Salı, 18 Haziran 2019
Şahin AKÇAP

Ayrık otları



“Köy enstitülü” köşesindeki yazılarını büyük bir ilgiyle okuduğum ve her yeni yazısını sabırsızlıkla beklediğim Mehmet Şener hocamın 15.7.2010 tarihli “Yaylım” başlıklı yazısını okuyunca anladım ki; şimdiye kadar düşündüğüm ve yazdığım konularda zerre kadar yanılma payımız olmamış. Demek ki;

“Aklın yolu bir.”Diye doğru söylemiş atalarımız ve cümle bilge insanlarımız:

Mehmet Şener hocam gibi yurtsever ve bu ülkenin can damarlarından, kılcal damarlarına kadar akıp giden gücü bilen değerlerimizin, tecrübe birikiminde yoğrularak yazılmış yazıları, bizlere yol göstermeye devam ediyor.

Andığım tarihteki yazısında ayrık otundan da bahsetmiş. Toplumsal hayatımızdaki ayrık otlarının te-miz-len-me-me-si-nin gafletinin bugünlere kestiği kan ve gözyaşı faturası olduğunu görüyoruz. Bu gafletteki en kahredici nedenin de partizanlık olduğunu anlıyoruz.

Yazısının son paragraflarında, bu günlere nasıl planlı biçimde düşürüldüğümüze de dikkat çekiyor. Sizlerinde, benim gibi ülkemizin ulu çınarlarından biri olan Mehmet Şener Hocamın yazılarını ilgiyle okuduğunuzu biliyorum. Ancak, saygıdeğer hocamın izniyle o yazısındaki saptamalarını, sizlere anımsamanız amacıyla sunuyorum.

Diyor ki:



“Terör dağ, köy, kent demez fırsat yakalar, silahlı güçlerimizi vurur, zaman geçmez sivil toplumlara saldırır. Geçmişte kıyım yapan bir Asala, bir Hizbullah vardı, kenara çekilmiş gözüktüler, meydan PKK’ya kaldı. Aslında bunların hiç birinde iç dinamik yok. Hepsi önde görülen maceracıların yarattığı yapay, yatay oluşumlar. Dıştan destek bulmazsa akşamdan sabaha biter.

Ne yazık ki, tavşana kaç, tazıya tut diyenler çok.

Dost bildiklerimizde görüntü, bize köstek, teröre destek…

PKK’da eli silahlı binler var, nasıl beslenir, en modern silahlarla nasıl donatılır, bilinir de bilinmez? Benim, senin, onun söylemesi önemli değil, taşeron sözünü en yetkili söyleyiverdi. Beklediğimiz, kimler olduğunun açıklanması.

İktidar görünüşe bakılırsa gündemi kaygan zeminde tutuyor. Terörle baş başa götürdüğü bir Ergenekon davası var. Kime hizmet, kime nimet şimdilik fulu.

‘Bıçağı kestiren kendi suyu

‘İnsanı sevdiren kendi huyu’

Bu atasözünün ikinci dizesindeki sevdiren yerine küstüren konsa gerçeği daha iyi anlatacak.

Ağzı olan konuşuyor, kalemi bulan yazıyor. Bıraksan herkes kendi dünyasında eğitimle ilgili bir gelecek kuracak.”



Şimdi bu satırlara lütfen dikkat değerli okurlar…

Değerli Şener hocam; bu ülkeye ihanetin en büyüğünün yapıldığı noktanın altını çiziyor:



“Bayanlar baylar doğru olan 6O yıl önce başlatıldı, bırakmadılar.

194O’lı yıllarda, dünyada ilk olan bir eğitim sistemi uygulamaya kondu, Köy Enstitüleri… Türkiye coğrafyasının tamamına ulaşmıştı. Hedef, insanlarımızı aydınlatmak ve üretimi arttırmak… Köy enstitülerinin kapatılmasından sonra her musibet toplumu sardı. Kapatanlar zil çaldı oynadı. Yeter ki toplum cahil kalsın, muhtaç durumu sürsün. Cahillik ve muhtaç durum korunursa yönetmek, yönlendirmek umut dağıtılarak, vaatler verilerek sürdürülür. Aydın ve üretken toplum, yalanı çabuk anlar, yanlışı görür, sorgulaması yaman olur. İstenir mi böyle bir toplum? Köy enstitülerini kapatan ağalar derki, köye gelen mektubu benim adamlarım okumalı.

Ayrık otlarının temizlenmesi istenmedi.”Diyerek de Türkiye’nin can evinden nasıl vurulduğunu somut biçimde yazıp, anlatıyor.

Gayri fazla söze gerek var mı?


Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-05-14

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-06-17

E-bülten Gurubu

bize katılın ...