Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Sayın Akaydın Hocam… Neşeli Şehir yazısını okudunuz mu?


Antalya Bugün sitemizde Melek Aydoğdu’nun, Neşeli Şehir yazısını güzel bir kentte yaşamak özleminden olmalı ki, her canım sıkıldığında tıklayıp okuyorum.

Öyle ya; yazdığım Hayvan gibi yaşamak yazılarımın bıraktığı moral çöküntüsünden ancak böyle bir yazıyı okuyarak kurtulmalıydım.

Melek Hanım şirin bir kenti, cıvıl cıvıl insanlarını anlatıyor yazısında. Kentin adı Eskişehir… Ama şimdilerde çok yeni şehirler alt edecek alt yapıya kavuşturuldu, biçimlendirildi, çağdaş bir kente dönüştürüldü.

Porsuk çayını bilir misiniz?

Eskiden kir, pas akardı. Ama Yılmaz Büyükerşen gibi akıllı bir belediye başkanı seçilince şimdi dupduru akıyor.

Doğu’nun bazı hödük ağaları, milletvekili adayı olduklarında bol keseden vaatlerde bulunurlardı.

Mesela rivayet olunur ki; bir zamanlar Bitlis’te bir milletvekili aday vaatlerinde o kadar ileri gitmiş ki:

“Ey Bitlisliler! Sözüm sözdür, yazın bir kenara. Seçilirsem Van gölüne kapak yapıp, kuşların üzerine cırtlamasına engel olacağım.”Demişti. Orta Anadolu’dan bir milletvekili adayı da:

“Deniz mi yok burada. Şart olsun ki deniz getireceğim.”Salvolarıyla kendini dinleyenleri serseme çevirmişti.

Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen vaat etmedi. Eldeki olanakların fizibilitesini yetkin bir kadro oluşturarak yaptı. Ve Porsuk gibi kirlenme olasılığı çok yüksek bir nehrin suyunu membasından, deltasına kadar, çevre faktörlerini de ıslah ederek temizledi. Uygun alanlardan birini düzenleyip suni plajlara dönüştürdü. Orta Anadolu’daki o palavracı politikacının hayalini Eskişehir Belediye Başkanı bilimsel ve çevreci bilinci ön plana çıkararak gerçekleştirdi.

Şimdi Eskişehirliler Sayın Büyükerşen’in yarattığı cennette yaşıyorlar.

Vatandaş kentin belediye başkanının attığı her adımı tartışmasız destekliyor. Yönetici ve halk arasındaki bu müthiş uyum; haklı olarak kente huzuru, mutluluğu getiriyor.

Ya Antalya?

Her sabah mahalle ve sokaklara konuşlandırılmış çöp noktalarında iğrenç bir koku, sinek yığını ile karşılaşıyoruz. Eskiden çöp konteynırlarının olduğu alanlar ilaçlı sularla yıkanırdı, şimdiler de o uygulamayı da göremiyoruz.

Vatandaş da bezgin… Sallapati bir yaşamı yeğlemiş. Zahmet edip çöpünü, konteynırların kapağını açıp, içine atmıyor. Kenarına bırakıp geçiyor. Ortalıktaki serseri kedilerde çöp poşetlerine dalınca etraf çöplük denizine dönüşüyor.

Eskişehirli, Porsuk nehrinden deniz gibi yararlana dursun; biz Antalyalılar elimizdeki Akdeniz’in kıymetini de bilmez olduk.

Konyaaltı sahili çer, çöp, bakımsızlık içinde. Defalarca yazdık.

Halkın denize girdiği işletmesiz alanlarda sorumlu belediye çalışmaları yetersiz ya da hiç yok!

Ve bütün bu olup bitenler doğal olarak Antalya’nın kâbusu oluyor.

Sağ olun Melek Hanım…

Sayenizde insana değer verilen bir kentimizi, kent belediyeciliğini tanımış olduk.

Olur ya, bu kenti yönetenler tesadüfen yazınızı okur da birkaç uzmanını Eskişehir’e gönderip, belediyeciliğin nasıl yapıldığının öğrenmesine olanak sağlarlar.

Ve biz Antalya halkına gelince…

Bu güzel kente kıyıldığını hatta kıydığımızı görmezden gelmeye devam edecek miyiz?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...