Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Üniversiteler kapılarını aralarken


1 Eylül tarihinden itibaren üniversite sınavında kazanan öğrencilerin kayıt işlemleri başlıyor.

Her fakültenin kaydı için bir tarih belirlenmiş.

Hani gençlerimiz bütün azim ve hırslarıyla hazırlandılar; başardılar ve kazandıkları bölümde okumayı hak ettiler ya, şimdi bunu kayıt yaptırarak perçinleyecekler.

Neler mi yapacaklar? Sırasıyla anlatmamı isterseniz işte yapılacaklar…

Diploma, noterden onanmış nüfus cüzdan fotokopileri, yarım düzüne vesikalık fotoğraf, kazandıklarına üniversiteye bağlı fakültenin bölümünün yazılı olduğu yerleştirme belgesi… Bunlarla okumayı hak kazandıkları üniversite rektörlüklerinin öğrenci kayıt birimlerine başvuracaklar. Bunlar sadece kayıt…

Ya barınma?

İşte en zor soru bu.

Devlet yurtları için yapılan müracaatların sonuçları açıklandı. Ekonomik sıkıntısı çok olan gençler devlet yurtlarına yerleşecek. Geri kalanlar ise; pansiyonlar, özel yurtlar ve olanakları varsa birkaç genç bir araya gelerek ev ya da daire kiralayacaklar.

Bizim küçük kızımız da Mimar Sinan Üniversitesini kazandı. Sakın şaşırmayın kazandı diye sevinemedik bir kasavet ve sıkıntı sardı ki dört bir yanımızı düşman başına.

Ablası henüz yüksek lisans yapıyor. Bir de küçük kız;”Ben de varım.”Diye ortaya çıkınca bütün hesap kitap karıştı.

İstanbul rüyalarımın kenti… Ama her gittiğimde sanki savaştığımda asla yenemeyeceğim bir ejderha gibi görünür gözüme.

İyi ki internet var… Dört bir koldan araştırmaya başladık.

Okul nerede? Devlet yurdu çıkar mı? Çıkmazsa hangi özel yurt olur? Özel yurt olursa okulun semtinde var mıdır? Varsa, aylık gider nedir?

Tam kafayı yiyecekken Neşe Karel’e, Prof. Dr. Ramazan Demir’e, Mehmet Tosun’a yazıp dertleşmek istedim. Ve hatta İstanbul denilince akla ilk gelen isimlerden Gürsel Tekin Başkanı anımsadım.

Güresel Tekin Başkanın (İstanbul C.H.P İl Eski Başkanı, Yakında C.H.P Genel Başkan Yardımcısı):

“İstanbul sınırları içine girdikleri an beni arasınlar.”Demesi yok mu? Sanki Toroslar, anti-toroslar, Bey Dağları, Ağrı, Suphan, Mengene Dağları dizildi ardıma ve hüzünüm dağılıp gitti.

Ve duyan İstanbul yerleşkeli dostlar, arkadaşlar aradı:

“Hayırlı olsun!” Dediler.

İnsanın sahipsiz, yalnız olmadığını anlaması müthiş bir duygu ve özgüven veriyor insana.

Ah diyorum; keşke Ömer Çelik’de… Hani Ağrılı üniversiteli genç Ömer… Okul harçlığını çıkarmak için amelelik yaparken hayatını yitiren Ömer. O’nu da sahipsiz, yalnız, bir başına bırakmasaydık. Tutsaydık ellerinden, yürüyüp gitseydi hayat yolundan özgür ve korkusuz…

Duyuyor musun Güresel Tekin Başkan?

Koca metropol İstanbul’dan olur ya Ankara’lara gidersen; kopar cesur yüreğinden bir parça, bayrağı teslim ettiklerine ver ki; sahipsiz kalmasın, unutulmasın yalnızlar, sahipsizler ve garibanlar…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...