Çarşamba, 16 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

ECEVİT VE KEMAL KILIÇDAROĞLU


Haber kaynaklarında şu haber bomba gibi düştü:

“Rahşan Ecevit partisini kapatma, solda birleşme kararı aldı.”

Ve haberle birlikte Rahşan hanıma saygımız çoğalırken, Ecevit’in yaşamı bir film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçip gitti.

***

Merhum Bülent Ecevit, iz bırakan politikacılarımızdan oldu.

Siyasi duruşu…

İnsancıllığı…

Amerika’ya karşı o şaşırtan başkaldırışı.

Sigara ve çay tiryakiliği…

Gazeteciliğinin içine sinmiş şairliği.

Rahşan Hanımla el ele tüm Anadolu’yu bir derviş gibi karış karış gezmeleri.

“Halklara özgürlük” Sloganına karşı; “Bölücülüğü çağrıştırır.” tepkisi ve tavrı.

Kısacası yükselişi…

İnzivaya çekildikten uzun bir süre sonra DSP’yi kurarak yeni bir yükselişe geçişi. Apo’nun derdest edilmesinin ardından iktidara yeniden dönüşü.

Sağlık sorunları.

Metelik etmez, üçkâğıtçı güruhlarca düzenlenen bir provokasyonda yazar kasanın önüne fırlatılması…

Ve ölümü…

Ancak cismen ölümlü…

Anısıyla ölümsüzler arasındaki yerini aldı…

Ardından on binler saygıyla yürüdü.

Bir tek Allah’ın kulu, taşeron örgütü çıkıp da:

“Hırsızlık yaptı. Devlet malını çaldı. Zimmetine para geçirdi.”demedi.

Hep düşmanının bile saygı gösterdiği bir şahsiyet olarak ülkemiz tarihinin şerefliler sayfasında yerini aldı.

Bundan daha onurlu ne olabilir ki?

Çalmadan, çırpmadan, çirkef oyunların kumpasçı başı olmadan; o güzel insanlar gibi, zamanın güzel atlarının üzerinde dörtnala geçip gitti.

O Başbakan olsun diye gençliğimizin en verimli günlerinde örgütünün neferi olduk.

Haksızlığa başkaldırmayı, Nazım’ı sevmeyi, çalmamayı onun lideri olduğu sırada, Atatürk’ün partisinin çatısı altında henüz bıyıklarımız yeni terlemişken öğrendik.

Şimdi Kılıçdaroğlu televizyonda konuşurken ve görüntüsü ekranlarda karşıma gelirken garip bir duygu rüzgârı hissediyorum yüreğimde. Sanki Ecevit konuşuyormuş gibi geliyor bana. Sıkça kullandığı:

“Yurttaşlarım”

“Hakça” Gibi sözcükleri sanki Ecevit söylüyormuşçasına algılıyorum.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun felsefesi ve kararlılığı, cesurluğu da bu benzerlikleri arasındaysa eğer iktidarın da yolu yakınlaştı diyorum.

Ondan bize kalan:

—Cesur olmak…

—Düzenbazlara karşı boyun eğmemek…

—Doğru bildiğinden şaşmamak… Felsefesiydi.

Şairdi…

Devlet adamıydı…

Halkını çok seviyordu...



Onu yâd ederken aklıma gelen iki şiirini de sunmak istiyorum.

Yarın ve Pülümür’ün yaşsız kadını.

Adını da mavi ile yazıyorum ki; beyaz güvercin uçuran, maviyi halkının dilinde “Ecevit Mavisi’ne” Dönüştüren o güzel insanı bir kez daha anımsayalım diye.

YARIN
Bir şeyler olacak yarın
Duruşundan belli
Kırdaki atların
Bulutların koşuşundan belli
Kazışından köstebeklerin toprağı

Karıncaların telâşından belli
Bir şeyler olacak yarın
Belki bir tomurcuk
Belki bir ağacın düşen yaprağı
Belki de bir çocuk

Pek o kadar göremesek de uzağı
Kuşların uçuşundan belli
Bir şeyler olacak yarın
Öbür günden önemsiz
Yarından önemli.

PÜLÜMÜRÜN YAŞSIZ KADINI Pülümür’ün bir dağ köyünde gördüm onuYaşını sordum bir giz gibi güldüKimi seksen dedi köylülerden kimi yüzYüzüne baktım bir giz gibi güldü Bir asa vardı elindeBir solmuş krallığınKadifeden harmanisi üzerindeBir Hititliydi o bir SelçukluyduBir ermeniydi bir Kürt’tüBir Türk Yaşını sordum bir giz gibi güldüKoluma girdi bir soylu kadıncaTozlu köy yolunda sürüyerek eteğiniBeni tek gözlü sarayına götürdüKöy yapısı kulübesinin Zamanı onda yitirdim benYitik zamanlara onda eriştimEn soylu yoksulluğun toprak döşeli sarayındaBir taç gibi kondu başıma Türkiyeliliğim Bülent ECEVİT

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...