Pazartesi, 21 Ekim 2019
Şahin AKÇAP

ÖĞRENCİLER İÇİN ZOR GÜNLER


Mayıs ve Haziran ayları öğrencilerimiz için kâbus aylarıdır.

Sınavlar, performans ödevleri…

Süreç, ilköğretim 8. ve lise son sınıftaki öğrenciler için; SBS ve üniversite sınavları öncesi hazırlık çalışmalarıdır.

Bir taraftan okuldaki yoğun ders maratonu, diğer tarafta dershaneler ve kurslar çocuklarımızı, gençlerimizi kuşatır.

Bazen nefes alamazlar.

Gergindirler.

Aile bireylerine karşı sesleri yüksek perdeden çıkar, tavırları sitemkâr, şiddet içeriklidir.

Bir de bütün bu sorumluluklarına ergenlik etkileri de binince, belirgin davranış bozukluğu da gösterirler. Sıkça, ya da zaman zaman ağlarlar, isyankârlaşırlar ve hatta kaba güce başvurular.

Bu tepkilere güç yetiremeyenler, yaşadıkları karmaşada çıkış yolu bulamayanlar, hayata bile küserler. Bazen evden kaçarlar, bazen kendilerine zarar veren eylemlerde bulunurlar.

Bazen çok yalnız hissederler.

Bazen tepkileri sınırları aşan ölçüdedir.

Bazen de her şeyden kaçmak isterler.

Okul dershane ve aile üçgeni pres olup sıkıştırdıkça yalan söyleme gereği bile duyarlar.

İşte bu noktada dikkatli olunmalıdır.

Aile büyüklerinin ve bu dönemi yaşamış insanların onlara karşı anlayışlı, hoşgörülü olmasını gerektirir.

Şu sıralar başınız kaldırıp çevreye baktığınızda, sözünü ettiğimiz sıkıntılardan soyutlanmak için kendisini parklara, gözden ırak köşelere atmaya çalışan gençleri görürsünüz.

Şimdi lütfen buraya dikkat…

Daha öncede yazdığım gibi…

Gençlerin bu darmadağınıklığını fark eden leş kargaları da harekete geçer.

Masumiyetini yitirmiş karanlık odaklardan beslenenler bir vampir gibi çocuklarımızın ve gençlerimizin en zayıf anını kollarlar.

Artık Antalya büyük bir kent…

İstanbul kadar olmasa da İstanbul’a yakın sorunlarla dolu.

Ergenlik etkileri, sınavlar, okul dışı dershane desteklerinden kaçışta olan bu gençlerimizi aralarına katmaya çalışacak; madde bağımlılarına, serserilere dikkat!

Evlatlarımızı korumaya güvenlik güçlerinin yeterli gelebilmesi için bizim da sağduyu içinde hareket etmemiz, suça karşı affediciliği bırakmamız gerek. Suçtan ve suçludan yetkilileri mutlaka haberdar etmemiz gerekiyor. Buna oto kontrol diyorlar.

Sonucu kahreden ve üzen olayların olmaması için; anne ve babaların, duyarlı her yetkin insanımızın; ruhsal travmanın eşiğinde olan gençlerimizi korumalı, esirgemelidir.

Bazen görmezden gelmek, yok olup gidecek genç bir hayata yapılacak en büyük kötülük olur.

Her zaman ve her koşulda önerdiğim ve bu konuda yazarken söylemekten bıkmayacağım gibi:

—Evlatlarımıza sahip çıkmazsak, sahip çıkanların çok olacağını aklımızdan çıkarmamalıyız.

Onları lütfen yalnız bırakmayalım. Yanlarında olduğumuzu, güç birliğinde bulunacağımızı hissettirmekten kaçınmayalım.

Tedbirimizi alalım ki; olası bir üzücü olaydan sonra; dizimize vurup, suçu kaderin üstüne yıkmayalım…

Şahin AKÇAP

Diğer Yazıları

Yorum yap


Köşe Yazıları

""

Hasan TÜLÜCEOĞLU
Hasan TÜLÜCEOĞLU2019-09-19

""

Nevriye UĞURLUEL
Nevriye UĞURLUEL2019-10-17

""

Ramazan KALKAN
Ramazan KALKAN2019-01-23

""

Şahin AKÇAP
Şahin AKÇAP2019-09-05

""

Sevim AKDENİZ
Sevim AKDENİZ2019-09-08

E-bülten Gurubu

bize katılın ...