Salı, 19 Kasım 2019
Şahin AKÇAP

İlhan Selçuk'lu bir anı


Yıl 1974-1975..
Lisenin edebiyat kolu öğrencilerindenim.Okulun duvar gazetesini çıkarma gibi bir görevim de var.
Edebiyat öğretmenimizin verdiği ödev gereği onca seçenek arasında olan Vangölündeki Akdamar Adasında yaşanan bir efsaneyi
yazmayı seçiyorum.

Öğretmenim beğeniyor. Bir de, sulu boya ile göl üzerindeki adanın içinde yer alan Akdamar Kilisesinin
yansımasını öyküye kapak olsun diye özene bezene resimliyorum.

Ödev notunu on üzerinden on olarak alıyorum.

Öğretmenimin övgüsü de var:
"Bir kaç öykünle bir arada kitap bile olur bu." Diyor.

O yılın yazı İstanbul'a kara trenle gidiyoruz.
Babam, Tercüman Gazetesi okuyor ya; ilk durağımız Cağaloğlu yokuşundaki Tercüman Gazetesi olacak.
Aklımca Rauf Tamer ile görüşecek, öyküyü kendisine sunacağım. Ama yol arkadaşım; o sırada Cumhuriyet
Gazetesi çatısı altına çıkarılan Yeni A Dergisi'ne gitmemizi öneriyor.

"Boş ver Tercüman'ı. Uğur Mumcu'nun, İlhan Selçuk'un, Mustafa Ekmekçi'nin, Oktay Akbal'ın gazetesine gidelim."Diye ısrar ediyor.

"Tamam" Diyorum.

Önce Cumhuriyet Gazetesi'ne gidiyoruz.Hayal meyal Erdal Öz'ün de orda olduğunu anımsıyorum. Yazın dünyamızın
değerli öykücülerinden Adnan Özyalçıner bizi buyur ediyor. Van'dan geldiğimizi öğrenince de heyecanlanıyor. Kara trenli yolcu-
luğumuzu anlatıyoruz, sabırla dinliyor. İşte o sırada konuklarını kapıya kadar yolcu edip dönen İlhan Selçuk'u görüyoruz.

Adnan Özyalçıner:
" Ta Van'lardan gelmiş delikanlılar.Yazar olmayı koymuşlar kafaya" Diyor. Eliyle selam verip, hoş geldiniz diyerek
önümüzden geçip gidiyor İlhan Selçuk...

Ancak Adnan Özyalçıner bir iki sayfa okuduktan sonra:
"Üzerinde bir kez daha çalışmalısınız.Ve yayınlamakta da acele etmemlisiniz." Diyor.
Bu eleştiri bütün hevesimizi kırıyor, keyfimizi kaçırıyor

Cumhuriyet Gazetesi binasından ayrıldıktan yirmi yıl sonra Erdal Öz'le bir kez daha, Ah Tamara ve Eylülsüz Sonbahar
öykü kitaplarımın Tüyap Kitap fuarındaki imza günü için İstanbul'a kızımla gittiğimde bir araya geliyoruz. Çocuk öyküleri göndereceğimi
anlatıyorum. Sonra da; o tarihte doğum günü olan eşim için Erdal Öz'ün; kendi yapıtları olan; Gülün Solduğu Akşam ve Defterimde Kuş Sesleri kitaplarını
imzalamasını rica ediyorum. Erdal Öz'ün hastalıkla boğuştuğu o günlerde dört beş ay sonra yaşamını kaybettiğini öğrenince sarsılıyorum.
Eşim için imzaladığı kitapları bir kez daha, onu yad etmek için okuyorum.

Ancak İlhan Selçuk'u bir daha göremiyorum. Ama 0'nun, o ışıklı penceresinde yazdıklarını okumaya hep devam ediyorum.
İlhan Selçuk, Çetin Emeç, Uğur Mumcu, Abdi İpekçi ve adını ölümsüzler arasına yazdıran yazın ve düşün dünyamızın diğer isimleri;
güneşin önünde durup, aydınlığımızı kesmek isteyenlere karşı savaşım veren ışık savaşçılarıydı.

İlhan Selçuk'un aramızdan ayrılmasıyla bu gerçeği bir kez daha öğrenmiş oluyoruz.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...