Pazar, 21 Temmuz 2019
Şahin AKÇAP

OT

Ot

Beylik sözleri hiç sevmem. Hele:

“Ben taraf değilim.”Kaçamağını sıkça yineleyip, aslında gelecek cazip siyasi tekliflere sinip, kulak kabartanları da…

Cumhuriyet düşmanlarının omuz omuza verdiği, Atatürk İlke ve Devrimlerinin yerle bir edilmesi için bin bir dalaverenin sahnelendiği günümüzde söyleyin Allah’ınızı severseniz nasıl tarafsız olursunuz?

Olduğunuz zaman da; kişiliğiniz, haysiyetiniz, erdemliliğiniz kalır mı?

—Ot olursunuz, ot!

—Biçare olusunuz, biçare!

Adamın biri; Selanik deyip, öyle bir yazı yazıyor ki, tarihin içindeki her şeyi çamura bulayıp, Kurtuluş Savaşının liderini bile inkâra kalkışıyor. Ve siz bu bilinçli tasfiye etme oyununu görüp:

“Ben taraf değilim.”Dediğiniz an; yanlışa göz yummuş, görmezden gelmiş olmaz mısınız?

Elinizi yüreğinizin üzerine koyup yaşananlara şöyle bir akıl gözüyle bakınız.

Ve sık sık iç sesinizle sorun… Göbek bağınız bu ülkenin toprağına düşmedi mi?

Bu ülkenin havasıyla, suyuyla yaşamadınız mı? Tuzunuz kuru olsa da bu ülkeye vefa borcunuz yok mu? O halde bu ülkeye ihanet edenleri görüp de nasıl tarafsız olursunuz, nasıl?

En lanet hastalık değil midir?

“Bana dokunmayan yılan bin yaşasın.”Ya da:

“Benden sonrası tufan!” Hacı yatmazlığı…

Elbette olumlu ve iyi işler alkışlanmalı, desteklenmeli. Ama yapılanın göstermelik, tilki kurnazlığına dönük ve asıl amacın altında çapanoğlu bir oyun olduğunu fark edip de ses çıkarmamak gafletin ta kendisi değil midir?

Düşünmek taraf olmaksa eğer; o halde gerçeğin ve hakkın yanına durmak, saf tutmak gerek.

Görünen odur ki; var olmak, ya da yok olmak seçenekleriyle sınanıyoruz.

İşte hal ve gidiş bu olunca; ya ot olup her rüzgârın önünde eğilip kalacaksınız, ya da safları sıklaştırıp; halkın ve hakkın çıkarları adına dimdik duracaksınız.

Şimdi kendi kendimize de bu soruyu dürüstçe sormanın tam sırası işte…

“Aman bana ne. Hele bir dur. Gün gelir bu tantananın içinden sıyrılırım.”Diyor ve düşüncenizde ısrar ediyorsanız eğer, hiçbir şey yapmayın, ama bir kerecik olsa da aşağıda alıntısını yaptığım; 14.02.2010 tarihinde Antalya’da Bugün sitesinde yayınlanan Prof. Dr. Ramazan Demir’in, Yurdun Sahibi Değil, Kiracısı Olmak başlıklı yazısına bir göz atın:

İşte o tokat gibi yazı:



“Şimdilerde bu birlik ve birliktelik çözülmeye çalışılmaktadır.

Türk’ü de Kürt’ü de, Çerkez’i de, Abaza’sı da, Boşnak’ı da, Arap’ı da bu toprakların sahibi olarak birlik içinde yaşamayı benimseyecek ve yaşayacaktır.

Bunun başka alternatifi yok...

Bu topraklarda yaşamanın ilk ve son şartı birlik ve bütünlük içinde olmaktır.

Bunu istemeyen olabilir.

O zaman başka alternatifler üretmeleri gerekecektir.

“Ben şurada yaşayacağım ama benim dediklerim olacak” diyemez hiç kimse...

Atatürk ve arkadaşları Kurtuluş Savaşını yapmasaydı ne olurdu?

“Her şey olabilirdi, hiç bir şey olabilirdi” diyecekler çıkabilir.

Ancak şunu unutmamak gerekir ki varsayımlarla tarih olmaz, oluşmaz da…

Tarih, öyle tecelli etmesi gerektiği için, öyle olması gerektiği için tarih olmuştur...

Kurtuluş Savaşı olması gerektiği için olmuştur...

Anadolu medeniyetler mezarlığıdır...

Atatürk olmasaydı bir mezarlık daha olurdu Anadolu’da!”

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-07-14

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-07-15

E-bülten Gurubu

bize katılın ...