Cuma, 18 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

Hesap vermek

Hesap vermek


Her sürecin mutlak bir sonuç noktası vardır.

Nokta konulan yerde ortaya çıkan ise iyi veya kötü sonucun kendisidir.

Ve günahlar, sevaplar vardır.

İslam dininde günahları ve sevapları yazan iki melekten söz edilir. Bu meleklere Kiramen Kâtiben denir. Yani günah ve sevap kaydeden melekler.

Sağ omuzdaki melek iyilikleri yani sevapları…

Sol omuzdaki melek ise kötülüklerden doğan fenalıkları yani günahları yazar.

Yaşadığımız hayatı kendi kurallarına gör planlayan ve programlayan insanoğlunun kurduğu hukuk düzeni farklılıklar gösterse de; günahın cezalandırılması, sevabın ödüllendirilmesi aynıdır.

Bizde yönetenleri silkelemek ve uyarmak için söylenmiş çok önemli bir vicdani söz vardır:

“Tüyü bitmemiş yetim hakkı!”

Siyasi tarihimizde; kimin yetim hakkı yiyip, yemediği icraatının akışında görülür.

Her haltı yedikten sonra eliyle boğazını gösteren sözüm ona bıçkın siyasetçiler:

“Hâşâ! Bu boğazdan asla bir lokma yetim hakkı geçmemiştir.”Der.

Oysa başka boğazlardan, iğnenin deliğinden ipliği geçirir gibi ne haklar geçirmiştir de, sağır sultanlarda bile bilir…

Ahlak kavramı; insanın temelindeki hamur olup yoğrulmuşsa; helal ve haram olgusunun ne olduğu gerçeği bilinçlerden geçirilmişse yanlış yapılmaz. Sağ omzundaki meleğin yazdığı sevaplar çığ gibi büyürken, toplumsal yaşamdaki saygınlık da artar. Aynalara korkmadan bakılabilir. Geceleri rahat uyunabilir.

Her attığı adımı, alavere dalavereye açılanların ise sol omuzlarındaki melekleri eksi yazmaktan bitap düşer, helak olur. Günahın sahibi oldukları için de toplum içindeki saygınlıklarını kaybederler.

İslam inancında Nekir ve Münkir de öleni kabirde sorguya çeken sorgu melekleridir.

Ölen kişi kabirde sorgulanır, iman bütünlüğü, hayattaki yaptıkları tek tek sual edilir. Sevaplar çoksa cennetin, yoksa cehennemin kapıları açılır.

Bu dünyada ise günahına ve hatalarına kılıf bulanlar ne yazık ki varlık içinde yaşar. İş bilenin, kılıç kuşananın sözünden habersiz olanlar veya bu söze itibar etmeyenler de da yokluk ve sıkıntı içinde… Ancak kurulu yasalar iyi işliyorsa, bu durum hemen yer değiştirir.

Kısacası anayasal haklarından haberdar olanların düzeninde, adaletin işlediği ülkelerde yalanlılar, yanlışlılar kodeste; doğru ve iyiden yana olanlar saygın bir hayat ortamında yaşarlar.

Yaşadığımız dünyanın sorgucu; savcılar, yargıçlardır. Hesap sorma, adalet dağıtma onların yükümlülüğündedir.

Bir de milletin, yönetmeye atadıkları vardır. Bu insanların görevi kutsaldır. Biz bunlara milletvekilleri diyoruz. Sorumluluklarına emanet edilen; vatan ve millet iradesidir.

Görevleri milletin sorunlarını çözmek, haklarını savunmak, iyi bir hayatı planlayıp, düzenlemektir. Vicdanları adaletin terazisi kadar hassas olmak zorundadır. Kendi irade ve akıllarına göre hareket ettikleri müddetçe de değerlidirler.

Ancak yanlış ve duygusal; dediğim dedik, çaldığım düdük olan hezeyan içinde bulunan liderlerin teranelerine göre hareket ettiklerinde ise hayırsız ve ihanet içindedirler.

Kim olursanız olun… İster kral, ister kraliçe, ister cumhurbaşkanı, ister başbakan, ister savcı, ister yargıç, ister en yüksek rütbeden subay… Günü geldiğinde hesap vermek zorundasınız.

Ve hesap vermeyen kadar, hesap sormayan da suçludur, günah ve vebal altındadır.

Dünün hesabından yırtanlar, bugünün hesabından kaçarım diye hinlik düşünenler inançları varsa eğer, hesap vermeden kurtuluşlarının olmayacağını bilmelidirler…


Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...