Salı, 22 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

VAH ŞU GÜRÜLTÜ! AH ŞU GÜRÜLTÜCÜLER!


Gece yarısını çoktan geçmiş.

Karşımızdaki apartmanın birinci katında gürültü- patırtı var.

Konuşuyorlar ama her sözcükleri tıpkı bir silah patlaması gibi gecenin sessizliğini paramparça ediyor. Dairemizin hemen karşısındaki komşumuz emekli İsmet ağabeyimiz uyarıyor:

“Lütfen biraz sessiz olur musunuz? Uyuyamıyoruz.”Diyor.

Gürültücülerden yanıt ters ve sitemkâr oluyor:

“Ne o canım rahatsız mı ettik. Bugün de biz biraz laflayalım dedik. İdare ediverin.”

Bu sözü söylerle de, durur muyum? Yatağa bağlasalar yatakla çıkarım balkona. Fırlıyorum:

—Bana bakın. Her gün bin öğrencinin içinden çıkıp geliyorum. Saat yirmi dörde kadar idare ederdik. Ama saat gece yarısı… Hava sıcak. Kapı, pencerede kapatamıyoruz. İsmet ağabeyin sözünü dinleyin. Diye daha sözümü tamamlamadan aşağıdakilerden en genç olanı efeleniyor:

“Kafa ütülemeyin be! Yatın aşağı!”Gibisinden lakırdı ediyor.

Öfke katsayım tavan yapıyor. Yatak odasına girip, cep telefonuyla tekrar balkona dönüyorum:

—Beş dakikanız var! Ya efendi efendi çekersiniz kapınızı, kapatırsanız her yeri ve sessiz olursunuz. Ya da ararım 155’i! Diye celalleniyorum.

Neyse, laf dinliyorlar ve ses kesiliyor. Ama gel sen uyu şimdi. Tansiyonum on sekizi çoktan aşıyor. İsmet ağabeye iyi uykular dileyip yatağa uzanıyorum. Ama ne gezer. Sağa dön, sola dön ve üstelik sesimizi yükseltip diğer komşuları da üzdüm düşüncesi, sabaha dar attırıyor.

Yeni Valimiz gürültücülere karşı haklı olarak yasal yöntemlerle mücadele edileceğini söylemiş. Kendisini yürekten hem de saygıyla destekliyorum.

Yazın Antalya tam bir kasaba keşmekeşliğine dönüşüyor.

Yakındır, sokak aralarında düğünlerde başlar.

Koca yollar, sokaklar, caddeler çevrilir, sandalyeler atılır, apartmanların arasına elektrosaz ve bilumum tıs taka tıs takalı orkestralar kurulur; düğün, dernek yapılır.

Yas tutan varmış… Hasta yatan olurmuş…

Sabah ezanıyla işe güce gidilirmiş, kimsenin umurunda bile değil

Ararsın yetkilileri:

“Falan belediyenin zabıtasını arayın. İşte telefonu.” Derler. Ara babam ararsınız gece boyunca verilen o numaraları… Karşınıza çıkan belediye görevlisi size nasihat çeker. Keyfi kaçmıştır ya!

“Düğün bu kardeşim. Bırakın millet mürvet görsün.”Diye çıkışır.

Elbette millet düğün yapsın, dernek kursun… Ama her şey adabında…

Bireyin özgürlüğü, bir başka bireyin özgürlüğüne kadardır.

Kentte yaşıyoruz diye kent hayatını arabeskleştirirsek, curcuna ortamı yaratırsak; ne dirilik, ne düzen kalır.

Biliyorsunuz, kentlerde yaşayanların sağlığını tehdit eden en büyük tehlikelerden biri gürültü.

Otomobillerine alarm taktıranlara da sözüm var. Bazı araçların yanından kedi, köpek geçtiğinde bile alarmı çalıyor. Ya da motosiklet sesinden… Zırt pırt alarmı çalanların yedi sülalesinin kulaklarını rahatsız olanların çınlattığını biliyoruz. Lütfen alarmlarınızı işin ehline bağlatın, ayarını da ona göre yaptırın. Ve asla çaka satmak için gece saat sıfır birlerde yanaştığınız evinizin önünde alarmınızı öttürmeyin. Maazallah uyku sersemi biri sizi öyle bir öttürür ki kurtaranız olmaz. Ayrıca gece korna çalmanın bile bir trafik suçu olduğunu da aklınızda tutun.

Laf lafı açmışken ezan okuyan müezzinlerimize de seslenmek istiyorum.

Lütfen camiiniz hoparlöründen ezan sesini kent koşullarını düşünerek hassas ayarında açınız.

Bunu söyleyenlere, yazıp çizenlere de kızmayınız. Unutmayalım ki; her öğretinin ve yaklaşımın harcı; sevgiyle, hoşgörüyle, anlayışla yoğrulursa eğer güzellikler ortaya

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-10-21

E-bülten Gurubu

bize katılın ...