Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Taş atan çocuklara farklı bir bakış


Sevgili Sağdıcım Mehmet Tosun artık kanıksandırılmış bir haberin üzerindeki tozu yendien ve bir güzelce silerek yazmış.

Taş atan çocukların sürekli gazete ve televizyon haberi olarak gündeme taşınmasının çocuklar üzerine olumsuz etki yarattığını ve kendilerini birer kahraman gibi gördüklerini anlatıyor. Gözleminde de kesinlikle yanılmıyor. Hatta bir kez daha kritiğini yaparak bu sorunu diri tutuyor.

Diyor ki;

“Medya taş atan çocukların eylemini sık sık ekranlara getirdikçe çocukların hoşuna gidiyor. Ve birer kahraman edasıyla suçlarını tekrarlıyorlar. Oysa bu tür haberler çocuklar afişe edilmeden de verilebilir.”

Sağdıç’ın yazısına aşağıdaki yorumu yazdım, okurları da okumuştur:



Sevgili Sağdıç,



Taş atan çocuklar yazın güzel... Mesajlar yerine oturmuş... Eline sağlık... Ancak olayların bütünü haberleri engellemek, hayatı perdelemekle eş anlamda. Ancak çocukların bu eylem sonucunda kendilerini kahraman gibi görmemeleri için:

“Bak işte bu benim!”Dememesi için görüntüler silikleştirilebilir, fululaştırılabilir.

Ancak bizim ülkemizde her şey gerilim üzerine kurulduğu için bu zavallı çocuklara da, o gerilimin figüranları olarak sahne aldırılmaya devam ediliyor.

Eline sağlık. Yazın ve küçük öykün dilerim yönetenlerin dikkatinden kaçmaz da, acı gerçeklerle yüzleşme cesareti gösterirler.



Benim gibi Doğu Anadolu Bölgesinde doğup, büyüyenler iyi bilir. Doğu ve Güneydoğu’da nüfus planlaması sadece devletin istatistiklerinde görülür.

Kürdistan düşü kuranlar daha fazla çocuk yaparak nüfusun artmasının bu düşe hizmet edeceğini düşünürler.

Yarın çocuğa bakabilir, eğitimiyle ilgilenebilirimiymiş kaygısını taşımazlar.

“Allah vermiş, nasibini ve rızkını da verir.”Söylemindeki kadercilik felsefesi, ne yazık ki akıl tutulmasına neden olur.

İşte bu akıl tutulması yaşayanların çocukları bugün bir dondurma parasına polise, askere ya da gösterilen hedeflere taş hatta Molotof gibi yanıcı ve yakıcı maddeler atabiliyorlar.

Bir çocuk on sekizine kadar çocuktur ve velayeti kimin üzerindeyse yaptıklarıyla o insan sorumludur.

Bölgedeki ana ve babalar işte bu sorumlulukları hatırlatılarak eğitilirse, sanırım sorunun çözülmesinde çok önemli bir adım atılmış olur.

Ve lütfen dikkat!

Mezun olmuş ama işsiz kalmış nice psikolog, sosyolog var… Onların atamalarının; okullara, sağlık ocaklarına ve hatta karakollara yapılması ve suç işleyen çocuklara, erişkinlere yardımcı olmaları da mı düşünülmez?

Asıl mesele ne biliyor musunuz?

Asıl mesele insanlara hayatı sevdirmek. Özellikle de çocuklara. Hayatı seven her insan yanlıştan korkar, kimseye zarar vermez, doğrunun yanında yer tutar.

Ne yazık ki günümüz Türkiye’sinde cahil cesaretiyle hop oturup, hop kalkan o kadar çok insan var ki!

Farkında mısınız? Meclisten tutun da, çarşıda, pazarda, sokakta cahil cesareti dediğimiz virüs kol geziyor…

Türkiye bu virüsten kurtulmak, sevgi ve hoşgörüyü hayata egemen kılmak zorundadır

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...