Pazar, 17 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

Tırmanan tehlike


Keşke her liderin yanı başında bir sosyolog görev yapsa…

Türkiye’de olup biteni yakın plan izleyen, her olayın ardındaki nedenleri irdeleyen ve sebep-sonuç ilişkilerini büyüteç altına alan toplum bilimciler…

Ancak bu görevliler; düşüncelerinde, gözlemlerinde ve yorumlarında gerçekçi, objektif olsa:

“Kral çıplak.” Demekten korkup, kaygılanmasa birçok basiretsizliğin önüne geçilebilir.

Acaba toplumbilimciler vardı da, bizim mi haberimiz olmadı?

Ama olsaydı, bu kadar karmaşık günler yaşayıp, göstere göstere gelen eti tırnaktan ayrıştırmaya çalışan oyunları, kutuplaşan toplumu hemen fark etmez miydik?

Bana bunları yazdıran yalnızca; İnegöl, Hatay olayları değil. Ya da bu yıl Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan fındık toplamaya gelen işçiler için Karadeniz’de başlatılan:

“Doğulu işçileri istemeyiz.” kışkırtması kokan tepkiler hiç değil.

Barut gibiyiz barut…

Neden barut gibi olduğumuzu sözünü ettiğim toplum bilimciler çıkıp televizyonlarda bangır bangır konuşmalılar.

Ülkemiz bölünmenin eşiğine gelmiş ama gözbebeğimiz sanatçılarımız buna dikkat çekecekleri yerde:

“Türk milletinin arabesk yavşaklığı.” Üzerine kelamlar ediyor.

Daha dün yerel televizyonların birinde bir cinnet yaşandı. Koruma görevi üstlenen emekli bir polis haksız ya da haklı bir itham karşısında silahına davranıp başkalarının canına kendisini ve ailesinin geleceğine kıydı.

Bunlar birken, hem de damla damla biriken, küçük görünüp ancak hafife alınan, sonra da kabına sığmayan öfkenin seli değil mi?

Aklı başına yazıp- çizenler, söz söyleyenler hep:

“Birlik ve diriliğimize dikkat edelim. Ayrışmaya neden olacak söylemlerde kaçınalım.” Dedi.

Bakınız İnegöl’de ki olayların ardından haberciler nasıl sözcükler kullanıyorlar.

“İnegöl’de Doğulu gençler…”

Hay dilinizi eşek arısı soksun…

İşte korkutan tehlikeye düşmek bu!

Doğu-batı, Türk-Kürt, Alevi-Sünni ikilemi yaratmak…

Çok önceleri; Doğu Anadolu kentlerimizden, Batı Anadolu kentlerine gidenler için:

“Kıro!” Sözcüğü kullanılırdı.

Cahil, kaba, sosyal olmayan insan için uydurulan sözdü bu.

Ancak aklı başında, ülkemizin rengârenk kültür yapısını bilenler bu söze şiddetle karşı çıkar, söyleyeni söylediğine pişman ederlerdi.

Ama şimdilerde bu hassas ve naif durumu görmezden gelenler ve de provokatörler istedikleri gibi kullanıyor, kutuplaşmanın artması, çelişkilerin keskinleşip uzlaşmazlığa dönüşmesi için çaba harcıyorlar.

Tırmanan bu tehlikeye karşı her kes aklının başına toplayıp sorumluluk içinde davranmalı, beyninin onay vermediği lakırdılardan kaçınmalı…

Artık az söz, çok iş zamanıdır. Bunun içinde ille de birlik ve beraberlik gerekir.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...