Perşembe, 19 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

Tezkere


Geçen yaz memlekete karayoluyla gittiğimde ilginç yol gözlemlerim olmuştu. Özellikle, Elazığ-Bingöl arasındaki kıvrım kıvrım zor geçitli yollarda ansızın karşımıza çıkan bir tepe ve tepenin üzerindeki askeri karakollar garip bir ürperti vermişti yüreğimize.



Düşünün…

Bir İstanbullu genç hayatında ilk defa gördüğü Doğu ya da Güneydoğu’nun Temmuz’da bile doruğundan kar eksiltmeyen dağlarının gölgesinde nöbet tutuyordu. Tek sosyal çevresi; yoldan geçip giden vasıtalar, koltuğunda uyuyup kalmamışsa bir yolcunun belli belirsiz gülücüğü veya selamıydı.



Yeşil az dağları, uzayıp giden bozkır örtülü tepeler ulu kılıyordu. Bazen gökyüzünde beliren fırtına kanatlı yırtıcı kuşların dağlarda ansızın kopan ve yankılanan çığlığı bozuyordu sessizliği.



Orada, o delikanlıların tepeden tırnağa teçhizatlı beklemelerinin tek nedeni ve amacı elbette ki vatani görevin yerine getirilmesiydi. Bu sadece bizim ülkemize has bir görev biçimi değildir elbette. Sınırsız, savaşsız, sömürüsüz bir dünya kurmayı beceremeyen yeryüzü insanının kaçınılmaz görevidir.



“Oğlum olsun; sünnetini, okuduğu okullarında mezuniyet törenlerini, ellerine kına yakıp askere göndermeyi, döndüğünde başını bağlayıp evlendirmeyi nasip eyle Allah’ım!” Diye dualar eden; anaların, babaların kuzularıydı o gördüğümüz delikanlılar.



Biliyorum… Her geçen otobüsün, otomobilin koltuklarında olmak için nasıl can attıklarını, gün gelip de tezkere alacakları günün hayalini kurduklarını anlayabiliyordum.



Öğrenciliğimde; konu komşudan, akrabadan askere giden ağabeylere çok mektup yazmışlığıım olmuştur. Hepsine de o emeklerim helal hoş olsun.

Bir mektubun asker için ne kadar değerli olduğunu ancak kışlada uzun bir süre geçirenler bilir.

Mektup yazdığım o ağabeyler sılaya döndüklerinde; analarından, babalarından çok benim boynuma sarılır:

“Söz! Sen asker olduğunda yemin törenine koşup geleceğim.” Derlerdi.



Askerlikte garip özlemler de çekersiniz.

Çok özlediğiniz bir yemeği tezkere aldıktan sonra her gün yiyeceğinize dair kendi kendinize sözler verirsiniz. Mesela komutanların çay içtikleri kristal bardaklardan bir düzüne alıp, onlar gibi keyif yapacağınız da hasretlersiniz. Hatta daha ileri giderek, tezkere olduktan sonra askerlik yaptığınız kışlaya dönüp; komutanlarınızı, sizden sonra gelen alt kıdemdeki asker arkadaşlarınızı ziyaret edeceğinizin planlarını yaparsınız.

Ama tezkere aldıktan sonra verdiğiniz bütün sözleri unutursunuz. Kristal çay bardakları, her gün sevdiğim yemeği yiyeceğim hasretiniz, tezkerenizi alıp, elinizde bavulunuzla çıktığınız nizamiye kapısında unutur gidersiniz.



Dilerim vatan görevi için ülkemizin dört bir yanına askerlik yapan evlatlarımız kazasız, belasız hayırlı tezkereler alarak yuvalarına döner, bu görevden sonraki mürüvvetlerini de sağlık ve mutluluk içinde yaşarlar.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...