Çarşamba, 18 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

VATANDAŞIN TERÖRLE İLGİLİ DÜŞÜNCELERİ



Öğle sıcağından kaçıp sığındığım lokantanın birinde karnımı doyurmak için serin bir köşe ararken, garson klimanın önündeki masaya buyur ediyor. Masada orta yaşlı bir beyefendi var. Masayı paylaşmak için izin istiyor, gülümsemesiyle de “merhaba” deyip oturuyorum.

Televizyonda öğle haberleri var.

İstanbul, Halkalıda otobüse yapılan saldırıda hayatını kaybedenlerin adını veriyor haber spikeri. Bizde, konuşuyor, yorum yapıyoruz masasını paylaştığım beyefendiyle:

“Dağlar bitti sıra kentlere mi geldi.”Diyor başını üzüntüyle sallayarak.

Sohbetimiz koyulaşırken tanışıyoruz.

Adı Münir… Erzurumlu… Yirmi sekiz yıl çalıştığı PTT’den emekli olduktan sonra Antalya’ya yerleşmiş.

“Amaçları; birlik ve beraberliğimizi parçalamak.”Diyor.

“Terör örgütünün içinde yalnızca Kürt gençleri yok. Hatta çok az.”Diye kısa bir duraklamadan sonra sözüne devam ediyor.

“Nasıl?”Diye gözlerimi kocaltarak soruyorum... Anlatmaya devam ediyor.

“Yıllar önceydi… Bir yolcu otobüsüyle memlekete giderken, Bingöl üzerinden Erzurum’a açılan yeni yola girmiştik. Bingöl kırsalı; sarp dağlarla, tepelerle çevrili, pusuya uygun yerlerdir. Birden otobüsümüzün önüne fırlayan on beş kişilik grup silahlarını otobüse çevirince, şoförümüz panik içinde frene basmış zınk diye durmuştuk. Otobüsü boşalttılar ve herkesi yan yana dizerek örgüt hakkında propaganda yaptılar. Yolculardan biri genç bir askerdi. Sivildi ama saçları kısa olduğu için anlamışlardı. O’na; ‘Sen ne biçim Kürtsün! Kürtlere zulüm eden devlete askerlik yapıyorsun!’ diye eziyet ettiler. Genç asker:’Ben Kürdüm ama hain değilim. Bu vatan hepimizin!’ Deyince şiddeti artırdılar ve gözlerimizin önünde ağzını, burnunu kırıp; kan revan içinde bıraktılar. Genç asker asla taviz vermedi. ’Siz Kürt değilsiniz. Ya Ermeni çetelerinden birsiniz, ya da gizli ajanlardansınız! Kürt olsaydınız, beni bunca insan içinde böyle dövmezdiniz!’Demeyi sürdürdü. O sırada yüksek bir tepenin üzerine bıraktıkları gözcünün el işaretiyle toparlandılar, genç askeri tekmeleyip, koşarak yanımızdan uzaklaştılar. Kaçışlarının nedenini gelen askeri araçlardı. Zırhlı askeri araçlar konvoy oluşturup bizi götürürken, genç asker de kurtulmuştu. Otobüsün içindeki yabancı uyruklu bir kadın üzerindeki beyaz gömleğinin kollarını kopararak askerin kanayan yaralarını pansuman ediyordu. Komutan konvoy içindeki cipi genç askeri hızla yakındaki hastanelerden birine götürmesi için görevlendirdi.”

Münir Bey nefes nefese kalmıştı. Önündeki yemek soğumuştu. Sanki olayı yeniden yaşıyor gibiydi. Masadaki bardağı hemen su ile doldurdum. Yudumladı… Yeniden konuşmaya başladı:

“Olaydan sonra dayak yiyen askeri düşündüm. Siz Kürt olamazsınız. Bu ülke üzerine hesap kitabı olanlardansınız. Biz Kürtleri bu emelleriniz için kullanıyorsunuz sözleri hep aklıma geldi. Burada sormak isterim. Acaba her askeri operasyonda Kürt olmayan kaç PKK’lı ölü ya da diri ele geçiriliyor. Örgüt içinde Kürt olmayanın sayısı ne? Aslında çok şey bu sorunun içinde diye düşünüyorum.” Dedi.

Vatandaş Münir’in aklına takılan tamamıyla silahlı ve güvenlik güçlerimizin ilgi alanı… Yanıtı da onlarda…

Münir Bey; terörün şu, ya da bu partiyle çözümleneceğine inanmıyor. Bunlar gider, onlar gelir mantığı yanlış. Doğru olan birlik… İktidar ve muhalefet bu konuda ortak karar almalıdır diyor. Sözlerini de:

“Bu savaşın bitmesini istemeyenler çok. Nemalanıyorlar. Çıkarlarının yok olmasından korkuyorlar. Asıl tehlike; çıkarları olup, nemalananlar. Bu tip insanlar da ortaya çıkarılmalı, yargılamalı.”Diyerek sözünü noktalıyor.

Yani söz dönüp, dolaşıp yine iç ve dış hain çetelerini buluyor.

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...