyen, kucak açan; bizleri koynunda besleyen, büyüten hatta var eden sebebim, her şeyim…

Toprakları barış kokar Anadolu’mun. En önemlisi de elleri toprak kokan, misafirperver, sıcacık insanları. Bahçelerinde elma ağacı, limon ağacı… Bir de her dalına umutlar asılı dilek ağacı…

Yaylaları vardır Anadolu’mun. Güneşe sırtını dayamış. Mis kokan karanfilleri, buz gibi suyu, çektikçe ciğerlerimize dolan ilaç gibi havası bambaşkadır. Menekşeler öteden beri misafirperver, yolun başında gülerek karşılar seni. Karabaş eşlik eder her yolcuya. Kocaman yüreğiyle ve sadakatiyle.

Anadolu’mun kadını, erkeğiyle omuz omuza. Yürekleri bir, umutları bir, emekleri bir… Al yanaklı kızlar sıcacık gülümsemeleriyle ufuklardan bir güneş gibi doğar. Hepsinin elleri kınalıdır, yürekleri de sevdalı. Dillerinden düşmeyen türküleri nakış nakış işlemelidir. Anadolu’mun yiğitleri suyla değil, alın teri ve toprakla yumarlar ellerini.

Tüm ülkelere kucak açar. Asya ve Avrupa’nın zincirindeki en güçlü halkasıdır. Boğazlar birer dünya harikası. Türkiye’m, eşsiz memleketim.

Toprak çömleklerde etlisi, türlüsü fokurdar. Çorbasıyla, pilavıyla, köfte ekmeği, tatlısıyla ölüyü diriltir, diriyi mutluluğa eriştirir. Sıra gecesinde çiğ köfte tavana yapıştığında bağlamanın tellerinde hayat bulur Anadolu.

Geçmişten bugüne gelmiş, günden güne değerlenmiş bir yakuttur, zümrüttür Anadolu. Bir kazma vurulduğunda binlerce tarih çıkar altından. Bereketli toprakları binlerce uygarlığa ev sahipliği yapmıştır.

Bir mucizesin evvelden gelen. Gönlümün sultanısın sen. Duymaktan hiç bıkmayacağım bir destansın.

Gönlümün bir köşesinde anam yatar, diğer köşesinde sen, vatan! Türkiye’m elleri kınalım, yüreği sevdalım. Al gelinciğim, mor menekşem.

Semalarında al sancağın hep dalgalansın. Bereketli topraklarında umut hiç eksik olmasın!

Okurlarımdan önemli ricam:

Lütfen Nuray Şahin’in yazdıklarıyla ilgili yorumlar yazmayı unutmayınız.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...