Pazar, 15 Eylül 2019
Şahin AKÇAP

İSRAİL’İ YÖNETEN FİRAVUNLARA SÖZÜMÜZ VAR


Sina Dağında, On Emir’le görevlendirilen Hazreti Musa’nın acılı hayatını bilmeyenimiz yoktur.

O bir peygamberdir ve görevi onca Tanrı işaretine rağmen her türlü melanetten vazgeçmeyen kavmini uyarmaktır.

Hz. Musa, peygamber olduğunu her peygamber gibi kavmine mucizeler göstererek kanıtlar.

Yılana dönen asası günü geldiğinde Kızıldeniz’i ikiye de böler ve Tanrı buyruğuna inanan, peygamberliğini kabul edenleri deryanın içinden geçirip kurtarmayı başarır.

Dilerseniz; Hz. Musa’ya, Mısır’ın en büyük ve yüksek dağlarından biri olan Sina Dağında inen Tanrı buyruğu On Emir’i anımsayalım.

Bu emirlerden en önemlisinin:

“Öl-dür-me-mek!” Olduğunu belleğimize yazmayı da unutmayalım.

On Emir şunlardır:



1-Ben sizi Mısır’dan çıkaran ve kurtaran Allah’ım.

2-Göklerde, yerin altında ya da denizlerde bulunan, varlıklara benzeyen bir put ya da benzeri bir şey yapmayacak, onlara tapmayacak ve hizmet etmeyeceksiniz. Benden başka Allah’ınız olmayacak.

3-Allah’ın adını boş yere kullanmayacaksınız.

4-Şabat gününü hatırlayıp onu kutsal sayacaksınız.

5-Anne ve babanıza sonsuz hürmet edeceksiniz.

6-Öldürmeyeceksiniz.

7-Zina yapmayacaksınız.

8-Çalmayacaksınız.

9-Arkadaşınız ve hiç kimse için yalan şahitlik yapmayacaksınız.

10-Komşunun karısına, hizmetkârlarına, hayvanlarına ya da onlara ait hiçbir şeye göz koymayacaksınız.

Bakınız, Kuran’ı Kerim’de Bakara Süresinin ilgili bölümünde şöyle yazar:



(Bakara Suresi, 2/83, 84)“Bir zamanlar biz İsrâil oğulları’ndan, "Yalnız Allah'a kulluk edeceksiniz; ana-babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın, zekâtı verin" diyerek söz almıştık. Sonra, içinizden küçük bir kesim dışında, sözünüzden döndünüz; hâlâ da sırt çevirmektesiniz. Vaktiyle sizden, birbirinizin kanlanın dökmeyeceğinize, birbirinizi yurtlarınızdan çıkarmayacağınıza dair de söz almıştık. Siz de kabullene geldiniz. Hâlâ da (buna) şahitlik ediyorsunuz."

Ve şimdi tüm bunların ışığı altında; İsrail Devletini değerlendirirken; ne Hz. Musa’yı, ne O’nun kitabı Tevrat’ı, ne de dinlerdeki hiçbir uyarıyı önemsemediklerini görüyoruz.

İki gün önceki “Karikatür” konulu yazımda; bir Türk Karikatüristinin, ağlaşan ve dua eden Hahamları ve o görüntüye tam bir çelişki oluşturan Kudüs’teki Mesciti Aksa camiinin altındaki Batı duvarı üstünde ellerinde silahla mevzilenmiş askerleri çizerek Ortadoğu’yu üç beş çizgiyle anlattığından söz etmiştim. Ve o karikatür, bu yıl Uluslar arası Doğan Karikatür Yarışmasının birincisi oldu. Karikatür sanatçımızın duyarlılığı bugünün güncelliğiyle nasıl da buluşmuş değil mi?

Yani tarihteki o İsrail ile bugünkü İsrail ve onu yönetenleri göz önüne getirdiğimiz de Hz. Musa’nın, Kızıldeniz’i ikiye bölen asasının ardından karşıya çıkıp kurtulanların arasına sanki zalim Firavunların şeytan ruhlu mensuplarının da karışmış olduğunu düşünüyoruz.

On Emir, “öldürme” diyor…

Ama İsrail “öldürüyor.”

On Emir, “çalma” diyor…

Ama İsrail, Filistin’den “çalmaya” devam ediyor.

On Emir, komşuna “ihanet etme” diyor…

Ama İsrail komşusunu “boğazlamaktan” asla vazgeçmiyor.

Demek ki; İsrail, Hz. Musa’nın yeni bir hayat bahşettiği İsrail değil…

Demek ki; İsrail bir terör devleti olmayı inatla sürdürmekten geri dönmüyor.

Yani İsrail’i ne acıdır ki firavun ruhlu yöneticiler yönetiyor!

Ve işte bu nedenlerle olduğu içindir ki; Filistin halkının zalimlerden neler çektiğinin mesajını vermek için mavi sulara açılan onlarca gemiye saldırmakta, öldürmektedir.

İsrail halkının aklıselim düşünmekten başka çaresi yoktur.

Ya Hz. Musa’nın, Kızıldeniz’i yarıp geçirdiği iyi insanlar olduklarını başlarındaki firavunlardan kurtularak kanıtlayacaklardır, ya da zulmü gören insanlığın haklı öfkesi karşısında çığ gibi büyüyen isyana, tepkiye şaşırmayacaklardır.

Tanrı işaretini, Hz. Musa zamanında vermişti.

On yıllar süren kıtlıkla, yoksullukla sınamıştı. Şimdi; ya Hz. Musa’nın iyi kavminin torunları olduğunu göstereceklerdir veya On Emir’i unutup, emperyalist sömürücü firavunların çömezleri, insanlığın karşısında mahşerin ölüm süvarileri olarak yer tuttukları için paramparça olup lanetlenecek, tarihin affetmeyen karanlığına gömüleceklerdir.

Kanıt mı?

Kanıt için çağın firavunlarına ve ağa babalarına tarihin sayfaları arasında yer alan Roma İmparatorluğunun nasıl parçalanıp, yok oluşunu; faşist Nazi ordularının da, insanlık onuru önünde nasıl silinip gittiğini gösterebiliriz.

İsrail’in son eylemine insanlık suçüstü yapmıştır.

İsrail suçludur!

İsrail’i yönetenler savaş suç işledikleri Türkiye gibi ülkelere hesap vermek ve sonra da halklarından özür dileyerek istifa etmek zorundadırlar.


Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-06-17

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-07-07

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...