Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Salt çoğunluk


Üniversite sınavı sonuçları açıklandı.

On binlerce genç onca çabanın sonrasında aldığı puanla okuyabileceği bir yüksek okul seçimi yapacak.

Bizde adettir.

Konu komşulukta sevdiğimiz minik çocuklara sorarız:

“Büyüyünce ne olacaksın?”

Yanıtların çoğu bellidir:

“Doktor, mühendis, bilgisayar uzmanı, astronot, öğretmen…”

Çocuklar büyüdüğünde kararları da değişmeye başlar.

Çiftçiliğin, işçiliğin, esnaflığın da birer meslek olduğu bilincine varırılar.

Ancak bizim ülkemizde meslek seçimini öyle kolay yapamazsınız. Eğitim sistemimiz, sosyal ve ekonomik koşullar sizi aklınızdan hiç geçirmediğiniz bir mesleğin kapısına getirir koyar ki, şaşırırsınız. İşin içinde ekmek kavgası olunca, katlanmaktan başka bir çareniz de kalmaz.

Bütün bunlar sınav sonuçlarıyla ilgili internet ortamında bilgi toplamaya çalışırken bir film şeridi gibi geçip gitti belleğimden.

Ve hiç kalem tutmamış, defter-kitap sayfası açmamış yengemiz Sakine yengemiz geldi aklıma.

Çok nüfuslu ailesini oluşturan kızlarına ve oğullarına alçak gönüllü bir dilekte bulunur:

“Devlet dairesinde küçük bir memur olun, başka bir şeycik istemem.”Derdi.

Onun aklı devlet kapısındaydı. Küçük bir memur olmak, minik bir bütçeye sahip olmak sanki hayatın bütün zorluklarını aşmaktı. Yaşadığı küçük ve kısır döngülü hayatında insanların umudundan, beklentisinden, hayallerinden uzaktı. Belki de Türkiye gerçeklerine göre farkında olmadan sezgileri ona en kestirme yolu gösteriyordu.

Şu an seçenek belirlemek için girebileceği okulları tanımaya çalışan sevgili gençlerimizin, her öğretim yılında üniversitelerin mezun ettiği binlerce öğrencinin başlarındaki kepi havalara savurup, ellerindeki mezuniyet belgelerini mezuniyet gününe davetli ailelerine salladıktan sonra:

“Bundan sonrası ne olacak?” Mahzunluğunu görmelerini istemezdim.

Üretim ilişkilerinden kopmuş bir eğitimin; her yıl yığınlaşan kalabalıklarla aslında çaresizleştirdiği, yalnızlaştırdığı ve umutlarını yaşayacakları bu yeni süreçte içine düştükleri hüznünü tatmalarını da hiç istemezdim.



Ama olsun…

Eğitim sistemi ne olursa olsun; ışığın içinde olmak, yürümek ve hatta koşmaktır görevimiz.

Koşun gençler!

Karanlığın inadına var gücünüzle koşun!

Salt çoğunluğunuzu küçümseyenlerin belirsizlik üreten düzenini değiştirmek adına sakın yorulmayın… Koşun!



Gayretinizle, bilginizle, hırsınızla bu çarpıklıkları siz değiştireceksiniz.

Bir umudumuzda sizde…

Anlıyor musunuz?

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...