Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Ramazan geldi hoş geldi


Ramazanın gelişi nereden belli olur?

Çarşı, pazardan.

Nasıl mı?

Etiketlerdeki fiyatların artışından…

Ramazan nasıl kendini belli eder?

Her zamanki bildik söyleşilerden.

Yani?

Oruçken denize girilir mi?

Sahurdan önce mi, sonra mı cinsel ilişki orucu bozar?

Diş fırçalamak caiz mi?

Gargara yaparken su boğaza kaçtığında oruç mekruh olur mu?

Sabah evden çıkarken karımın yanağına bir öpücük kondurmak oruca halel getirir m?

Kadınlarla tokalaşmak, bakmak orucu ziyan eyler mi?

Derken… Televizyon akışındaki diziler, filmler birden farklılaşır.

Eğlence programlarının süper açık giyinen sanatçıları birden kapanır.

Reklâm kuşaklarında bin bir çeşit çorba türleri alengirli markalarıyla arz-ı endam eyler.

Her gün yayınlanan “yavrunuzun köşesindeki cıbıldaklar” yerini dini ağırlıklı kitap tanıtımlarına, Kuran-ı Kerim açıklamalarının yer aldığı yayınlara bırakır.

Bulunduğu kentte, kasabada yoksul mahallelerinin adresini bile bilmeyen yeni yetme ve da uyanık politikacılar çaktırmadan yanlarına aldıkları gazetecilerle fakir fukara sofralarına iftar konuğu olur. Boy boy çekilen fotoğraflarla gazete, dergi sayfalarına yansırlar.

Sahur vaktinden önce çalışanı, uyumak gereksinimi olan bebeleri, hastaları düşünmeyen davulcular top mermisinin sesini andıran gürültüyle gecenin sessizliğini paramparça edip, zaten sıcakla cebelleşmekte olan vatandaşı yatıştırıcı ilaçlara mahkûm eder.

Oruç tutunca yaptığı bütün fitneliğin, fesatlığın ceremesini ödüyor gibi gören bre yobazlar sahne alır. Çekirdek çitleyen genç kıza, dondurma yalayan miniklere, kim bilir hangi hastalıkla boğuştuğu için ya da olur ya inanmadığı için oruç tutamayanlara sarar.

Hatta ramazanda Müslümanlığı kaba güç sanan akılsız nizamsızlar tarafından; hastaya, yolcuya (seferi) yeme içme hizmeti sunan yerler kundaklanır. Öyle ki günlük geçimi için çalışmak zorunda kalan kahvaltı salonları, lokantalar, kahvehaneler kaza belayla karşılaşmamak için bir ay boyu kepenklerini kapatırlar.

Oysa bir hoşgörü ayı, bütün ayların sultanıdır Ramazan. Yoksa laf olsun diye inanmış görünen ayıların ayı hiç mi ama hiç değildir.

Sabrın, nefsin gem altına alındığı; varsılın, yoksulu anlamaya çalıştığı sayılı günlerin bir demetidir. Veren eli, alan elin görmediği paylaşmanın ve sırdaşlığın güzelliğidir.

Bütün bunlar; dedelerimizin, ninelerimizin yaşadığı ve anlattığı o hoş günlerin masallarında unutulup gitmedi mi?

Pırıl pırıl, saf inananların yerini aç gözlü, doyumsuz, kaba ve hoyrat din bezirgânları almadı mı?

Ama mutlaka bütün bunları da aşacağız.

Dini inancın bir başka düşünce ve inanç üzerinde zorbalık olmadığını öğreneceğiz.

Oruç tutanımız, tutmayanımıza; oruç tutmayanımız da tutanımıza saygı ve hoşgörüyle yaklaşacak

Ramazan geldi, hoş geldi.

Dilerim gönüllere dostluk, gerilen yüzlere gülümseme; kavga ve hırs dolu beyinlere sevgiyi, şefkati, hoşgörü ve anlayışı, sabrı, ülkemize de barışı ve huzuru getirir.

Ve Mübarek Ramazan ayı hayırların bol olduğu günlerin müjdecisi olur.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...